Dünya İnsan Hakları Günü Kutlu Olsun

Dünya İnsan Hakları Günü Kutlu Olsun

Bugün 10 Aralık Dünya İnsan
Hakları Günü. 10 Aralık 1948 tarihinde, Birleşmiş Milletler İnsan Hakları
Evrensel Bildirisi’nin kabul edildiği günün yıldönümü…    

Türkiye’de yaşanan insan hakları ihlalleri, yaşam hakkı,

kişi güvenliği ve özgürlüğü, ifade özgürlüğü, toplantı ve gösteri özgürlüğü,
örgütlenme özgürlüğü başlıkları altında toplanmaktadır. AKP iktidarının ”Demokratikleşme”
ya da “İleri Demokrasi” söylemlerinin aksine ülkemizde insan Hakları ihlalleri
endişe verici bir noktada bulunmaktadır. İnsan Hakları ihlalleri bireysel
olmaktan çıkmış siyasal iktidarın bilgisi ve denetimi altında planlı ve
bilinçli bir baskı aracına dönüştüğü algısı yaygınlaşmıştır. Hukuk sistemine
bilinçli müdahale ile yargı bağımsızlığı ortadan kaldırılmış iktidar yandaşı
yargı algısı yaratılmış bu algı muhalif tüm kesimlerin üzerinde bir baskı
aracına dönüştürülmüştür. AKP iktidarı yaptığı atamalar ve uygulamalar ile
hükümet olmaktan çıkıp “devlet” olmaya dönüşmüştür. Bu noktada insan hakları
ihlallerine karşı mücadele etmek daha zorlu bir sürece girmiştir.

Anayasanın 34. maddesine

göre “Herkes, önceden izin almadan, silahsız ve saldırısız toplantı ve gösteri
yürüyüşü düzenleme hakkına sahiptir.” Ancak aynı madde içerisinde yer alan
“millî güvenlik, kamu düzeni, suç işlenmesinin önlenmesi, genel sağlığın ve
genel ahlâkın korunması” amacıyla sınırlama yapılabileceği cümlesi toplantı ve
gösteri özgürlüğünü yargı ve güvenlik güçlerinin insafına bırakıyor. “Milli
güvenlik”, “kamu düzeni” gibi kavramlar her yöne çekiştirilebilecek muğlâk
kavramlardır. Böylece işçi sınıfının eylemlerinin engellenmesinin veya
kısıtlanmasının, hatta göstericilerin kolluk kuvvetlerinin fiziksel şiddetine
maruz kalmalarının yolu açılmaktadır. Siyasal iktidarın bu konulardaki otoriter
tavrı bu yasa maddelerini emekçilerin başı üzerinde Demokles’in kılıcı gibi tutmaktadır.
İşine geldiği gibi uygulamakta, muhaliflere karşı sindirme politikasının bir
aracı şekline dönüştürmektedir. Diğer emekçilerin haklarını kısıtlamakta kolluk
güçlerini kullanırken emniyet güçlerinin sendikalaşmasına da şiddetle karşı
çıkmaktadır. Emniyet güçlerinin sendikalaşması herkesin örgütlenebilme hakkını
kullanabilmesinin yanında üst makamların verdiği hukuksuz emirlere karşı
emniyet çalışanlarını daha güçlü karşı çıkar hale getirebileceği endişesi bu
hakkın kullanımında engel teşkil etmektedir. Otoriterleşen iktidarın tek parti
dönemi uygulamaları darbe dönemlerini aratmayan uygulamaları da beraberinde
getirmektedir. Çok uzun süren yargılamalar ile uzun tutukluluk süreleri ise
artık cezalandırmaya dönüşmüştür.Aydınlar,yazarlar gazeteciler,askerler,
siyasetçiler ve seçilmiş milletvekilleri toplama kamplarına benzeri ortamlarda
savunma hakları kısıtlanarak insan onuruna yakışmayacak bir uygulama ile karşı
karşıya kalmaktadır.

  Örgütlenme önünde engeller devam

etmektedir. Sendikalı oldukları için işten atılan işçi sayısı gün geçtikçe
artmaktadır.
 Patronların
aşırı kâr hırsı, alınmayan önlemler, denetimsizlik sonucu işçilerin tek tek ya
da toplu halde ölümleri giderek artıyor. İstanbul Esenyurt’ta insan yaşamına
yakışmayan koşullarda kalmaya mahkum edilen 11 işçi yanarak can verdi, Şile’de
kurtarma ekipleri göz göre göre ölüme gönderildi, Afşin’de 9 işçi hâlâ toprak
altında, Ankara’da yolda yürüyen işçi metro inşaatına düşüp öldü… Örnekler o kadar
çok ki… İstanbul Davutpaşa, Tuzla Bayrampaşa, Esenyurt, Ankara Ostim
patlamaları… Onlarca işçinin yaşamını yitirmesi hala hafızalarımızda
tazeliğini korumaktadır.

 Kamu

alanında örgütlenmeye çalışan muhalif yapılar arama, gözaltı ve tutuklamalar
ile baskılanmaya çalışılmaktadır. Konfederasyon yönetim kurulu üyemiz Orhan
Yıldırım 2005 yılda yaptığı bir basın açıklamasından dolayı şuan cezaevinde
bulunmaktadır. 2911 sayılı toplantı ve gösteri yürüyüşlerine dair kanun
örgütlenme ve ifade özgürlüğünün önünde en büyük engel olarak durmaktadır.  Tutuklu gazeteci sayısında artış,
yayınlanmamış kitapların toplatılması, parasız eğitim parasız sağlık talebini
dillendirenler, KPSS rezaletini protesto edenlerin ve atanmayan öğretmenlerin
gördüğü şiddet insan hakları konusunda AKP demokrasisini gözler önüne
sermektedir.

 Kadına yönelik şiddet ise iktidarın

kadına bakış açısını gösterir nitelikte artmıştır. Terör sorununa kalıcı çözüm
üretilemediği için bir çok insanımız ölüyor. Ülkenin demokratikleşmesi
açısından yasalarda yapılan değişikliklerin yeterli olmadığı görülmektedir.
Toplumsal eşitsizliklerin ortadan kaldırılmasıyla ancak gerçek anlamda insan
hakları hayata geçirilebileceğine inanan Birleşik Kamu İş toplumun tüm
kesimlerine yapılan insan haklarına aykırı uygulamalarının karşısında olmaya,
özgürlük,eşitlik.hukuk ve demokrasinin yanında taraf olmaya devam edecektir.

 İsmail TUTOĞLU

Genel Başkan