OH NE GÜZEL BİR MEMLEKET DİYENLERE İNAT HER ŞEY ÇOK GÜZEL OLACAK DİYENLERİN MÜCADELESİ SÜRECEKTİR!

OH NE GÜZEL BİR MEMLEKET DİYENLERE İNAT HER ŞEY ÇOK GÜZEL OLACAK DİYENLERİN MÜCADELESİ SÜRECEKTİR!


 

Ülkemizde işçilerin, emekçilerin yaşam şartlarının zorlaştığı dönemde AKP iktidarı, işçilere ve kamu emekçilerine açlık ve yoksulluk koşullarını dayatmaktadır.

Ülkedeki tüm çalışanların kemer sıkma politikasına kurban gittiği, işçinin ve kamu emekçinin yaşam şartlarının zorlaştığı dönemde Cumhurbaşkanı tarafından kurulan Yüksek İstişare Kurulu (YİK) üyelerinin atamaları ve aldıkları maaşlar vicdanları yaralamaktadır.

YİK üyesi Bülent Arınç’ın ve YİK’e atanan üyelerin 13 bin TL olan maaşlarının 18 bin TL’ye çıkarılması kabul edilemez. 

Bu kurulun ilk toplantısında kurul üyelerine yüzde 40 zam yapılması 82 milyon Türkiye Cumhuriyeti vatandaşını yakında ilgilendirmekte ve rahatsız etmektedir!

Kişilere ödenen yüksek maaş, sekreter, oda ve masrafları da eklenince bu kuruldaki israf ve savurganlığın büyüklüğü gözler önündedir. Bu kuruldaki üyelerin aldıkları maaşlar ve giderler, bu kişileri bu göreve atayanların cebinden değil bu ülkenin işçileri, emekçileri, yoksulları ve asgari ücretlilerin cebinden çıkmaktadır.

Ayrıca Cumhurbaşkanı Erdoğan bu kurula Bülent Arınç, Köksal Toptan, Cemil Çiçek, Mehmet Ali Şahin gibi AKP’nin önde gelenlerinin atanması doğru ve etik değildir.

Şekere %16, çaya %15, elektriğe %15, mazota 23 kuruş, benzine 27 kuruş zam geldiği ekonomik koşullarda bu kişilere böyle toplu olarak yüzde 40 zam yapılması vatandaşın gözüne israfın ne olduğunu açıklamaktadır.

YİK üyeliğine atanmaları ve yüksek maaş bağlanması kamuoyunda tartışılması ve tepki gösterilmesi doğal bir haktır.

Ülkenin nasıl yönetildiği, kamu kurumlarına kimlerin atandığı, atanan kişilere sunulan imkanlar, bunların ne kadar maaş aldığı, nasıl yaşadığı, verilen maaşı hak edip etmediğini,  liyakat ile mi yoksa bir siyasi partiye yakınlığın mı etkili olduğunu sorgulamak bu ülkenin yurttaşlarının hem hakkı hem de görevidir.

Ülkenin zorlu ekonomik koşullarda geçtiği bir dönemde memurların iş güvencesine göz dikildiği, memurlar ek vergiler altında ezildiği, kamu personeli rejiminde kapsamlı değişiklikler gündeme taşındığı, Zorunlu BES uygulaması kalıcı hal getirildiği,   3600 Ek gösterge bekleyenler ve EYT’liler bir kez daha mağdur edildiği, tüm emekçilerin yoksulluk sınırı altında geçim mücadelesi verdiği koşullarda siyasi iktidara yakın kişilere yüzde 40 oranında zam yapılması vicdanları yaralamaktadır.

Asgari ücretin 2020 lira olduğu, halkın enflasyonunun yüzde 30’ların üzerine çıktığı, gençlerin yüzde 25 işçisiz olduğu, milyonlarca emeklinin 1000-2000 TL gibi açlık sınırın altında bir maaşa mahkum edildiği ve emeklilerin ve memurların temmuz zammının sadece yüzde 5-6 olacağı düşünüldüğünde zenginliğin, israfın, gösterişin büyüklüğü ortadadır.

AKP iktidarına, 31 Mart ve 23 Haziran yerel seçimlerinin sonuçlarını unutmamasını hatırlatıyoruz. Yerel seçim sürecinde israfın, özel kişilere yüksek maaşlar, bankamatik görevlilerin taşıtmaları hafızalardaki yerini korumaktadır.

Birleşik Kamu-İş Konfederasyonu olarak; ülkemizdeki ekonomik kriz koşullarının yurttaşlar üzerinde ağır etkisi ilerlemeye devam ederken yüksek maaşlarla YİK üyelerine yüzde 40 zam yapılması elbette ki yurttaşların ilk fırsatta hesap soracağı israf ve gösteriş konusu olacaktır.

BİRLEŞİK KAMU-İŞ

MERKEZ YÖNETİM KURULU