BÜYÜKŞEHİR YASASI VE ETKİLERİ TARTIŞILDI

BÜYÜKŞEHİR YASASI VE ETKİLERİ TARTIŞILDI

Yerel-İş Sendikası tarafından Atakum Belediyesinin katkılarıyla düzenlenen CHP Yerel Yönetimlerden Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Günaydın’ın konuşmacı olarak katıldığı  Yerel-İş Sendikası ve Konfederasyonumuz Genel Sekreteri Cengiz GÜLEBAY’ın toplantı başkanlığını yürüttüğü,Samsun Atakum Kültür Merkezi’nde düzenlenen “Büyük Şehir Yasası ve Etkileri” konulu Konferans 09.Şubat.2013 günü gerçekleştirildi.

Yerel-İş Sendikası Örgütlenme Sekreteri Cengiz ER’in yaptığı açılış konuşmasının ardından,  Birleşik Kamu-İş Konfederasyon Genel Başkanı İsmail TUTOĞLU, Atakum Belediye Başkanı Metin BURMA, CHP İl Başkanı Mehmet Atalay ile Yerel-İş Sendikası Genel Sekreteri Cengiz GÜLEBAY birer konuşma yaptılar.

Konferansa;Tekkeköy Belediye Başkanı Hayati Tekin,Yakakent Belediye Başkanı Burhan Bayrakdar,  CHP eski milletvekilleri, muhtarlar , Yerel iş Sendikası Şube Başkanı Esmeray DİZDAR, Şube yöneticileri ve üyeleri, Birleşik Kamu-İş Konfederasyonuna bağlı Eğitim-İş, Büro-İş, Kültür Sanat-İş, Genel Sağlık-İş, Ulaşım-İş, Tarım Orman-İş sendikalarımızın yönetici ve üyeleri, Siyasi partilerin İl başkanları, İlçe Başkanları ve yöneticileri, DKÖ lerın Yönetici ve üyeleri, Atakum Belediyesi çalışanları, Atakum Belediyesi yönetici ve meclis üyeleri, muhtarlar ile çok sayıda vatandaş katıldı.

 

Konfederasyon Genel Başkanı İsmail Tutoğlu yaptığı konuşmada “AKP iktidarının Büyük Şehir Yasasını bir oldu bitti dayatmasıyla Meclisten geçirdiğini,Bu yasa federalizme geçişin bir aşaması olduğunu, çalışanların ve halkımızın yararına olmadığını söyledi. AKP’nin işbirlikçi politikalarına karşı hep birlikte mücadele etmek gerektiğini söyledi. Birleşik Kamu İş konfederasyonu olarak 29 Ekim’de tüm engellemelere rağmen Ulus Buluşmasında Cumhuriyetimize sahip çıktık. 10 Kasımda Anıtkabirdeydik, 13 Aralıkta tüm hukuksuzluklara hayır demek amacıyla Silivri’deydik,23 Aralıkta Menemen de gericiliğe karşı aydınlanmayı savunduk,26 Ocak ta Acil Demokrasi Derhal Adalet talebimizi Adana’da haykırdık. 27 Ocakta Zonguldak’ta  Emeğe Saygı mitingindeydik. Bugün de Samsun dayız diyerek konuşmasını sürdürdü. Daha sonra Atakum Belediye Başkanı Metin Burma’ya ve CHP Genel Başkan Yardımcısı Gökhan Günaydın’a bu konferansa yaptıkları katkı nedeniyle teşekkür ederek konuşmasını tamamladı.

 

Yerel-İş Sendikası Genel Sekreteri Cengiz GÜLEBAY yaptığı konuşmada;  Birleşik Kamu-İş Konfederasyonu ve Bağlı sendikalarıyla, Yerel-İş Sendikası Büyük bir ihtiyaçtan ortaya çıkmıştır.Yerel-İş Sendikamız Irkçılığa, Bölücülüğe, gericiliğe ve emperyalizme karşıdır. Emeğe, emekçiye, Atatürk İlke ve devrimlerine, Cumhuriyete ve Halka taraftır. Sendikamız Ülkemize ve Emeğimize yapılan saldırının aynı yerden geldiğinin bilincindedir. Bu kapsamda sınıf bilinciyle Emeğimize, Ulus bilinciyle de vatanımıza sahip çıkmaya çalışmaktadır.

Bu gün hem ülkemiz, hem emekçilerimiz cumhuriyet tarihimizde görülmediği kadar ağır bir saldırıyla karşı karşıyadır. Siyasal İktidar her çıkardığı yasa ile işçiye, köylüye, emekliye, emekçiye ve emeğiyle geçinenlere bir darbe daha vurmakta, emekçilerin büyük mücadeleler sonucu, büyük bedeller ödeyerek kazandığı haklarını biraz daha geriye götürmektedir. Sözleşmeli Personel uygulaması ve taşeron işçilik uygulaması çağdışı uygulamalardır, derhal kadro verilmelidir. 657 sayılı kanunda yapılması düşünülen uygulamalarla memurların iş güvenceleri yok edilmek istenmektedir. Sendikamız siyasi iktidar tarafından açıkça yapılan tüm bu saldırıların ve emek düşmanı politikaların karşısında en sert mücadeleleri verirken, Sn.Gökhan GÜNAYDIN’da bizlere bir telefon kadar yakın olmuş, çalışmalarımıza her zaman destek vermişlerdir. Birleşik Kamu İş Konfederasyonu ve Yerel-İş sendikası olarak Huzurlarınızda en içten teşekkürlerimizi sunuyorum ve birlikte çalışmaktan, yan yana durmaktan onur duyduğumu ifade ediyorum.

Şimdi Emekçiler ve Halk olarak siyasi iktidarın ve egemen güçlerin farklı bir saldırısı ile karşı karşıyayız.

Büyükşehir Belediyesi Kanunu İle Bazı Kanun Ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına İlişkin Kanun ile ülkemizde 13 yeni büyükşehir belediyesinin kurulmasının çok ötesinde ekonomik, siyasi ve sosyal bir dönüşüm süreci başlatılmıştır.

Bu çerçevede karşı karşıya kaldığımız en büyük sorun halkımızın kanunun neler getirip neler götürdüğü noktasında bilinçli bir biçimde bilgiden yoksun bırakılmasıdır. Bu nedenle halka, özellikle bu yasa ile ister ekonomik, ister sosyal, ister siyasal anlamda bu kanun ile aslında hangi kazanımlarının ellerinden alınmakta olduğunun apaçık ve doğru bir biçimde aktarılması büyük bir önem arz etmektedir.

Bakınız;

-Büyükşehir Belediyesi Kanunu ile Türkiye Cumhuriyeti devletinin teşkilatşeması ve idare şekli esastan değiştirilmektedir.

-Kanun, Türkiye’nin bir kısım maddelerine çekince koyarak imzaladığı Avrupa Yerel Yönetimler Özerklik Şartı’nın 5’inci maddesine aykırı olarak çıkartılmıştır.

-Kanun incelendiğinde kamu hizmeti niteliğindeki asli ve sürekli görevlerin artık kamu hukuku ilkeleri ile değil özel hukuk hükümleri doğrultusunda özel sözleşmeli personel eliyle yapılabileceği hükme bağlanmıştır. Bu bakımdan, kamu hizmetlerinin nasıl yürütüleceğini düzenleyen Anayasa’nın 128’inci maddesine de aykırılığı söz konusudur.

-Kanun kapsamında belirtilen illerde il özel idarelerinin, belde belediyeleri ve köylerin kaldırılması ile yeni bir idari yapı olan Yatırım İzleme ve Koordinasyon Merkezinin kurulması ve Kanun kapsamı dışında kalan yerlerde İl Özel İdarelerinin devam etmesi köylerin kalması, belde belediyelerinin devam etmesi nedeniyle Türkiye’de anlaşılması imkansız ve Anayasa’ya aykırı ikili bir idari yapı ortaya çıkacaktır.

- Böylesine önemli değişikliklerin yapıldığı bu Kanun, hiçbir kurum ya da kuruluşla, belediyelerle, meslek odalarıve sivil toplum örgütleri ile ve en önemlisi yerel halk ile istişare edilmeden alelacele TBMM’den geçirilmiştir.

Ülkenin önemli konularının bu şekilde bir oldu bittiye getirilmesi hukuk devleti ve demokrasi adına üzüntü ve endişe vericidir.

Kanunun kamu hizmetlerinin etkin ve sürekli bir biçimde yerinden sağlanmaya çalışılması ya da mahalli idarelerin sürekli biçimde geliştirilmesi ve etkin hizmet üretme kapasitesine sahip hale getirilmesi gibi bir amaçla hazırlanmadığı, siyasete nüfuz eden faydacı bir anlayışla ve mahalli idareler seçimleri gözönüne alınmak suretiyle hazırlanmışolduğu açıkça görülmekte ve doğrudan siyasi amaç ve beklentilerle gündeme getirildiği anlaşılmaktadır.

Kanunla 13 büyükşehir belediyesi kurulmakta, büyükşehir sınırları içindeki belde belediyeleri ve orman köyleri dahil köylerin tüzel kişiliği kaldırılmakta, büyükşehir olmayan 52 ilde nüfusu 2 binin altındaki belde belediyelerinin tüzel kişiliğine son vermekte, 29 il özel idaresi, 1591 belde belediyesi, 16082 köyün tüzel kişiliği ortadan kaldırılmaktadır.

Kanunla; kapatılacak belediye ve köyler bakımından, valinin uygun göreceği kuruluş temsilcilerinin ve ilgili belediye başkanlarının katılımıyla bir Tasfiye ve Paylaştırma Komisyonu kurulmaktadır.

Kanunla 29 il özel idaresi, 1591 belde belediyesinde görev yapan personelin ekonomik, sosyal ve mesleki güvenceleri tamamen ortadan kaldırılmıştır. Memurların herhangi bir kıstas getirilmeksizin başka illere gönderilmesinin önü açılmaktadır. İşçilerin 5 gün içinde işbaşı yapmadıkları takdirde işten atılmaları söz konusudur. Bahs olunan uygulamalar çalışanların büyük mağduriyetlerine ve aile dramlarına sebeb olacak türden çok sıkıntılı bir süreci başlatacaktır.

Kanunla tüm ili kaplayan belediyeyle birlikte bir tür “Başkanlık” yönetimine geçirilmektedir. Bu süreç, yakın bir gelecekte Vali-Başkan çatışmasını getirecek ve Bölge Valileri veya Bölge Başkanı şeklinde tek yöneticili bir“bölge – eyalet” modeline döndürülecektir. Bu sonuç elbette Başkanlık Sistemi’nin de zeminidir.

Türkiye’nin siyasal yapısı üniter devlet esasına dayanmaktadır. Bu kanun üniter devlet yapısını bozmakta ve açıkça federalizmi getirmektedir ve Türk idari yapısını üniter devlet ilkesinden uzaklaştırarak, idari federalizmi getireceği için asla kabul edilemez.

Yerel-İş Sendikası olarak, açık bir şekilde siyasi hesaplarla gündeme getirildiği net olan bu kanuna karşı, hakkın, hukukun ve vicdanın sesi olacağız.Ülkeyi dolambaçlı yollardan federalizme götürerek bölmek isteyenlerin maskesini indireceğiz. İster ekonomik, ister sosyal, ister siyasal anlamda, bu kanun ile aslında hangi kazanımlarının ellerinden alınmakta olduğunun apaçık ve doğru bir biçimde halkımıza anlatmaya devam edeceğiz.

CHP Genel Başkan Yardımcısı Doç.Dr. Gökhan GÜNAYDIN yaptığı konuşmasında;

Türkiye’de toplam 2 bin 951 belediye bulunduğunu, yeni yasanın 1582 belediyeyi kapattığını ifade eden Günaydın, “Artık 30 Mart 2014 günü 1419 belediye için yarışacağız. Her iki belediyeden biri kapatılmış. Bunların kapatılması uygun mudur-” diye konuştu.

Günaydın, sözlerini şöyle sürdürdü:
“Türkiye’de 35 bin köyümüz var. Bu köylerimizden 16 bin 82′sini kapatıyorlar. Her iki köyden birisi kapatılıyor. Bugün açık olan Samsun’un köyleri 30 Mart 2014 tarihi itibariyle kapanacaklar. Peki ne olacaklar. Muhtarlıklara bir şey olmuyor. Köy muhtarlığı mahalle muhtarlığı oluyor. 53 bin 800 küsür var. Bunlar için bir şey fark etmez diyebilir miyiz, diyemeyiz. Köylerin tüzel kişilikleri vardır ancak mahallelerin tüzel kişilikleri yoktur. Bu memleket bir hukuk devletidir. Sözlerim benim alanımla ilgili olarak partimi bağlıyor. Konuştuğumuz, belirlediğimiz politikayı söyleyeyim, hiçbir Cumhuriyet Halk Partili belediye kanun (6360 Sayılı Yeni Büyükşehir Kanunu) gereği üzerine aldığı köy malları üzerinde hiçbir tasarruf yetkisi kullanmayacak. Mülkiyet yasa gereğince belediyeye geçmek zorunda, geçecek. Ama o malları o köylü eskiden nasıl kullanıyorsa öyle kullanmaya devam edecek. Ne zamana kadar, CHP iktidarına kadar. CHP iktidar olduğu gün, o malları sahibine bu sefer gerçekten hukuka uygun bir kanun çıkartarak iade edeceğiz.”
-”Valiler il başkanlarından çok çalışıyor”-
Türkiye’de yerel yönetimlerin önemli birimi olan il özel idarelerinin de, yerel demokrasinin aygıtı olmaktan çıktığını ileri süren Günaydın, şunları kaydetti:
“İl özel idaresinin organları vali ve il genel meclisi… Valiyi üçlü kararname ile hükümet atıyor. İl genel meclisi üyeleri seçiliyor. Samsun’da vatandaş hangi partiye oy veriyorsa gidiyor sandığa onu atıyor. Samsun’un tamamının oylarına göre partiler bu oranlama üzerinden il genel meclisi üyelerini il özel idarelerine gönderiyorlar. Bizim eleştirimiz de budur, seçilmiş il genel meclisi üyelerinin il özel idarelerindeki etkileri kırılmaktadır. Bunun yerine valinin ve genel sekreterlikle birlikte bürokrasinin abanması söz konusu olmaktadır. Vali sözcüğüne bir parantez açmak isterim. Bizim yaşımızda olanlar için valilik bir istisnai memurluktur. Vali devlet adamıdır. Peki şimdi soruyorum, bu dönemler için, artık valiye devlet adamı niteliği yakıştırabilmek mümkün müdür- Bugün Valiler AK Parti il başkanından, kaymakamlar AK Parti ilçe başkanından daha hızlı çalışmayı, hükümete daha çok yaranmak için gayret etmeyi marifet saymaktadırlar.” diye konuştu.

Konferans Yerel-İş Sendikası tarafından hazırlanan plaketlerin Gökhan GÜNAYDIN ve Metin BURMA’ya sunulduğu Plaket Töreni ile sona erdi.