AÇLIK VE YOKSULLUK BÜTÇESİNE HAYIR !

AÇLIK VE YOKSULLUK BÜTÇESİNE HAYIR !


2020 Merkezi Yönetim Bütçe Kanun Tasarısı’nın TBMM’ye sunulması ile bütçe görüşmeleri başladı. Bu yıl merkezi yönetim bütçesinin 1 trilyon 96 milyar TL olması öngörülmektedir. Türkiye Cumhuriyeti tarihinde ise ilk kez bütçe büyüklüğü 1 Trilyon TL’yi aşmış durumdadır. Bütçenin bu kadar büyük bir miktara ulaşmasına rağmen bu yılda bütçeden emekçilerin ve yurttaşların payı zam ve ek vergiler düşmektedir. Kısacası bütçe halkın ve emekçilerin bütçesi olmaktan uzaktır. 2019 yılı için 81 milyar TL olarak hedeflenen (Eylül 2019 itibariyle 85 milyar TL’ye ulaştı) bütçe açığının 2020’de yüzde 72 artışla 139 milyar TL olması bekleniyor. Böylelikle yüksek vergiler ve zamlar bu süreçte hız kesmeden devam edecektir.

Cumhurbaşkanlığı Strateji ve Bütçe Başkanı Naci Ağbal "2020 yılında ekonomide yüzde 5 büyüme yaşanacağını dile getirirken, istihdamda 1 milyon 52 binlik bir artışın meydana geleceğini belirtti. Türkiye ekonomisi mevcut kriz şartlarında her gün biraz daha fazla daralmaya gittiği hepimizin malumu. Son TÜİK verilerine göre sanayi üretimi, ağustosta yıllık bazda yüzde 3,6, aylık bazda yüzde 2,8 düştü. Bunun yanı sıra işsizlik Türkiye Cumhuriyeti tarihinin rekorunu kırmaya başlarken, geniş tanımlı işsizlik oranı 8 milyona dayandı.

Gerçeklikleri göz önüne aldığımızda Ağbal’ın yeni döneme dair yaptığı bu iyimser açıklamaların hiçbir geçerliliği yoktur. Üretimden yoksun bırakılmış bir ekonomik programın ne istihdamı arttırmasını ne de enflasyonun tek hanelere indirmesini bekleyebiliriz.

TBMM'ye sevk edilen 2020 yılına ait Cumhurbaşkanlığı Bütçe Teklifi’ne göre, AKP’li Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, 74 bin 500 TL olan maaşını 81 bin 250 TL'ye çıkardı. Böylece, asgari ücrete 161 TL zam yapan, memura yüzde 4’lük zammı reva gören Cumhurbaşkanı kendi maaşına 7 bin TL zam yapmış oldu. Cumhurbaşkanı’nın kendi maaşına yaptığı zam göz önüne alındığında bütçenin kim için hazırlandığı ortaya çıkmaktadır. Hazine ve Maliye Bakanlığının 434,4 milyar TL ile ödenekten aslan payını alması, ülkenin adeta bir aile şirketi mantığı ile yönetildiğinin de bir diğer kanıtıdır.

Gıda enflasyon oranının yüzde 36,9 oranında arttığı bir dönemde bütçenin yurttaşların ve emekçilerin çıkarlarını gözeten bir noktadan ele alınmasını beklemek milyonlarca yurttaşın ve emekçinin en tabii hakkıdır.

AKP iktidarının kendi hazırlamış olduğu bütçede hesaplar karışmış devletin gelirlerinin kime nasıl harcandığı ortaya çıkmıştır. Bu bütçe merkezi bir devlet yönetimi bütçesi olmaktan öte belirli bir kesimin yararlandığı, servetine servet kattığı denetimden ve hesap verilebilirlikten uzak bir yönetim bütçesidir.

Türkiye’de açlık sınırının 2.500 TL’yi yoksulluk sınırının ise 7000 TL’yi aştığı bu dönemde bütçe yoksulların ve zor şartlar altında yaşamını sürdürmeye çalışan yurttaşların bütçesi değildir. 2020 yılı merkezi bütçesi üretimden uzak, sosyal devlet anlayışından uzak bir piyasa rejimi bütçesidir.

Ekonomik krizin bedelini ödemeyi kabul etmeyen milyonlarca yurttaş ve emekçi talan ve israf bütçesini kabul etmeyecektir. Sayıştay raporlarında açığa çıkan ve devletin tüm kurumlarına yayılmış olan usulsüzlükler milyonlarca yurttaşın alınterinin kimler tarafından nasıl kullanıldığını açığa çıkarmıştır. Siyasal iktidarın ve ona bağlı kurumların her geçen gün artan refahı ve zenginliği bizlerin her gün daha fazla yoksullaşmasına neden olmaktadır. 2020 yılı merkezi yönetim bütçesi yurttaşları için değil sermaye ve yandaş iş adamları için hazırlanmıştır. 

BİRLEŞİK KAMU-İŞ 

MERKEZ YÖNETİM KURULU