ÇALIŞMA BAKANLIĞI’NIN VE YANDAŞ KONFEDERASYONUN MASASINI TANIMIYORUZ

ÇALIŞMA BAKANLIĞI’NIN VE YANDAŞ KONFEDERASYONUN MASASINI TANIMIYORUZ

ÇALIŞMA BAKANLIĞI’NIN VE YANDAŞ KONFEDERASYONUN MASASINI TANIMIYORUZ

Birleşik Kamu-İş olarak memurlar ve memur emeklisi 5 milyon kişiyi ilgilendiren zam pazarlığı ve “Sözde” Toplu İş Sözleşmesi öncesinde Çalışma Bakanlığı önünde toplanarak yandaş Memur-Sen ile AKP hükümetinin masaya oturmasını protesto ettik.

Ankara’da Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı önünde toplanan Birleşik Kamu-İş emekçileri göstermelik bir “Toplu Sözleşme”nin bir tiyatro gösterisi olacağını ve masadan çıkacak kararların da bir aldatmadan ibaret olacağını haykırdı.

Çalışma Bakanlığı önünde yapılan basın açıklamasına Konfederasyonumuz Birleşik Kamu-İş Genel Başkanımız Hasan Kütük,  MYK üyelerimiz Mücahit Dede, Barış Dudu,  Semra Pektopal, Engin Çoğal, Eğitim-İş Genel Başkanı Veli Demir, MYK üyesi Nazım Kırcı, Tarım Orman-İş Genel Başkanı Şükrü Durmuş, Genel Sağlık-İş Genel Başkanı Zekiye Bacaksız,  MYK üyesi Reyhan Aydoğan ve Tüm Yerel-Sen MYK üyesi Arap Mucur katıldılar.

“TOPLU SÖZLEŞME BİR ORTA OYUNUNDAN İBARET”

Konfederasyonumuz ve bağlı sendikalar adına basın açıklaması yapan Birleşik Kamu-İş Genel Başkanı Hasan Kütük,Emekçiler, yurtseverler, tüm sömürülenler, aydınlar, kısaca geniş halk kitleleri AKP’nin baskıcı rejiminden kurtulup rahat bir nefes almayı beklerken, Türkiye, emperyalizmin ve yerli işbirlikçilerinin yarattığı yeni bir kaos ortamına sokuldu” dedi.

Ülkenin birçok olumsuzluğu bir arada yaşadığı bir dönemde 2016-2017 yıllarını kapsayan sözde bir yeni toplu sözleşme görüşmeleri sürecine girildiğini altını çizen Kütük, “Adına “toplu iş sözleşme görüşmeleri” denilen,  hükümet ve onun beslediği yandaş konfederasyonun temsilcileri arasında oynanacak bu “orta oyunundan” kamu emekçileri adına herhangi bir kazanım beklemiyoruz. Zira ortada ne gerçek bir toplu iş sözleşmesi görüşmesi ne de toplu pazarlık masası bulunmaktadır. Hepsi göstermeliktir. Türk halkı önünde bir tiyatro oynanmaktadır” şeklinde konuştu.

DAYATILAN BİR SÖZLEŞME KURMACADAN İBARET

Kütük, Kamu çalışanlarına dayatılan sözde toplu iş sözleşmesi düzeninin tam bir kurmaca ve aldatmaca olduğunu vurgulayarak, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Bu sistem Türkiye’nin taraf olduğu uluslararası anlaşma ve sözleşmelerdeki taahhütlerine aykırıdır ve çağdaşlıktan uzaktır. Çağdaş ülkelerdeki sendikaların ve çalışanların sahip olduğu hiçbir hak ve özgürlük Türkiye’deki kamu sendikalarına ve kamu çalışanlara tanınmamıştır.”

Kütük, “Sözde” Toplu İş Sözleşmesi masasının bir dayatmadan ibaret olduğunun altını çizerek, ‘Görüşmeler yapılsın ama sonunda hükümetin istediği olsun’ mantığıyla kurulmuştur.  Masaya taraflar eşit silahlarla oturmamaktadır. O masada kamu çalışanlarını temsil edecek olan yandaş konfederasyonun, göbekten bağımlı olduğu hükümete karşı, en ufak bir direnç gösteremeyeceğini Türkiye kamuoyu önceki yıllardan iyi bilmektedir. Kaldı ki hükümeti temsilen masaya oturacak olan Çalışma Bakanı geçici bir hükümetin üyesi olduğu gibi milletvekili bile değildir. Bu bakımdan kamu heyeti başkanının atacağı imzaya yeni kurulacak hükümetin uyup uymayacağı bile belli değildir. Bu nedenle de yandaş bir konfederasyon ile geçici hükümetin temsilcileri arasında yapılacak bu toplu iş sözleşmesi görüşmelerinden emekçiler lehine olumlu bir sonuç alınması mümkün değildir” ifadelerini kullandı.

“TOPLU GÖRÜŞME MASASI MEŞRU DEĞİLDİR”

Kütük, çalışanların grev hakkının olmadığı bir toplu sözleşme düzeninin çalışanlar lehine sonuç vermesini beklemenin hayal olacağına işaret ederek, “AKP’ye yandaş bir konfederasyon ile hükümet temsilcilerinin bir masada bir araya gelerek yaptıkları görüşmeler asla bir toplu sözleşme görüşmesi olamaz. Nitekim önceki toplu sözleşme görüşmelerinin yürütülüş şekli ve sonuçta imzalanan toplu sözleşmenin kamu çalışanları yararına hiçbir olumlu sonuç doğurmadığı bugün net olarak görülmektedir. Sadece mali ve sosyal hakların konuşulabildiği bir toplu sözleşme masasında kamu çalışanlarının, örgütlenme hakkı, grev hakkı, taşeronlaşma, kamu hizmet alanlarının tasfiye edilmesi ya da tümüyle ticarileştirilmesi;  işe alma, atama ve görevde yükselmelerde giderek artan partizanlık ve kayırmacılık gibi sayılamayacak daha birçok sorunun adı bile geçmeyecektir.  Kaldı ki sözleşme masasında görüşülen mali ve sosyal haklar açısından da son iki sözleşmede de çalışanlar hiçbir kazanım elde edememiştir. Kamu çalışanları refah artışından pay alamamakla kalmamış, enflasyonda ezdirilmişlerdir” değerlendirmesi yaptı.

ULUSLARARASI ANTLAŞMALAR REFERANS ALINMALI

Kütük, 2014-2015 yıllarını kapsayacak toplu sözleşme görüşmeleri başlamadan önce ‘bu düzen değişmelidir’ söylemi ile yola çıktıklarını ve toplu sözleşme masasının meşru olmadığı anımsatarak, sözlerini şöyle tamamladı:  

“Uluslararası sözleşmelere, Anayasaya ve Türkiye’nin taraf olduğu ILO’nun 87. ve 98.  sayılı kararlarına aykırı olduğunu dile getirmiştik. Bu savlarımızı da 29 Ağustos 2013 Ankara’da iş mahkemesine açtığımız davada dile getirdik. Bir ihanet sözleşmesi olan 2014-2015 Toplu Sözleşmesi ile ilgili olarak açtığımız bu dava halen Yargıtay’da temyiz aşamasındadır. Göstermelik bir toplu iş sözleşmesi masasından kamu çalışanlarının haklı taleplerinin karşılık bulmayacağını, baskıcı ve sermayenin emrindeki bir iktidarın kamu çalışanlarının hakkını vermeyeceğini biliyoruz. Ancak umutsuz değiliz. Bu hakların mücadeleyle alınacağını biliyoruz. Birleşik Kamu-İş Konfederasyonu bu orta oyununda figüran olmak yerine, emekçilerin sendika özgürlüğü, grev ve toplu sözleşme hakkı, mali ve sosyal hakları için verdiği meşru mücadelesini bu dönemde de alanlarda sürdürecektir.”