5. Kuruluş yıldönümümüzü kutladık (Başkanın konuşmasının tam metni)

5. Kuruluş yıldönümümüzü kutladık (Başkanın konuşmasının tam metni)

Birleşik Kamu-İş Konfederasyonu 5. Kuruluş yıl dönümünü Ankara Çağdaş Sanatlar Merkezi salonunda 10 Nisan 2013 Çarşamba günü görkemli bir törenle kutladı.

Törene Konfederasyonumuza bağlı sendikalarımızın Genel Başkanları, MYK Üyeleri, sendika üyelerimiz ve geniş bir davetli topluluğu katıldı.

Saat 18.00’de Sinevizyonla başlayan tören Genel Başkanımız İsmail Tutoğlu’nun konuşmasıyla devam etti. Sayın Tutoğlu, büyük bir ilgi ve alkışlarla kesilen konuşmasında, ülkemizin içinde bulunduğu durumda sendikamızın önemine ve yeni anayasa çalışmalarına değindi.

(Konuşma metninin tamamını haberimizin sonunda okuyabilirsiniz.)

İzmir Milletvekili tutuklu gazeteci Sayın Mustafa Balbay’a “Demokrasi” mücadelesine yaptığı katkılardan dolayı plaket verildi. Plaketi İsmail Tutoğlu’nun elinden Balbay adına kardeşi Suat Balbay aldı.

Eğitim-İş’in ve Konfederasyonumuzun Kurucu Genel Başkanı Yüksel Adıbelli’ye “Emek” ödülünü ise CHP Örgütlerden Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Adnan Keskin verdi.

Büyük bir ilgiyle ve coşkuyla dinlenen sanatçı Faruk Demir’in konserinden sonra tören kokteylle sona erdi.

TÖRENE KATILANLAR 

İzzet Çetin (CHP Ankara Milletvekili),

Sefa Koçoğlu (İşçi Partisi Merkez Karar Kurulu,

Yakup Akkaya (CHP İşçi ve Memur Sendikaları),

(Emekliler ve Emek Büroları Genel Başkan Yardımcısı),

Aytuğ Atıcı,  (CHP Mersin Milletvekili),

Mustafa Moroğlu, (CHP İzmir Milletvekili),

Kazım Kurt (CHP Eskişehir Milletvekili),

Gürkut Acar (CHP Antalya Milletvekili),

Hüseyin Karakuş (Yeni Kuşak Köy Enstitüleri Derneği),

Sevgi Özel (Dil Derneği Başkanı),

Faruk Demir (CHP Parti Meclisi Üyesi),

Bülent Tanık (Çankaya Belediye Başkanı),

Gökhan Günaydın (CHP Yerel Yönetimlerden Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı)

Faruk Sezer (Emniyet-Sen Genel Başkanı),

Nazım Mutlu (Ulusal Eğitim Derneği Başkanı),

Levent Gök (CHP Parti Meclisi Üyesi),

Şahin Ergüney (DETİS Yönetim Kurulu Üyesi),

Atakan Volkan Yurtsever(Ankara Halk Tiyatrosu Halkla İlişkiler ve Tanıtım Müdürü),

Mustafa Kaya (Ulusal Kanal Ankara Temsilcisi),

İlkay Akkaya (Aydınlık Gazetesi Ankara Temsilcisi),

Mustafa Yıldırım (Yazar),

Orhan Eraslan (CHPYüksek Disiplin Kurulu Eski Başkanı),

İlkay Budak (CHP KadınKolları Yayın İşleri, Basınlailişkiler, Kampanyalar ve Akdeniz Bölge Sorumlusu),

Düriye Taş (CHP Kadın Kolları Yerel Yönetimler ve Ege BölgeSorumlusu),

Celile Esen Kutluata (CHP Kadın Kolları MYK Üyesi),

Meral Özaygen (Cumhuriyet Kadınları Derneği Genel Sekreteri)

ÇİÇEK GÖNDERENLER

Kemal Kılıçdaroğlu (CHP Genel Başkanı),

Eğitim-İş Sendikası,

Fethi Yaşar (Yenimahalle Belediye Başkanı),

DETİS,

Nail Sanlı (TÜRMOB Genel Başkanı),

Tuncer Yılmaz (İlksan Yönetim Kurulu Başkanı)

TELGRAF GÖNDERENLER

Muharrem İnce (CHP Grup Başkanvekili),

Erdal Aksünger (CHP İzmir Milletvekili),

Ali Serindağ (CHP Gaziantep Milletvekili),

İsa Gök (CHP Mersin Milletvekili),

Doç. Dr. Aykan Erdemir (CHP Bursa Milletvekili),

Gülseren Onanç (CHPGenel Başkan Yardımcısı),

Sakine Öz (CHP Manisa Milletvekili),

Mustafa Moroğlu (CHP İzmir Milletvekili),

Mustafa Kumlu (Türk-İşGenel Başkanı)

Dr. Orhan Düzgün (CHPTokat Milletvekili)

İlhan Demiröz (CHPBursa Milletvekili)

İlhan Cihaner (CHPDenizli Milletvekili)

Bilal Çetintaş (Kristal-İşSendikası Genel Başkanı)

Deniz Baykal (CHP Antalya Milletvekili)

Dr. M. Şevki Kulkuloğlu (CHP Kayseri Milletvekili)

Gürsel Tekin (CHP Genel Başkan Yardımcısı)

Prof. Dr. Metin Lütfi Baydar(CHP Aydın Milletvekili)

Emine Ülker Tarhan (CHP Grup Başkanvekili)

Nihat Matkap (CHP GenelBaşkan Yardımcısı)

Recep Gürkan (CHP Edirne Milletvekili)

İhsan Kalkavan (CHP Samsun Milletvekili)

Prof. Dr. Hülya Güven (CHP İzmir Milletvekili)

Sedat Pekel (Bandırma Belediye Başkanı)

Av. Metin Feyzioğlu (Ankara Barosu Başkanı)

Av. Mahmut Tanal (CHP İstanbul Milletvekili)

Mehmet Siyam Kesimoğlu (CHP Kırklareli Milletvekili)

Umut Oran (CHP Genel Başkan Yardımcısı)

Bihlun Tamaylıgil (CHP Genel Sekreteri)

Aziz Kocaoğlu (İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı)

İSMAİL TUTOĞLU’NUN TÖREN KONUŞMA METNİ

Değerli konuklar,

Sayın basın mensupları,

Sevgili mücadele arkadaşlarım.

Emek ve demokrasi mücadelesinde büyük umutlarla kurduğumuz ve bir fidan gibi her geçen gün gelişip serpildiğine tanık olduğumuz, Birleşik Kamu-İş Konfederasyonumuzun kuruluş yıldönümünde, bu gurur ve sevinç dolu günümüzde, bizlerle olduğunuz için hepinize teşekkür ediyor hoş geldiniz diyorum.

Şahsım, konfederasyon yönetim kurulu üyelerimiz, konfederasyonumuza bağlı Eğitim-İş,Büro-İş, Yerel-İş, Kültür Sanat-İş, Tarım Orman-İş, Ulaşım-İş ve Genel Sağlık-İş Sendikaları adına da hepinize saygılar sunuyorum.

Bugün büyük bir minnet ve bağlılıkla üzerinde yaşadığımız vatan topraklarında tarih boyunca çok büyük medeniyetler, kültürler, topluluklar, kuruluşlar ve şahsiyetler yaşadı. Zaman içinde Tarih hepsini yargıladı. İnsanlık tarihi bunlardan güçlü olanı değil, doğru olanı, zalim olanı değil, zulme karşı olanı,haklı olanı değil, haksızlığa başkaldıranı akladı.

Bu topraklarda bugün yaşayanları da insanlık tarihi yargılamaya devam ediyor. Hükmünü açıkladığında hiç kuşkumuz yok ki Birleşik Kamu-İş ailesi o sayfalarda alnının akıyla yerini alacaktır. Ama birçokları asla bugün yaptıklarının hesabını veremeyecektir.

Değerli konuklar, sevgili arkadaşlarım,

Dünyanın ve ülkemizin içinde bulunduğu durum hepimizin malumudur. Bu durumu  Mustafa Kemal Atatürk onlarca yıl önce “En büyük düşman, düşmanların düşmanı, ne falan ne de filan milletler; bilakis bu, adeta her tarafı kaplamış ve bir saltanathalinde bütün Dünya’ya hâkim olan, kapitalizm afeti ve onun çocuğu olan emperyalizmdir.” diyerek özetlemiştir.

Onlarcayıl önce yapılan bu tespit hala geçerliliğini korumaktadır. Demek ki aradan geçen zaman içinde bizlerin eksik bıraktığı, aydınlanma devrimini tamamlayamadığımız bir çok husus bulunmaktadır.

Emek mücadelesini, ülke mücadelesinden ayrı düşünmek,sendikal mücadelenin önem, anlam ve değerini kavrayamamış olmak demektir.

Emperyalizmin hedefi topraklarımız, kaynaklarımız, halkımız,emeğimiz ve özgürlüğümüzdür, ülkemizi ve halkımızı sömürgeleştirmektir.

Ulus devlete saldırı, emeğe saldırı, emeğe saldırı, ulus devlete saldırıdır.

Küresel emperyalizm ve vahşi kapitalizm karşısında en büyük engel olarak ulus devleti görmektedir. Çünkü sömürgeciliğe, işgale ve sermayenin dolaşımına en büyük engel, ulus devlettir.

Ulus aşırı sermaye ve emperyalist güçlerin, neoliberal politikalarla, vatanımızı, ulus devletimizi, Atatürk’ümüzü, ilke ve devrimlerimizi, cumhuriyetimizi, cumhuriyetimizin kuruluş felsefesini hedef almaları rastlantısal değildir.

Bu doğrultuda, ülkemizi bölmeye, Ulus Devlet’in tartışılır hale getirilmesine, cumhuriyetimizin önüne engeller çıkartmaya, Cumhuriyet kazanımlarının ortadan kaldırılmasına çalışırken, sendikal haklara saldırmaya,sendikal hakların kullanımının engellenmesine, sendikasızlaştırmaya, emek güçlerinin ayrıştırılmasına yoğun dikkat, özen ve önem göstermekte, enerji veçaba harcamaktadırlar.

Bu saldırılar geleceğimize yönelik saldırılardır.

Amaç, ülkemizi etnik, dini, ekonomik, ideolojik vb. bölerek yok etmektir. Böylece ülkemizin bağımsızlığını ortadan kaldırmaktır.

Türkiye, bu amaç uğruna emperyalist güçlerce, yurt içindeki taşeron işbirlikçileriyle, kavram kargaşasıyla, Büyük Ortadoğu Projesi ile emperyalist bir savaşın içine çekilerek, Türk Ulus Devleti ortadan kaldırılarak, ulusal kimliğimiz yok edilerek, mikro milliyetçilik ve ırkçılık teşvik edilerek,  parçalanmaya ve ortadan kaldırılmaya çalışılmaktadır.

Büyük Önderimiz Atatürk’ ün bizlere sunduğu Yurtta Barış,Dünyada Barış ilkesi tersine çevrilerek Yurtta Savaş, Dünyada Savaş olarak ulusumuza dayatılmaktadır. Komşularla sıfır sorun diyerek yola çıkanlar, hepsiyle sorunlu hale gelmiştir.

Değerli arkadaşlarım.

Ülke ekonomisi çökmenin eşiğindedir.

Gelir dağılımındaki adaletsizlikler, giderek artan yoksulluk ve yoksunluk ülkemizin üzerine çökmüş karabasan gibidir.

Ancak çare yok değildir.

Vatanımız ve sınıfımız üzerindeki emperyalist, neoliberal saldırıyı püskürtmenin, hak ve çıkarlarımızı korumanın yegane koşulu, birlik içinde, tam bir eylemlilik halinde bulunmakta, ortak ses haline gelebilmekte saklıdır.

Vatan, ulus, emek ve sınıf mücadelemizi birlikte yürütmek,mücadelemizi, işçi, kamu çalışanı ayırımı yapmaksızın diğer sendikalar vehalkımızla ortaklaştırmak başarımızın en önemli koşuludur.

Neoliberal saldırıya uğrayan diğer ulusların çalışanları vesendikalarıyla uluslararası dayanışmayı sağlamak hedefimiz olmalıdır.

Başarı, üretimimizden gelen gücümüz yanında tüketimden gelen gücümüzüde  kullandığımız ölçüde artacaktır.

Sendikal mücadele planlı, sistematik ve sürekli yürütülmesi gereken büyük bir yürüyüştür.

Zulmün ve zorbalığın efendilerine karşı durmak, korku imparatorluğu ile mücadele etmek, ülkemizin tam bağımsızlığı, halkçı olmayan bütçe planlamalarının reddedilmesi,tüm halkımızın ve emekçilerimizin sesiolmaya devam etmek, sınıfımızın her sorununda yanında yer almak,

Demokrasiyi sendikamız, sınıfımız ve ülkemiz içinde egemen kılmak,

Görüşlerimizi yaymak,

Eylemliliğimiz içinde hukuksal mücadelelerimizi sürdürmek,

İnsan hak ve özgürlükleri ile çalışma hayatına ilişkin uygun düzenlemelerin, hukuk düzeyinde tanınması, yeni kazanımlar elde etmek için mücadele etmek, sendikal mücadelemizin temel ilke ve hedefleridir.

Emek mücadelesi sadece özlük hakları ile sınırlı değildir.

Bu bağlamda, yapılmak istenen yeni Anayasa’ya ilişkin Konfederasyonumuz görüşlerini de sizlerle paylaşmak istiyorum.

12 Haziran 2011 seçimlerinden önce birçok siyasi parti,programına, yeni dönemde Anayasa’mızı değiştirme hatta yeni bir Anayasa yapmayıalmış ve seçmenlere özgürlükçü, demokratik, ileri bir Anayasa sözü vermiştir. İlkece seçmenlerin bu hususu göz önüne alarak oy kullandıkları ileri sürülebilir.

Ancak yapılan seçimlerin bizce yeterli ve demokratik olmayan bir siyasi partiler yasası ve seçim yasasıyla yapılması demokrasi açısından şu an ki TBMM iradesinin halkın iradesini yansıtıp yansıtmadığı hususunda tereddüt yaşamamıza neden olmaktadır.

Çünkü öncelikle mevcut siyasi partiler yasası o partinin üyelerinin iradesinin parti yönetimine, dolayısıyla milletvekili aday belirleme sürecine yansımasını engelleyen hükümler içermekte, demokratik bir yapıda kabul edilemeyecek ölçüdeparti liderine yetkiler tanımaktadır. Bu durum çoğu zaman halk tarafından seçilen milletvekillerinin halkın iradesini değil parti liderinin iradesiyle hareket ettiği eleştirilerine neden olmaktadır.

Diğer yandan seçim yasası, özellikle %10 gibi hiçbir gelişmiş demokraside görülmeyen oranda seçim barajı içermesi vb. nedenlerle yine seçimlerde halkın tercihinin tam olarak yansıtılamadığı, seçmenin esas oy vermek istediği partinin seçim barajını geçemeyeceği kaygısıyla istemeyerek başka bir partiye oy verdiği veya seçimlere katılmadığı eleştirilerine neden olmaktadır.

Tüm bunlar son seçimlerle oluşan TBMM yapısının halkın gerçek iradesini yansıtıp yansıtmadığı konusunda kuşku yansıttığından; Anayasa değişikliği veya yeni bir Anayasa yapılması gibi toplumun her bireyini ilgilendiren bir konuda salt TBMM çoğunluğunun anlayışıyla değil toplumun tüm kesiminin katılımıyla bir Anayasa yapılmasını zorunlu kılmaktadır.

Halkbir ülkede o gün yaşayanların tümünü ifade eden bir kavramdır. Ulus ise geçmiş ve gelecekteki kuşakları da içine alan soyut ve manevi bir kavramdır. Yasalar halkın iradesiyle yapılabilir olsa da Anayasalar Ulusal İrade ile yapılmak zorundadır. Şu halde Anayasa yapılırken şu anki halkın düşüncesi yanı sıra henüz seçmen kimliğini kazanamamış gelecek kuşakların beklentisi ve özellikle Cumhuriyetimizin kurucu iradesinin de çok büyük önemi vardır.

Bu açıklamalar doğrultusunda yapılacak olanın ne olduğu veya ne olması gerektiği konusunda somut bir tespit ortaya koymak gerekir. Birleşik Kamu-İşKonfederasyonu olarak yapılması gerekenin yeni bir Anayasa yapmak değil,Anayasa değişikliği yapmakla sınırlı olması gerektiğini düşünüyoruz. Çünkü Anayasamızın 4. Maddesi ilk üç maddesinin değiştirilemeyeceğini ve değiştirilmesi için teklif verilemeyeceğini hükme bağlamıştır.

Bu ilk üç maddede yazan ve bu maddelerin dayandığı başlangıç ilkeleri bizce “Ulusal İrade”nin bir yansımasıdır. Bu dört madde dışında diğer maddelerin tümü değiştirilebilir olsa da değiştirilecek maddelerde bu dört maddeye aykırı olanveya bu maddeleri işlevsiz kılacak düzenlemelere de yer verilemez. Bu doğrultuda yapılacak her türlü girişime Birleşik Kamu-İş demokratik meşru tepkisini koyacaktır.

Kuşkusuz toplumun diğer kesimlerinin özellikle kendileriniilgilendiren konularda ortaya koydukları ve ulus devletimize, ulusumuzun veülkemizin bütünlüğüne, demokratik, laik, sosyal bir hukuk devleti olmahedefimize zarar vermeyecek talep, görüş ve önerilerine de hoş görüyle bakmakdurumundayız.

Yine bu bağlamda Birleşik Kamu-İş olarak Türk Ulusu kavramınınasla etnik bir kimliğe işaret etmediğini, ülkemizde yaşayan tüm kültürlerin bukavramın bir parçasını oluşturduğunu düşünüyoruz.

Her yurttaşımızın kendi kültürünü, inancını yaşamaya, anadilini öğrenmeye ve kullanmaya hakkı olduğunu ve hukukumuzun bunun garantisi olması gerektiğini düşünüyoruz. Ancak, Türk Ulusu kavramının içinin boşaltılarak, etnik milliyetçilik temelli ve emperyalizmin bir oyunu olan bölünme senaryolarına konfederasyon olarak tüm gücümüzle karşı koyacağımızın da bilinmesini isteriz.

Biz Birleşik Kamu-İş olarak ana dilde eğitimle, ana diliniöğrenme hakkının farklı olduğunu düşünüyoruz. Sosyal devlet olmanın bir gereğiolan kamusal hizmet sunumlarının bir bir piyasaya terkedilerek ortadankaldırılmaya çalışıldığı bir ortamda çok dilli kamusal hizmet talebininülkemizin bölünme çabalarına hizmet edeceğinin farkında olarak, bu ikiçelişkiyi ülkemize empoze eden güç odaklarının aynı olduğu konusunda kamuoyunu uyarmak istiyoruz.

Ülkemizde 30 yılı aşkındır süren silahlı terör eylemlerinin ve terör örgütünün meşrulaştırılma çabalarını asla kabul etmiyoruz. Elbette sorunların barışçıl yollarla çözülmesi en temel talebimizdir. Terörden en büyük zararı gören kesimlerden birisi de emekçilerdir. Kamu görevlileridir. Biz silahlı çatışmadan yana değiliz. Ancak terörün, kültürel, ekonomik, bölgesel, siyasal talep ve sorunlarla iç içe geçirilerek çözüm üretilmesi mümkün değildir.

Doğu ve Güneydoğu Bölgesinde kalkınmışlık sorunu çözülmeden,feodal beylik düzenine son verilmeden bu sorunlar çözülebilir mi? Çözülmez elbette.

Peki öyleyse nedir bu Hükümet ile terör örgütü arasında ki pazarlıklar, nedir bu akbil pardon akil  insanlar komisyonu nedir? Bu komisyonda konfederasyon başkanlarının olması emek mücadelesine ihanetin hangi boyuta geldiğini de göstermektedir. İşbirlikçi sendikaların ideolojik planda da nasıl iktidarla Atatürk, Cumhuriyet düşmanlığında yarıştığını biliyoruz. Özellikle sol görünüp Brüksel ve Atlantik ötesi komutlarla yürütülen politikalara destek olan yapıların ilerici/demokrat/sosyalist emekçileri gerçek yüzünü gizleyerek aldatmaya çalıştığı/oyaladığını artık herkesin görmesi gerekiyor.

Emperyalizm ülkemizi sömürü alanına çevirirken, onun genelvalisini atamak için Yeni Anayasa yapmak istiyor, bu amaca hizmet eden örgüt liderinin dışarı çıkarılması projesidir çözüm süreci dedikleri.

Birleşik Kamu-İş olarak biz buna izin vermeyeceğiz. Mücadele edeceğiz. Mücadele ederken Bertolt Brecht’in “Savaşı kaybedenler, savaşı kaybettikleri için haksız olmazlar” sözünü bilerek mücadele edeceğiz.

Değerli konuklar, sevgili arkadaşlarım.

Siyasal iktidar 657 sayılı devlet memurları kanunda değişiklik yapmaya çalışmaktadır böylece kamu çalışanlarının başta işgüvencesini ortadan kaldırmaya, performansa dayalı esnek çalışma modelini dayatarak, özelleştirmeyi, taşeronlaştırmayı ve sözleşmeli personel sistemini yerleştirmeye çalışmaktadır. Kadrolu, iş güvenceli, kamu adına insiyatif kullanan, yanlışa hayır diyen Cumhuriyetin onurlu memuru yerine kapıkulu anlayışını hakim kılmak istemekte, padişahlık özentisini gerçekleştirmeye çalışmaktadır.

Birleşik Kamu İş Konfederasyonu olarak ön koşulumuz işgüvencesidir, tartışılmasını dahi kabul edemeyiz. İş güvencemize dokunmak genelgrev sebebimizdir. Taşeronlaşma, sözleşmeli personel uygulamalarını, grevhakkını içermeyen toplu sözleşme düzenini kabul etmemiz mümkün değildir.

Değerli konuklar, sevgili arkadaşlarım.

Birleşik Kamu-İş Konfederasyonu henüz 5 yaşında taze birfidan olduğuna bakmayın. Bu gün burada da bir kez daha ifade etmeyeçalıştığımız sendikal anlayışımız çok daha köklü, çok daha eski deneyimlereçeşitli ders çıkarmalara dayanıyor.

Birleşik Kamu-İş’e 5 yıl önce çok büyük bir ihtiyaç vardı kikuruldu. Ama artık günümüzde vazgeçilmezdir. Bakın bu vazgeçilmezliğini 29Ekim’de 10 Kasım’da kanıtlamıştır. Cumhuriyet Bayramımızın kutlanmasına tam birdikta faşizmi uygulamasıyla engel olmaya çalışan AKP Hükümetine karşı çıkan veişçi sınıfının bu anlamda namusunu kurtaran tek konfederasyon olmuştur. Onuniçindir ki artık daha hızlı büyümesi, kitleselleşmesi ve daha etkin halegelmesi gerekiyor.

Bunun için burada olan olmayan tüm dostlarımızdan, ilkelerimizipaylaşan tüm kişi ve kuruluşlardan destek istiyoruz ve bekliyoruz.

Birleşik Kamu-İş kısa süre sonra sendikal haklara ilişkinverdiği mücadeleyle de vazgeçilmezliğini kanıtlayacaktır. Çünkü Birleşik Kamu-İş sadece kamu çalışanlarının değil tüm işçi sınıfının haklarının bir bütün halinde korunup geliştirilmesi için çaba harcamaktadır.

Kuruluş yıldönümümüzde bizlerle beraber olan tüm dostlarımıza, Ülkemizin dört bir tarafında bu ilkeler doğrultusunda mücadele eden tüm üyelerimize sevgilerimi saygılarımı yolluyorum.

Yaşasın Türkiye Cumhuriyeti,

Yaşasın sendikal mücadelemiz,

Yaşasın Birleşik Kamu-İş…