BASINA VE KAMUOYUNA

BASINA VE KAMUOYUNA

Değerli Basın mensupları,

         Ortak sorunları ve aynı duyarlılıkları paylaştığımız değerli demokratik kitle örgütleri, siyasi parti kurum ve kuruluş temsilcileri,

         Sevgili Halkımız,

         Bir kaç haftadır tüm yurdu kaplayan beyaz kar örtüsü, keşke bu güne kadar yaşanan yokluk, yoksulluk, açlık, işsizlik, hukuksuzlukların da üstünü böylesine örtebilse, tüm ulusumuz, insan haklarına saygılı, sosyal bir hukuk devletinde, içerde ve dışarıda, barış ortamında, kalkınmış, temel sorunlarını çözmüş, demokratik kurum ve kurallarını yerleştirmiş, üreten, hakça bölüşen, gelecek kuşakların refahını güvenceye almış bir ülkede huzur içinde yaşayabilse…

         Ancak ne yazık ki bu kar, çalışanlara, işsizlere, emeklilere, köylüye, esnafa, yani halkın yoksul bırakılmış kesimlerine geçim derdi olarak yağıyor. 

         Çünkü,

         Bu gün işbaşında olan iktidar, tıpkı kendisinden önce iktidarda olan bir çok hükümet gibi, oyunu alarak hükümet olduğu halkın çoğunluğundan yana değil küresel sermaye ve bu küresel sermaye ile bir şekilde ortak olabilmiş yerli holdinglerin çıkarına programlar uygulamaktadır. 

         Sürekli ülkenin büyüdüğünden dem vuranlar, sayılan bu kesimleri her gün yoksullaştırmaya devam ediyor. Açlık ve yoksulluk sınırları resmi makamlarca açıklanırken, aynı resmi makamlarca açlık sınırının çok altında asgari ücretler belirleniyor. Gençliğinde ve sağlığında bu ülkeye hizmet etmiş emekliler en rahat ve huzur içinde yaşayacakları dönemlerinde kalan ömürlerini halk ekmek kuyruklarında geçiriyor.

         İktidar sahiplerine sesleniyoruz. Kömür, makarna, bulgur dağıtarak oy aldığınız kesimler artık size dua etmiyor beddua ediyor. Çünkü, sizlerin onbinlerce Lira maaşımız yetmiyor diye maaşlarınızı bir gecede %60 oranında arttırdığınızı, buna karşın emekçiye %3 zammı bile reva görmediğinizi biliyor.

         Devletin olanaklarıyla, kendinizin ve yakınlarınızın refah içinde yaşadığını biliyor. Artık demokratik tepki göstermenin zamanıdır.

         Bileşik Kamu-İş bu gün bu tepkileri Samsun’dan başlatıyor. Birleşik Kamu-İş’in yöneticileri ve kadroları bu gün Samsun’dan Ankara’ya dört günlük bir yürüyüş başlatıyor. Aynı zamanda ülke çapında sendikalarımızın tüm şube, il ve ilçe temsilcilikleri yürüyüşe destek olmak amacıyla alanlara çıkıyor. Taleplerimiz dikkate alınmazsa direnişimizi Ankara’da sürdüreceğiz. Bu zorlu mücadelede bize destek olan tüm dostlarımıza ve sesimizi kamuoyuna duyurmamıza yardımcı olan basın emekçilerine teşekkür ediyoruz.

         Sevgili dostlar,

         Şu sıralarda Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde Kamu Görevlileri Sendikaları Kanunu değişiklik tasarısı görüşülüyor. Bu tasarı derhal geri çekilmelidir. 

         Kamu çalışanları 20 yılı aşkın süredir grevli toplu sözleşmeli sendikal haklar mücadelesi veriyor. Gelinen noktada TBMM’ye sevk edilen yasa tasarısı mevcut düzenlemeden bile daha geri hükümler içeriyor. 

         Uluslararası sözleşmelere göre kamu çalışanlarının grev ve toplu sözleşme hakkı zaten vardır. Hükümetin yapması gereken bu haklarımızı kullanmamızı sağlamaktır. Grev ve toplu sözleşme hakkımız pazarlığa açık istismar edilecek bir konu değildir. Kamu emekçileri bu haklarını alanlarda eylem yaparak, evrensel hukuka dayalı fiili grevler yaparak elde etmişlerdir. Bu haklarını kullanmaya da kararlıdırlar. Birleşik Kamu-İş bu kararlılığını bu gün Samsun’dan yola çıkarak haykırıyor. Bu yol eylem ve etkinliklerin tüm yurda tüm işyerlerine yayılacağı bir yolun başlangıcıdır. 

         Birleşik Kamu-İş işçi-memur ayrımı olmaksızın tüm emekçilerin sınıf dayanışmasına inanan bir örgüttür. Bu doğrultuda tüm işçi ve memur konfederasyonlarına yakın zamanda yaptığı birlikte mücadele çağrısını bu günde tüm yurttan tekrar ediyor. Emekçileri haklarını almak için demokratik meşru eylemlere çağırıyor. Bu sesimizin duyulacağına hiç bir kuşkumuz yoktur. 

         Sevgili dostlar,

         Emek mücadelesi, demokrasinin de önünü açacak bir mücadeledir. Tüm ulusumuzun demokratik bir ülkede yaşama isteğinden kuşku yoktur. Ancak herkes bilmelidir ki, Demokrasi ancak Cumhuriyet rejiminde olabilir. Türkiye Cumhuriyeti emperyalizmin çizdiği sınırlar içinde emperyalistlerin lütfüyle kurulmadı. Emperyalizmin işgali altındaki Anadolu’da, yanmış, yıkılmış, ihanete uğramış bir ulus tarafından Mustafa Kemal ve Arkadaşlarının öncülük ettiği amansız bir savaşla kuruldu. Sakarya sadece bir ırmağın yada bir savaşın adı değildir. Sakarya aynı zamanda padişahın kullarının yurttaşa dönüştüğü, tebaanın ulusa dönüştüğü meydanın adıdır.  19 Mayıs takvimde yer alan herhangi bir gün değildir. Ulusun başkaldırı günüdür. 29 Ekim bu başkaldırının taçlandığı Cumhuriyetimizin kurulduğu gündür. 

         Ulusal değerlerine sahip çıkamayan bir ulus yok olmaya mahkumdur. Ulusal bayramlarımız özellikle gençliğimize Ulus bilincimizi öğreten çok önemli günlerdir. Hükümet geçtiğimiz yıl Mustafa Kemal’in en "Büyük Bayramımız" dediği Cumhuriyet bayramımızın deprem bahanesiyle, bu senede 19 Mayıs Atatürk’ü Anma Gençlik ve Spor Bayramımızın soğuk bahanesi ile açık alanlarda kutlanmasına yasak getirdi. 

         Birleşik Kamu-İş soğuk havanın değil, teslim olmanın, ulusal değerlerimizi unutmanın bir ulusun geleceğini tehlikeye atacağı bilinciyle soğuk  kış şartlarına da, ulusal değerlerimizi yok etme niyetlerine karşı tepsini yüksek sesle haykırıyor. 

         Onun içindir ki ülkemize geleceğimize ve emeğimize sahip çıkmak için Samsun’dan yürüyor. Tıpkı Ulu önderimiz gibi. Bizimle aynı düşünceleri paylaşan, kalbi bizim gibi, halktan ve ülkemizden yana olan ve desteklerini esirgemeyen tüm dostlarımıza teşekkür ediyoruz. 


 


 

BİRLEŞİK KAMU-İŞ KONFEDERASYONU