Konfederasyon Başkanımız İsmail Tutoğlu’nun Yeni Yıl Mesajı

Konfederasyon Başkanımız İsmail Tutoğlu’nun Yeni Yıl Mesajı
Değerli emekçi dostlar,
 
Hem ülkemizde hem bölgemizde önemli gelişmelerin, “olmaz” denilen olayların yaşandığı bir yılı geride bıraktık.
 
Öncelikle, Birleşik Kamu İş Konfederasyonu  Başkanı olarak 2014 yılının mutluluk, esenlik, barış içinde geçmesini diliyor, yeni yılınızı kutluyorum.
 
2013 yılında kamu emekçileri olarak kamuoyu oluşturma, toplumsal muhalefeti ayağa kaldırma görevimizi yerine getirmeye çalıştık. Ekonomik ve siyasi engeller altında zor şartlarda da olsa kamu görevimizi yaptık.
 
Konfederasyon ve konfederasyona üye sendikalarımız 2013 yılında büyük gelişme gösterdi. İki yeni sendikanın mücadelemize güç kattığı (Enerji İş ve Tüm Yerel Sen), 2012  29 Ekim Ulus direnişinin meyvelerini vermeye başladığı, korku imparatorluğunun yıkılış sürecine girdiği bir yıl oldu. 2013 29 Ekimi ise konfederasyonumuzun öncülüğünde 3 siyasi parti liderinin aynı kürsüyü paylaşarak birlik mesajının verildiği demokratik kitle örgütleri, sendikaların taleplerinin siyasi karşılığının somutlaştığı bir etkinlik oldu. Konfederasyonumuzun  yıl boyunca yaptığı tesbitler bir bir gerçekleşmeye başladı.
 
Ülkemizde siyasal iktidarın ve ona bağlı medya ordusunun tersini iddia etmesine karşın ülkemizde her şeyin yolunda gitmediğini tv-radyo programlarında, basın açıklamalarımızda, dergimizde, her platformda defalarca dile getirdik.
 
Üretim ekonomisiyle değil, -yabancı parasıyla yabancının malını aldığımız- çılgın bir tüketim ekonomisiyle, planlamayla değil, piyasanın isteklerine bile bırakılmayan, ranta dönük emir ve talimatlarla yürüyen bir ekonomi anlayışıyla, yabancılara toprak satmakla, dereleri imara açmak ya da üstüne santral kurmakla, bir devleti tasfiye etme boyutuna dönüşen özelleştirme cinayetleriyle her yıl artan oranda cari açık ve devasa dış ticaret açığıyla 75 milyon nüfuslu bir ülkenin yönetilemeyeceğini, bu ülkenin bunu kaldıramayacağını, bu gidişle toplum olarak büyük acılar yaşayacağımızı söyledik, yazdık.
 
Yurttaşlık ve kardeşlik duygularını bir daha onarılmayacak biçimde bozan, yurttaşlar arasında düşmanlık tohumları eken eylem ve söylemlerden kaçınılmasını, hukuk devletinin çağdaş bir ülkenin olmazsa olmaz temel unsuru olduğunu, bağımsız yargının bir gün herkese lazım olacağını sürekli dile getirdik.
 
“Yurtta sulh cihanda sulh!” anlayışı gereği Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluşundan beri dış politika ilkesi haline gelen Ortadoğu ülkelerinin iç işlerine karışmama politikasının örnek alınmasını, bölge ülkeleriyle kardeşlik ve dostluk  ilişkilerinin ötesinde düşmanca politikalara yönelinmemesini sürekli vurguladık.
 
Çünkü gidilen yolun yol olmadığını,  toplumun AKP eliyle giydirilmek istenen deli gömleğini kabul etmeyeceğini, bir gün patlayacağını biliyorduk.
 
Öyle de oldu. 29 Ekim  Ulus meydanında başlayan halkın uyanışı ve ayağa kalkışı 30 Mayıs 2013 günü Taksim Gezi Parkı’nda başlayan eylemler ile hızla hükümet karşıtı eylemlere dönüşerek ülkeyi dalga dalga sardı; özgürlük,eşitlik,yaşam biçimine karışmama, hukuk ve adalet talep eden eylemler bir ay boyunca sürdü.
 
Direnişin başladığı ilk gün Konfederasyon ve bağlı sendikalarımız yönetimi dahil üyelerimizle Kızılay’ın işgalinde eylemin en ön saflarındaydık. Kızılay’da  İki sendika yöneticimiz yaralandı, hastahaneye kaldırıldı. Tüm yurtta gezi eylemlerine verilen destekte konfederasyonumuz üyeleri alanlarda yerlerini aldılar.
AKP hükümeti, halkın bu tepkisini anlamaya çalışacak yerde görülmemiş derecede şiddetle karşılık verdi. Polisin uyguladığı şiddet sonucu TTB rakamlarına göre tüm Türkiye sathında 6 gencimiz yaşamını kaybetti 10 bine yakın vatandaşımız yaralandı.
 
Eylemler, halkımızın  çağdaş, laik, demokratik hukuk devleti içinde bağımsız bir Türkiye’de tüm çeşitliliği ve zenginliğiyle kardeşçe yaşamak istediğini  hem siyasal iktidara, hem tüm dünyaya yeniden haykırma isteğinin bir sonucuydu.
 
On yıldır ülkeyi istediği gibi yöneten siyasal iktidarın fiyakası Gezi eylemleriyle fena bozuldu. İsyan, AKP`nin gerçek yüzünü açığa çıkardı; bir gün önce demokrasi kahramanı olarak görünen, ömür boyu devlet başkanlığı hayalleri gören Recep Tayyip Erdoğan, Gezi eylemleri sonrasında sıradan bir diktatör olarak tescil edildi.
 
Değerli emekçiler,
 
2013 yılının şüphesiz en önemli gelişmesi 17 Aralık 2013 tarihinde İstanbul Cumhuriyet Savcılığınca, Türkiye Cumhuriyeti, hatta dünya tarihinde yaşanmayan boyutta yolsuzluk iddialarıyla operasyon başlatılmış olmasıdır.
 
Bakan çocukları, en büyük bankamızdan birinin müdürü tutuklanmış,  yürütülen soruşturma kapsamında yapılan teknik takiplere ilişkin çok çarpıcı fotoğraflar ortaya çıkmış, para sayma makinası, ayakkabı kutularında milyonlarca dolar para, para kasası görüntüleri kamuoyunda büyük bir moral yıkıma ve şaşkınlığa neden olmuştur.
 
Siyasal iktidar bu olayların üzerine gidecek yerde savunmaya geçmiş, daha dün “benim polisim, benim savcım” dediği kurumlara karşı kin ve nefret söylemiyle saldırmış, yüzlerce polis şefini görevden, dosyaları ise soruşturma savcılarının elinden almış, böylece suçlularda sıkca görülen hareketler yaparak büyük bir panik içinde olduğunu göstermiştir.
 
Değerli dostlar,
 
Ülkemiz gerçekten büyük bir ülkedir, heyecan verici bir ülkedir; bu badireyi de atlatacaktır. Ancak ekonomik ve siyasi tahribat 2014 ve devam eden yıllar içinde tüm şiddetiyle kendini mutlaka belli edecek, bizlere belki de yaşadığımız günleri arar hale getirecektir. Büyük bir ekonomik kriz kapıdadır, sıcak para girişiyle har vurup harman savurma günleri geride kalmıştır.
 
2014 yılı yerel seçimler yılıdır. Yara bere içindeki AKP hükümetinin erken seçime de gitmek zorunda kalacağı olasılık içindedir.
 
Birleşik Kamu İş Konfederasyonu olarak 2013 direniş yılının, 2014 yılında bir toparlanma sürecine dönüşeceğini umut ediyoruz. İşbirlikçi,emek düşmanı politikalarının uygulayıcısı siyasal iktidardan kurtulma sürecinin başladığını, 2014 yılında bu sürecin hızlanacağını yerel seçimler ve genel seçimlerin buna vesile olacağını düşünüyoruz.
 
2014 yılının,  tam bağımsız, laik, demokratik, hukuk devletinin bireyin tüm haklarını eşit olarak koruduğu barış içinde bir ülkede yaşamayı savunan anlayışta, emekten yana  bir siyasal rejime bizi daha da yaklaştıracağı yıl olacağına inanıyoruz.
 
Bütün sorunlarımızı demokratik ortam içinde tartışarak, konuşarak, aynı geminin yolcuları olduğumuzun bilincinde olarak çözebileceğimize ve tüm üyelerimizin buna katkı vereceğine yürekten inanıyorum.
 
Bu anlayışla tüm emekçi dostlarımızın yeni yılını kutluyor,  sağlık mutluluk dileklerimle hepinizi selamlıyorum.
 
 
İsmail Tutoğlu
BİRLEŞİK KAMU İŞ KONFEDERASYONU GENEL BAŞKANI