GAZETECİLİĞE TUTKULU VE TUTUKLU TÜM BASIN EMEKÇİLERİNİN  ÇALIŞAN GAZETECİLER GÜNÜ KUTLU OLSUN

GAZETECİLİĞE TUTKULU VE TUTUKLU TÜM BASIN EMEKÇİLERİNİN  ÇALIŞAN GAZETECİLER GÜNÜ KUTLU OLSUN

 

GAZETECİLİĞE TUTKULU VE TUTUKLU

TÜM BASIN EMEKÇİLERİNİN

 ÇALIŞAN GAZETECİLER GÜNÜ KUTLU OLSUN

 

Basın emekçilerinin 10 Ocak Çalışan Gazeteciler Günü'nü unutmadık!

10 Ocak 1961’de gazetecilerin çalışma koşullarını iyileştiren, basın çalışanlarının haklarını korumak amacıyla çıkarılan 212 sayılı yasanın yürürlüğe girmesinin üzerinde yıllar geçmiş durumda. Bu güne:  "Çalışan Gazeteciler Günü" denerek bayram olarak anıldı. Yasanın çıkmasının üzerinde 55 yıl sonra bugün medyada yaşananlara baktığımızda; basın emekçileri, ekonomik ve sosyal haklarını kullanamaz hale getirilmiş ve basın özgürlüğü ayaklar altına alınmıştır. 

Basın özgürlüğü yoksa kuvvetler ayrılığı da ortadan kalkmıştır. Bilindiği gibi çağdaş demokrasilerde basın “4. güç” olarak kabul edilir. Basın bir ülkenin çağdaşlaşmasına, aydınlanmasına, vatandaşların bilinçlenmesine, gerçeklerin ortaya çıkarılmasına katkıda bulunan en önemli güçtür.

Ancak, özellikle yürütmeyi elinde bulunduranlar, her zaman basına saldırmış, basın emekçilerini sindirip zor şartlarda yaşamaya mahkum etmeye çalışmışlardır. Çünkü, siyasi iktidarlar, halka uyguladıkları zulmü, işsizliği, pahalılığı vs. saklamak için basının görevini özgürce yapmasını istemez ve basını susturmak ister. 

14 yıldır iktidarda olan AKP de basın özgürlüğünü, haber alma özgürlüğünü azaltmak, mümkünse ortadan kaldırmak için elinden geleni yapmış ve yapmaktadır. Basını  kendine yandaş yapmış, olmayan direnen onurlu basın emekçilerini de bertaraf etmek için her yolu denemiştir. Hatta yarattığı yandaş medya aracılığı ile  gazete başlıklarını kendi istediği gibi attırmakta ve işine gelmeyen gazetecileri de işten çıkartmaktadır. Kısacası AKP iktidarı, özgür basını susturmak ve havuz medyasını oluşturarak halkın haber alma ve bilgilenme özgürlüğünü ihlal etmektedir. 

Ülkemizde basının kutuplaştığı, bağımsız ve tarafsız özgür basın anlayışının ortadan kaldırıldığı yıllar yaşanmaktadır.  Nedeni açıktır; toplumun öğrenmemesi ve bilmemesi geriyor ki onlar da  sömürü ve talanlarını daha rahat yapabilsinler. Gerçekleri, havuz medyasıyla ve kara propagandayla  gizlemektedirler. Ülkemizde ne yazık ki 33 tutuklu gazeteci, 774 gazetecinin de işten çıkartılması ile 10 Ocak’ı karşılarken dışarıda da özgürce yazamayan zincire vurulmuş, susturulmuş bir basın ordusu bulunmakta. Basın ve ifade özgürlüğünde uluslararası alanda durumuz utanç verici. 180 ülke arasında 149. sırada yer alıyoruz.

Silivri Cezaevi, AKP iktidarının simgesidir!  Çünkü iktidar beğenmediği, kendinden görmediği, muhalif  kabul ettiği tüm kesimleri Silivri zindanına göndermektedir.  AKP iktidarı döneminde 300'e yakın gazeteci cezaevi koşullarıyla tanışmak zorunda kalmıştır. AKP'nin baskıcı politikalarına ve gericiliğine karşı, kalemlerini özgürlük için kullanan onurlu basın emekçileri de  Silivri zindanına tıkılmaktan nasibini almıştır. Çünkü AKP en çok kalemden, kağıttan ve kitaptan korkuyor.  AKP iktidarı toplumun her kesimini baskı altına alarak sindirmek istiyor. Aslında sindirmeye çalıştığı özgür düşüncedir, cumhuriyetin kazanımlarıdır.  

Gazeteci Metin Göktepe’nin 20. ölüm yıldönümü daha birkaç gün önceydi. Hiçbir dönem kalemlerini satmayan ve kamuoyunun gerçekleri öğrenmesini isteyen basın şehitlerimizden Uğur Mumcu’yu bu ay içinde anacağız. Ahmet Taner Kışlalı, Turan Dursun, Bahriye Üçok, acılarını yüreğimizde hissettiğimiz basın şehitlerimiz olarak toplumun gönlünde yer edinen aydınlardı.  Aydınların bedenleri ortadan kaldırılsa da fikirlerinin yaşamasına hiçbir güç engel olamayacaktır. 

Bu yaşananlara rağmen; mesleğini onuruyla yaparak halkı bilgilenme görevini yerine getiren kamuoyunun gözü, kulağı olan gazeteciler de hala vardır ve biz konfederasyon olarak onların yanındayız ve kendilerini takdir ediyoruz. Ayaklar altına alınan özgürlük ve emek mücadelesinin bayraktarlığını yapacak onurlu insanlar her zaman mutlaka olacaktır!

Gazeteciler, AKP iktidarının sansürüne ve baskısına karşı; büyük  önder Atatürk’ün “Gazeteciler, gördüklerini, düşündüklerini, bildiklerini samimiyetle yazmalıdır” sözünü kendilerine referans alarak, emperyalistler ve işbirlikçileri ile mücadele yürütmeleri gerekmektedir.

Birleşik Kamu-İş olarak; Türkiye’de  tutuklu gazeteci sayısında dünya genelinde hala ilk sırada olduğu, özgür basın ve ifade özgürlüğünün önündeki engellerin kaldırılmadığı bir ortamın varlığından rahatsızlık duymaktayız.  Demokrasi, insan hakların ve basın özgürlüğünün her geçen gün geriye gittiği, güvencesiz ve esnek çalışma koşullarında yaşamını sürdürmeye çalışan gazetecilerimizin yaşamlarının esenliğinden tedirginlik duymaktayız. 

Basınımızın bilgi verme ve kamuoyu oluşturma görevlerini baskı altında kalmadan yerine getirebilmeleri için; gazetecilerin çalışma şartlarının daha da iyi hale getirilmesini ve tutuklu bulunan tüm gazetecilerin, kitapların, kalemlerin ve manşetlerin serbest bırakılmasını istiyoruz. Bu düşünce ve taleplerle; tüm basın emekçilerinin “Çalışan Gazeteciler Günü”nü kutluyor, geçmişte olduğu gibi; bayram gibi kutlayacakları aydınlık günlere kavuşmalarını diliyoruz.

 

       BİRLEŞİK KAMU-İŞ

MERKEZ YÖNETİM KURULU