İnsan Hakları Gününü’nde umutlu olmak istiyoruz…

İnsan Hakları Gününü’nde umutlu olmak istiyoruz…

10 Aralık 2013 günü tek tesellimiz, beş yıla yakındır tutuklu bulunan milletvekilimiz ve gazeteci Mustafa Balbay’ın serbest bırakılmasıdır.

Emek mücadelesinin yılmaz savunucusu Mustafa Balbay’a hoş geldin Balbay diyoruz.

*

İnsan Hakları Evrensel Bildirgesinin 65. yılında kan ve ateş içinde kavrulan, bir yılı daha arkada bırakıyoruz.  Ülkemiz ve bölgemiz yanıyor!..

*

İnsan Hakları Evrensel Bildirisi (Universal Declarationof Human Rights), Birleşmiş Milletler İnsan Hakları Komisyonu‘nun Haziran1948‘de hazırladığı ve bazı değişiklikler yapıldıktan sonra 10 Aralık 1948‘de BM Genel Kurulu‘nun Paris‘de yapılan oturumunda kabul edilen 30 maddelik bildiridir.

Bildiri, İkinci Dünya Savaşı‘ndan sonra, bireylere tanınan hak ve özgürlüklerin güvence altına alınması amacıyla hazırlanmıştır.

Türkiye, Birleşmiş Milletlerin kurucu üyelerinden birisi olarak İnsan Hakları Evrensel Bildirgesi‘ni ilk onaylayan ülkeler arasında yer almış ve insan hakları konusundaki önemli sözleşmelerin büyük bölümüne taraf olmuştur. 1950 yılında TBMM‘de kabul edilmiş, hatta okullarda ders olarak okutulması karar altına alınmıştır.

Ne yazık ki bugüne dek bu karar uygulanmamıştır.

Bildirinin imzalandığı 10 Aralık, Dünya İnsan Hakları Günü olarak kutlanır.

*

İşte böyle bir günde Türkiye’nin insan hakları sicili parlak değildir.

İnsanların gösteri yapma hakları yoktur. En küçük muhalif ses bile tartaklanmakta, sokaklarda sürüklenmekte, gaza boğulmakta, tutuklanmaktadır.

Bir milyona yaklaşan mülteci sınırlarımızdan içeride nasıl yaşadıklarını bilmiyoruz.

En son Gezi Parkı eylemleriyle siyasal iktidarın insan haklarından ne anladığını tüm dünyaya destan etmiş bulunmaktayız.

Söyleyecek fazla söz yoktur!

*

Ülkemizde cezaevlerinin  % 10′un üzerinde kapasiteyle “çalıştığı!”yazılıp çizilmektedir.

Siyasal iktidar yeni cezaevleri yapacağını övünerek söylemektedir.

Kaç gazeteci tutukludur, kaç sendikacı yıllardır cezaevindedir, tam sayısı bilinmemektedir.

Maliye Bakanı’nın bir soru önergesine verdiği yanıta göre, Türkiye cezaevlerinde Aralık 2010 itibariyle 24, Aralık 2011 itibariyle 25, Aralık 2012 itibariyle 33 ve 17 Haziran 2013 tarihi itibariyle de 26 tutuklu ve hükümlü gazetecinin bulunduğunu, bu kişilerin terör, örgüt ve adli suçlar gerekçesiyle cezaevinde olduğu, ancak bu rakam kesin olmadığı belirtilmiştir.

24 Temmuz 2013′te açıklanan BİA Medya Gözlem Raporu’nun verilerine göre Türkiye cezaevlerinde 66 hapis gazeteci vardır.

 

ÜLKEYİ YÖNETENLERİN BİLDİRİNİN MADDELERİNİ OKUMAYA ÇAĞIRIYORUZ

Bildirinin bazı maddeleri şöyledir:

İnsan: Bütün insanlar özgür, onur ve hakları yönünden eşit doğarlar. Akıl ve vicdana sahiptirler. (madde 1)

İnsan Hakları: En başta yaşam ve özgürlük olmak üzere sağlık, eğitim, yiyecek, barınma ve toplumsal hizmetler de içinde olmak üzere sağlığına ve esenliğine uygun bir yaşam düzeyine kavuşma; yasanın koruyuculuğundan eşit olarak yararlanma; barışçıl amaçlar için toplanma ve dernek kurma; evlenme, mal ve mülk edinme; çalışma, işini seçme özgürlüğü; din,vicdan düşünce ve anlatma özgürlüğü hakları, İnsan Hakları Evrensel Bildirisinin temellerini oluşturur.

İnsan haklarının özellikleri: Herkes, ırk, renk, cins,dil, din, siyasal ya da her hangi bir başka inanç, ulusal ya da toplumsal köken, doğuş ya da herhangi bir başka ayrım gözetilmeksizin bu Bildiri‘de açıklanan bütün haklardan ve bütün özgürlüklerden yararlanabilir. (madde 2)

Maddelerde Kesinlik: Bu Bildiri‘nin hiçbir unsuru,içinde açıklanan hak ve özgürlüklerin bir devlet, topluluk ya da bireyce ortadan kaldırılmasını amaçlayan bir etkinlik ya da girişime hak verir biçimde yorumlanamaz. (madde 30)

Türkiye, Birleşmiş Milletlerin kurucu üyelerinden birisi olarak İnsan Hakları Evrensel Bildirgesi‘ni ilk onaylayan ülkeler arasında yer almış ve insan hakları konusundaki önemli sözleşmelerin büyük bölümüne taraf olmuştur.

1215 yılında İngiltere Kralı‘na kabul ettirilen bildiri olan Magna Carta, insan hakları kavramının ilk belgesi sayılır. İnsan hakları konusunda yayımlanan bir diğer önemli bildiri ise, Amerika‘da yayımlanan Bağımsızlık Bildirisi‘dir. “Özgürlük”, “Eşitlik” ve”Kardeşlik” gibi kavramlar, 1789 yılında gerçekleşen Fransız Devrimi‘nden sonra yayımlanan “İnsan Hakları Bildirisi”nde gerçek yerini almıştır.

Ne var ki İnsan Hakları Bildirisi‘ni yayınlayan Amerikan Meclisi, daha ertesi gün İngilizlere karşı savaşan ordu elemanlarının nöbette uyumalarını önlemek için “Kırk kırbaç vurulması” cezasını kanunlaştırmıştır!

Fransız Devrimi‘nin sağladığı haklar sonucu doğan Cumhuriyet, 1792‘den sonra ancak 8 yıl dayanabilmiş, Bonapart diktatörlüğüne teslim olmuştur!

Bildirgenin 10 Aralık 1948‘de, BM‘de kabulünden bugüne dek geçen sürede ise yaşanılan savaşlarda yaklaşık 18 milyon insan yaşamını yitirmiştir. Özellikle kadınlar ve çocuklar insan hakları ihlallerinin mağdurları olmuştur. Hala savaşlar, baskı, işkence, zulüm kol gezmektedir.İnsan hakları barış, demokrasi, özgürlük ve insanca yaşam hakkı söylemleri altında her geçen gün daha da derinleştirilerek ihlal edilmektedir. Dünyamızı yöneten emperyalist-kapitalist sistemin egemenliği altındaki milyarlarca insan barınma, beslenme, eğitim gibi temel insan haklarından yoksun yaşamaktadır.

Sömürüye, baskıya, işkenceye, şiddete, sürgüne, savaşa,karşı; ekmek, su, özgürlük, barış, eğitim, barınma, beslenme… Kısaca insanca yaşamın tesisi için insan hakları mücadelesi kazanılması gereken önemli bir mücadele olarak önümüzde durmaktadır.

Bunun için yasal düzenlemelere ve örgütlü olmaya gereksinim vardır.

Tüm üyelerimizin insan hakları gününü kutluyoruz.

BİRLEŞİK KAMU İŞ KONFEDERASYONU