Devrim Şehidi Kubilay’ı Saygıyla Anıyoruz….

Devrim Şehidi Kubilay’ı Saygıyla Anıyoruz….

Öğretmen Mustafa Fehmi Kubilay, Menemen’de yedek subay olarak askerlik görevini yaparken, 23 Aralık 1930 sabahı bir tarikat liderinin görevlilerince yönlendirilen ve dışarıdan kente getirilen çember sakallı, sarıklı ve cüppeli kişilerce önce kurşunlanıp sonra boğazı kesilerek katledildi.

O gün, değişik kentlerden gelmiş “Derviş” lakaplı silahlı kişiler camiden aldıkları yeşil bayrağı kent meydanına dikmiş, çevresinde “halifenin ordusu” gelecek çağrısıyla halkı silahlı ayaklanmaya çağırmışlar, yoldan geçenleri zikir ayinlerine zorla katmak isteyerek taciz etmiş, “Şapka giyen kafirdir! Yakında yine şeriata dönülecektir.” diyerek bir isyan hareketi başlatmak istemişlerdi.

Durum ilçedeki askeri birlikte duyulmasıyla yedeksubay Kubilay olay yerine gönderildi. Kubilay bir manga askerle olay yerine geldi. Askerlerin yanından ayrılarak, tek başına dervişlerin arasına girip teslim olmalarını istedi. Onlardan biri ateşle karşılık verdi; Kubilay’ı yaraladı. Bunu gören askerler ateş açtılar. Fakat tüfeklerinde öldürücü etkisi olmayan manevra fişekleri vardı. Derviş Mehmet adlı olanı, “Bana kurşun işlemiyor” diyerek halkı kandırmaya çalıştı.

Kubilay yaralı halde cami avlusuna sığındıysa da, Derviş Mehmet ve arkadaşları peşi sıra geldiler. Derviş Mehmet burada testere ağızlı bağ bıçağını çıkardı ve yaralı Asteğmen Kubilay’ın başını kesti.

Kesik başı yeşil bayrağın sopasına dikmeye çalıştılar ancak başaramadılar. Birisi ip getirdi ve Kubilay’ın başı yeşil bayrağın dikili olduğu sopaya iple bağlandı. Olay yerine yetişen bekçilerden iki kişi de vurularak öldürüldü. Daha sonra askeri birlikler geldi ve çatışmada kimisi yakalandı kimisi öldü.

 
KUBİLAY BİR SİMGEDİR
“Kubilay” gericiliğe karşı verilen savaşın simge ismidir. “Kubilay olmak”, gericilik karşısında gerekirse başını vermek, ama asla eğilmemektir.

Öğretmen kimliğiyle, Atatürk ilke ve devrimleri ışığında, daha mutlu, daha çağdaş bir dünyanın var olabilmesi için mücadele eden Kubilay, ulusumuzun Cumhuriyet’e sahip çıkma kararlılığının önemli bir sembolü olarak tarihe geçmiştir.

Atatürk’ün önderliğinde kurulan Cumhuriyet, karanlıktan aydınlığa, dogmalardan bilimselliğe ve akılcılığa, bağnazlıktan çağdaşlığa, imparatorluktan ulus devlete ve kulluktan yurttaşlığa geçişin adıdır.

Din ve devlet işlerinin birbirinden ayrılarak, kutsal dini duyguların siyasal amaçlarla kötüye kullanılmasının önlenmesi, Cumhuriyet yönetiminin temel yaklaşımlarından birisi olmuştur.
Bugün Türkiye Cumhuriyeti, bir yandan uygar dünyayla bütünleşme yolunda ilerlerken, öte yandan Cumhuriyet’in dayandığı değerler sistemine yönelen tehditlere, Atatürk devrimlerini içine sindiremeyen çevrelere karşı da kararlı bir savaşım vermek durumundadır.

23 Aralık 1930 günü Menemen’de bir grup gericinin gerçekleştirdiği eylem, Cumhuriyet karşıtlarının çirkin yüzlerini göstermeleri yönünden ibretle hatırlanması gereken bir olaydır. O tarihten günümüze dek ulusumuz onlarca yurtsever aydınını karanlık ve hain pusularda şehit vermiştir. Uğur Mumcu, Bahriye Üçok, Muammer Aksoy, Ahmet Taner Kışlalı, Abdi İpekçi, Turan Dursun gibi nice Atatürk devrimcisinin, Sivas olaylarında da pek çok düşün ve sanat insanının şehit edilmelerinin, birbirinden bağımsız olduğunu düşünmek mümkün değildir.

Bugün de tam bağımsızlığı, ulusal egemenliği, ülkenin bütünlüğünü savunan cumhuriyetçiler her türlü baskı ve sindirmenin hedefidirler.

Toplumsal gelişmeler dünyanın her yerinde sancılı olmuştur.”Eski” “yeni”ye her zaman direnmiştir.

Birleşik Kamu İş Konfederasyonu olarak her zaman ilerlemeden, gelişmeden, Cumhuriyet devrimlerinden, çağdaşlıktan yana olduk.

“Devrim şehidi” Kubilay’ı saygıyla anıyoruz.

BİRLEŞİK KAMU İŞ