İş Kazası Değil… Cinayet… Yetti Artık!

İş Kazası Değil… Cinayet… Yetti Artık!

Karaman’da maden ocağında 18 işçi diri diri toprağın/suyun altına gömüldü; diğer dünyaya göçtüğü bakan tarafından açıklandı.  

Bu kaçıncı kaza, demiyoruz, bu kaçıncı cinayet…

Bir yıl içinde 15 Mart’da Soma’da, 6 Eylül’de İstanbul Mecidiyeköy’deki bir inşaatta 10 işçi “kaza”da yaşamını yitirdi.

10 işçinin altındaki kazaları ise artık kaza saymaz olduk toplum olarak.

Bu olayda da tıpkı diğer facialarda olduğu gibi hükümet kanadından hamaset dışında kayda değer bir açıklama gelmemiştir. Yaraların sarılacağı, sorumluların hesap vereceği, iş kazalarını önleyecek tedbirlerin alınacağı, iş güvenliğine uymayan şirketlerin cezalandırılacağı üzerine bolca nutuk atılmıştır.

Ancak biz biliyoruz ki gerçek neden taşeron sistemidir. Taşeron sisteminde, işin ucuza ve planlanan tarihten önce bitirilmesi amaçlanır. Bu sistemde güvenlik diye bir kavram yoktur; insan yaşamına saygı, insan sevgisi yoktur!

Son derece ucuza çalıştırılan işçilere ne iş ve güvenlik eğitimi ne de güvenlik malzemesi verilmektedir.

İşveren kesimi, toplumcu politikalardan çoktan uzaklaşmış mevcut iktidardan yüz bulmaktadırlar.

Patronlar artık kuralsız ve sorumsuz çalışmayı alışkanlık haline getirmişlerdir.

Ama en önemlisi bilinçsiz işçilerin onlara sahip çıkacak bir örgüte sahip olmamalarıdır.

6331 sayılı İş Sağlığı ve İş Güvenliği Yasası’ndaki yetersizlikler ve zaafların kazaları önlemediği bilinmektedir. Kamu kurumlarının görüş ve önerileri yasa yapıcılarca dikkate alınmamakta, hatta hükümet, denetimi de özelleştirmek istemektedir.

Birleşik Kamu-İş ve bağlı sendikaların üyeleri olarak bu acı olay karşısında büyük üzüntü duymaktayız.

Bu nedenle 15 Mayıs 2014 tarihinde TBMM önünde açıkladığımız basın metninde,

Ülkemizde Anayasamızın 90. Maddesine göre iç hukuk hükmünde olan uluslararası sözleşmelerin gereği olan örgütlenme özgürlüğü fiilen kullanılamaz durumdadır. Örgütlenme özgürlüğü ve toplu hak aramanın önündeki en büyük engellerden birisi taşeron çalışma sistemidir. Esasen iş mevzuatımızda uzmanlık gerektiren bazı işler dışında taşeron işçilik sistemi diye bir şey yoktur. Bir işyerinde asıl işveren alt işveren ilişkisi kurulmuş bile olsa asıl işverenin sorumluluğu ortadan kalkmamaktadır.

Bu düzenlemeye rağmen yasayı hiçe sayarak çok büyük hak kayıplarına, işçi sağlığı ve iş güvenliği konularında ihmallerin yaşanmasına neden olan taşeron sistemi, örgütlenme özgürlüğünün fiilen ortadan kaldırılması, düşük ücretle işçi çalıştırarak daha fazla kar elde edilmesi amacıyla uygulanmaktadır. Açıkça yasalara aykırı bu durum sermayenin karını arttırırken bu karın bedelini işçiler kanıyla ödemektedir. Bu duruma ise AKP iktidarı sessiz kalarak onay vermektedir.

Duruma millet adına TBMM el koymak, ülkemizde meydana gelen tüm iş cinayetlerinin TBMM’de kurulacak bir araştırma komisyonu tarafından araştırılması ve bu araştırma sonucunda yapılacak tespitlere göre, iş cinayetlerine kurban edilen işçilerin ve ailelerinin hak kayıplarını önleyecek yasal düzenlemelerin yapılmasını talep etmiştik.

Tam da Cumhuriyet bayramı ertesi acımız büyüktür. Cumhuriyet ne yazık ki emekçi ve ezilenlerin Cumhuriyeti olamamıştır.

Mücadelemiz emekçi Cumhuriyeti mücadelesidir.

 

BİRLEŞİK KAMU İŞ