1 MAYIS BİRLİK MÜCADELE VE DAYANIŞMA GÜNÜ BİLDİRGESİ!

1 MAYIS BİRLİK MÜCADELE VE DAYANIŞMA GÜNÜ BİLDİRGESİ!


Tüm yurttaşları; emeğin ve üretenlerin uğradığı haksızlıklara, zulme ve sömürüye karşı, 1 Mayıs Birlik, Mücadele ve Dayanışma Günü’nde alanlarda bütünleşmeye ve ezilenlerin haklarını haykırmaya çağırıyoruz.

Selam olsun alanları dolduranlara, Selam olsun zulme ve sömürüye başkaldıranlara, selam olsun alın terinin hakkını arayanlara, selam olsun memura-işçiye-çiftçiye-emekliye, sözleşmelilere, EYT’lilere,  selam olsun aydınlık yarınlarımız için her türlü baskıya karşı adalet, eşitlik ve insan hakları isteyenlere…

Türkiye İşçi Sınıfı’nın  bir parçası olan kamu çalışanları tüm yurt genelinde alanlarda olup ezilen ve yoksul bırakılan işçi sınıfının taleplerini alanlara taşıyacaktır.

Emekten, demokrasiden, eşitlikten, özgürlükten, bağımsızlıktan ve demokratik, laik, sosyal hukuk devletinden yana olan bütün emekçileri ve halkımızı açlığa, sefalete, baskıya, zulme ve işsizliğe karşı 1 Mayıs’ta omuz omuza buluşmaya davet ediyoruz.

Türkiye Cumhuriyeti’nin yönetim biçimi “Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi” adı altında karşı bir devrimle geriye götürülmüştür. Cumhuriyete, demokrasiye, parlamenter sisteme karşı olan  AKP iktidarı; ülkemizin parlamenter cumhuriyet sistemini ortadan kaldırmayı hedeflemektedir.

Siyasal iktidar, demokrasinin getirmiş olduğu çoğulcu yapı, yasama, yürütme ve yargı gibi kuvvetler ayrımını ortadan kaldırmakta Türkiye Cumhuriyeti’nin işleyişi, gelenekleri, kurum ve kuruluşları hakkında tek başına karar vermektedir.

Ülkemizin ilerici dinamikleri olan cumhuriyetin kurucu ilkeleri, çağdaşlık, aydınlanma, yurttaşlık, laiklik, ulusal üniter yapı ve kamucu anlayış ile parlamenter sistem yok edilmektedir.

Siyasal iktidar, tüm muhalifleri kendisine tehdit görmekte ve anayasal bir hak olan grev hakkını yasaklamakla övünmektedir.  

Bu siyasi iklime ve baskıya karşı demokratik hukuk devletiyle oluşturulan bir sistemin öneminin vazgeçilmez olduğunu ilan ediyoruz!

Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluş felsefesi Atatürk ilke ve devrimleridir. Atatürk ilke ve devrimlerinden asla ödün vermeyeceğiz. Aydınlanmanın, bilimin, laikliğin ve Atatürk ilkelerinin Türkiye Cumhuriyeti’nin temel taşlarından bir olduğunu her fırsatta dile getireceğiz.

Emekten, demokrasiden, cumhuriyetten, parlamenter sistemden ve sosyal hukuk devletinden yana olan bütün demokratik örgütleri ve yurttaşlarımızı, 31 Mart yerel seçimleriyle Martın sonunu bahara çevirdiler ve onları selamlıyoruz!

Tüm dünyada olduğu gibi kapitalizmin yarattığı buhranla ülkemizde de ekonomik kriz yaşanmaktadır.  Ülkede yaşayan emekçilerin ekonomik ve siyasi sorunları ağırlaşmaktadır. Emeğiyle geçinenleri zorlu koşullar beklemektedir.

AKP iktidarı, tarihimizin en büyük ekonomik krizini ülkemize yaşatmaktadır. Siyasal iktidar, geçmişte olduğu gibi bu bugünde krizin yükünü emekçilere ödetmek istemektedir.

Ekonomideki rakamlar ve siyasi gelişmelerin gerçekliği karşısında ülkemizi 17 yıldır yönetemediğini gösteren AKP iktidarının uygulamaları ortadadır. Ülkemizde enflasyon, zamlar, faizler, adaletsiz vergi dilimleri, döviz kurundaki artış ve işsizlik sürekli artmaktadır. Açlığın ve yoksulluğun ülkemizde adeta sıradanlaştığı koşullar yaşanmaktadır.

Siyasi kirlenmişliğin, rantın, yolsuzluğun, rüşvetin AKP iktidarı döneminde yaygınlaştığı koşullarda elbette tarihin en büyük ekonomik, siyasi ve toplumsal sorunlar yaşanacaktır.

Ülkedeki ekonomik krizi “reform paketi”yle işçi, memur, emekli, dar gelirli vatandaşın sırtına yükleyenlerden ve “varlık kuyruklarıyla” yurttaşları açlığa ve yoksulluğa sürükleyenlerden hesap sorulacaktır.

Ekonomik paketlerle bankaları, sermayeyi ve yandaş iş adamlarını kurtaranları ve kamu emekçilerini, emeklileri, işçileri reform ve dönüşüm politikalarıyla da sefalete sürükleyenleri unutmadığımızın bilinmesini istiyoruz.

Ülkedeki tüm çalışanların kemer sıkma politikasına kurban gittiği, işçinin ve kamu emekçinin yaşam şartlarının zorlaştığı dönemde krizin bedelini emekçilerin, yoksul halkımızın sırtına yıkan siyasi iktidara artık yeter “krizin faturasını krizi yaşatanlar ödemelidir” diyoruz.  

Yeni ekonomi programı ve yapısal reformlar adı altında emekçilerin kazanılmış hakları gasp edilmek istenmektedir. İşsizlik fonu yağmasından sonra kıdem tazminatlarının fona devredilmesi adı altında kıdem tazminatı hakkımız gasp edilmek istenmektedir.

AKP iktidarının BES politikasının emekçilerin nazarında bir değeri yoktur. BES dayatması,  Türkiye Cumhuriyeti Anayasasında Devlete yüklemiş olduğu ödevleri çiğneme hakkı vermemektedir. Emeklilik hakkı, ücret hakkı ve çalışma hakkı Anayasa’da koruma altına alınmıştır.

Emekçilerin alın teri üzerinden ve mutfağına gidecek gıdalardan kesilen fonlar ve kesintiler sermayeye ve patrona teşvik olarak verilmesine karşıyız.  Mücadele ederek kazandığımız haklarımızın gaspını yine mücadele ederek sahip çıkıyoruz.

Dolaylı ve dolaysız vergilerle soyulduğumuz, emekçilerden alınan vergilerin patronlara teşvik olarak verdiği adaletsiz vergi sistemine karşı adil bir vergi sistemi kurulması, asgari ücretin vergi dışı bırakılması, vergi dilimi soygununa son verilmesini savunuyoruz.

İşçi sağlığı, iş güvenliği önlemlerinin etkin bir şekilde alınması, iş cinayetlerinin önüne geçilmesi, kadın işçilere eşit ücret verilmesi, taşeron çalışmanın yasaklanması, iş güvencesinin sağlanması, açlık ve yoksulluk sınırı altındaki maaş ve ücretlere karşı insanca koşullar ile emeğin en yüce değer olduğu bir yaşamı için alanlardayız.

Türkiye Cumhuriyeti’nin sanayisi, ticareti, ulaşımı, limanları, petrolleri, kentleri, turizmi, tersaneleri ve bankaları; yani nesi var nesi yoksa hepsi, AKP iktidarı tarafından çeşitli yasal düzenlemelerle, yerli ve yabancı sermayeye yok pahasına satışa çıkarılarak talan edilmiştir.

Eğitimi ve sağlığı tamamen ‘piyasacı” bir bakış açısıyla yönetmeye çalışan siyasal iktidar; eğitim ve sağlıkta başta olmak üzere toplumsal yaşamın hemen her alanında müşteri odaklı yaklaşım sergileyerek bu alanları parayla alınıp satılan niteliksizleştirmeye tabi kılmıştır. Eğitimde ve sağlıkta yaşanan ticarileştirme ve özelleştirme sonucunda ortaya çıkan uygulama bir çöküntü yaratmıştır.

Kamu hizmetlerini ticarileştirerek vatandaşları “müşteriye”, kamu hizmeti üreten kurumları “ticari işletmeye” dönüştürülmesini affetmiyoruz.

Memurun iş güvencesinin kaldırılmak istendiği, esnek ve performansa dayalı çalışma şartlarına doğru itildiği, hükümetin kapı kulu yapılmaya çalışıldığı, işçinin taşeron çalışmaya mahkum edildiği, kıdem tazminatına göz dikildiği, örgütsüz olmanın dayatıldığı, çiftçinin üretemez noktaya getirildiği,  esnafın vergi yükünün altında ezildiği, emeklinin açlık ve sefalete terk edildiği, gençliğin işsizlikle boğuştuğu koşullar nedeniyle 1 Mayıs alanlarını dolduruyoruz.

Sınıf bilinci ile emeğimize, ulus bilinciyle vatanımıza, yurttaş bilinciyle Cumhuriyetimize sahip çıkma mücadelesi veriyoruz.

1 Mayıs’ı kitlesel kutlamak ve ortaklaştırmak amacıyla tüm emekçileri; 1 Mayıs Birlik, Mücadele ve Dayanışma Günün'de, 1 Mayıs alanlarında binler olup emperyalist ve işbirlikçilere karşı taleplerimizi ortaklaştırmaya çağırıyoruz.

Tüm emekçilerin korkmadığı ve sinmediğini 1 Mayıs’ta göstermek istiyoruz.  Haklarımızın gasp edilmesine karşı çıkmak ve boyun eğmediğimiz bir kez daha haykırıyoruz:

-İşsizlik ve esnek çalışma biçimleri önlenmelidir.

-  Eğitimin ve sağlığın tamamıyla paralı hale getirilmesini kabul etmiyoruz.

-  Her alanda gerici kadrolaşmadan vazgeçilmelidir.

-  Sağlıkta reform adı altında devam eden şehir hastaneleri durdurulmalıdır.

-Emeklilik hakları gasp edilen EYT’lilerin emeklilik haklarını verilmelidir. 

- Kıdem tazminatı hakkının yok edilmesine izin verilmeyecektir.

- İşsizlik Sigortası Fonu’nun yağmalanması bitirilmelidir.

- Sendikal örgütlenmenin önündeki engeller kaldırılmalıdır.

- Grevli toplu sözleşmeli sendika hakkı ve iş güvencesi başta olmak üzere tüm taleplerimiz karşılanmalıdır.

-Seçim öncesi söz verilen 3600 ek gösterge kamu çalışanlarına derhal verilmelidir.

-Zorunlu Bireysel Emeklilik Sistemi’nden vazgeçilmelidir.

-Ekonomik kriz bahanesiyle işten çıkarmalar durdurulmalı ve yargı kararına bağlanmalıdır.

-Taşeron işçilerin kadroya alınmasında yaşanan ayrımcılığa son verilmelidir.

-Kamu emekçilerine gerçekçi enflasyon oranlarında zam verilmelidir.

- Kamu Emekçilerinin iş güvencelerini sağlayan “657 Sayılı Devlet Memurları Kanunu”na yapılmak istenen değişikliklerden vazgeçilmelidir.

- Doğru tarım politikalarıyla çiftçi korunmalıdır. Yerli üretici desteklenmelidir.

- Sosyal devlet uygulamalarının tasfiyesi durdurulmalıdır.

-Tüm özelleştirilmeler iptal edilmeli kamucu politikalara tekrar dönülmelidir.

- Milli Gelir paylaşımında adalet ve eşitliğin sağlandığı sosyal devlet yeniden tesis edilmelidir.

YAŞASIN 1 MAYIS

YAŞASIN 1 MAYIS BİRLİK, MÜCADELE VE DAYANIŞMA GÜNÜ !

YAŞASIN BİRLEŞİK KAMU-İŞ


BİRLEŞİK KAMU-İŞ

MERKEZ YÖNETİM KURULU