AÇLIK-YOKSULLUK İNTİHARLARI İKTİDARIN SORUMLULUĞUNDADIR!

AÇLIK-YOKSULLUK İNTİHARLARI İKTİDARIN SORUMLULUĞUNDADIR!


AKP iktidarının; ekonomi politikaları işsizliği büyütmekte açlığı ve yoksulluğu beslemektedir. Ekonomik sıkıntılar nedeniyle bunalıma giren vatandaşlar ne yazık ki hayatlarına son vermektedir.  Son günlerde yaşanan toplu ölümlerde, intiharların ekonomik nedenlerinin ön plana çıktığı bilinmektedir. İstanbul Fatih'te 4 kardeşin yaşamlarına son vermelerinin ardından bir facianın da Antalya Konyaaltı’nda meydana gelmesi ile Gaziantep’te Saadet H.  öğretmenin intihar etmesi ülkemizin içine düştüğü ekonomik yıkıntının korkunçluğunu göstermektedir. 

İntihar olaylarının elbette tek bir nedeni yoktur ancak ülkemizde siyasal, ekonomik, kültürel ve sosyolojik yapısındaki dönüşümün büyük etkisi vardır. Dört kardeşin dördünde de aynı ruhsal sorunlar, depresyon vb. vardı demek zor; ama dördünü de aynı ölçüde yakan yoksulluğu; maddi sıkıntıları, ödenemeyen kirası, kesilen elektriği ve birikip altından kalkılamaz hale gelen borçları görmek zor değildir.

İntihar söz konusu olduğunda kestirmeden bir nedene bağlamak doğru olmasa da ekonomik sıkıntıların ailelerin ve bireylerin yaşamında derin travmalar oluşturduğu kesindir.

İntiharların yoksulluk, geçim sıkıntısı, işsizlik, borç ve çalışma koşullarından kaynaklandığının farkındayız.

Küçülen ekonomi, tarihi zirvelerine yükselmiş olan işsiz sayısı, yüksek seyreden enflasyon, bankacılık sisteminde yaşanan ödenemeyen krediler sorunu, iflaslar, konkordatolar vs sorunların büyük bölümü toplumun temel sorunları olmaya başladı.

Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) verilerine göre, 2002 – 2018 dönemini kapsayan 17 yılda 50 bin 378 kişi hayatına son verdi. Söz konusu dönemde, Türkiye'de her sene ortalama 2 bin 963, her ay 246, her gün 8 kişi intihar etti.

Son 17 yılda intihar edenlerin 5 bin 318'i aile içi sorunlar, 4 bin 481'i geçiş sıkıntısı, 10 bin 887'i hastalık, bin 4'ü ticari başarısızlık, 2 bin 412'si aşk ve istediği ile evlenememe, 3 bin 896'sı diğer nedenlerle hayatına son verdi. 21 bin 256 kişinin ise neden intihar ettiği bilinmemektedir.

Özellikle milyonlarca insan yaşam gereksinimlerini karşılamakta zorlanmaktadır. Yurttaşlarımız artık mutfağındaki temel besin maddelerini dahi karşılayamaz duruma getirilmiştir. Hayat pahalılığı yurttaşlarımızı açlık ve yoksullukla boğuşmasına neden olmaktadır. Tüm çalışanların maaşları sürekli enflasyon karşısında erimekte ve erime her geçen gün daha da artmaya devam etmektedir.

Bugün açık bir şekilde görülmektedir ki ülkemiz işsiz, mutsuz, kaygılı ve gelecekten umutsuz insanlar ülkesi haline getirilmiştir.

Konfederasyonumuzun düzenli olarak yaptığı araştırmaya göre Türkiye’de açlık sınırının ekim ayında 2.600 TL’yi yoksulluk sınırının da 9.600 TL’yi aştığını ve  bu durumun da yurttaşları çaresizliğe sürükleyen ekonomik koşulları göstermesi açısında önemli olduğunu düşünüyoruz.

Enflasyon altında inim inim inleyen yurttaşların tek beklentisi insanca yaşam şartlarıdır. Toplumun tüm kesimlerini oluşturan işçi, memur, emekli, esnaf ve emeğiyle geçinenlerin ortak talebi enflasyonun düşürülmesidir.

Hükümetin; işini kaybeden ve iş arayan insanlarımızdan, sefalet ücretine mahkûm edilen; asgari ücretli, emekli, dul ve yetimlerimizden yükselen feryadı duymaya, kaygı verici boyutlara ulaşan bu sorunu çözmek için acilen ciddi adımlar atmasını bekliyoruz.

AKP iktidarının ekonomi politikalarının çıkmazları yurttaşları intihara sürüklemektedir. Emekçilerin yaşamlarını sonlandırması çözüm değildir. Emekçilerin; iktidarın sömürü ve rant düzenine karşı sendikal ve örgütlü mücadeleyi büyüterek yaşam şartlarını düzelteceğini ilan ediyoruz.

Emekçiler; grev, toplu sözleşme ve sendikal örgütlenme ve kendilerini korumak için mücadele yöntemlerini dikkate almalıdır. 

Yoksullaşmakta olan emekçilerin ekonomik ve istihdam soruna çözüm yaratılmalıdır. Yurttaşlar hayat pahalılığı ile mücadele etmekte zorlanmakta ve gelir dağılımındaki adaletsizlikler giderilmelidir.

Birleşik Kamu-İş Konfederasyonu olarak; intiharların, açlık-yoksulluk intiharları olduğuna dikkat çekiyoruz, emekçilerin yaşam hakkını elinden alan bir rant düzenine karşı tüm yurttaşları sendikal mücadeleyi büyütmeye çağırıyoruz.

 BİRLEŞİK KAMU-İŞ

MERKEZ YÖNETİM KURULU