SAVAŞLARIN, SÖMÜRÜNÜN VE İNSANLARIN ÖLMEDİĞİ BİR DÜNYA DİLİYORUZ

SAVAŞLARIN, SÖMÜRÜNÜN VE İNSANLARIN ÖLMEDİĞİ BİR DÜNYA DİLİYORUZ

1 Eylül 1939 yılında Nazi Almanya’sının Polonya’yı işgal etmesiyle başlayan 2. Dünya Savaşı, ardında milyonlarca ölü ve yaralı bıraktı.  İnsanlık tarihinin görmüş olduğu en kanlı  savaş insanlığa acı ve gözyaşı bırakmıştır.  Bir daha aynı acıların yaşanmaması amacıyla dünya milletleri insanlık tarihinin  korkunç ve kirli savaşının başladığı gün olan 1 Eylül’ü “1 Eylül Dünya Barış Günü” olarak kabul etti.  Dünya tarihine yazılan ve milletlerin hafızalarından yer edinen bu kirli savaş politikalarını hayata geçiren emperyalist devletleri, insanlık her yıl 1 Eylül Dünya Barış Günü’nde lanetlemektedir.

Dünya barışı; Ulusların, eşitlik, kardeşlik, özgürlük içinde mutlu yaşadıkları düzenin özlemidir.  Oysa, başta bölgemiz olmak üzere dünyanın bir çok yerinde  acımasız savaşlar devam etmekte, milyonlarca insan ölmektedir.  Küresel emperyalizm ekonomik ve siyasi çıkarları uğruna savaş politikalarını sürdürmektedir.

ABD ve AB küresel emperyalist savaş kışkırtıcılarıdır. Bu iki küresel güç Irak ve Suriye’de savaş sürdürmektedir. Terör ve şiddet Ortadoğu başta olmak üzere ülkemizi tehdit eder hale gelmiştir. Türkiye emekçileri savaşa karşı barışı savunmakta Ortadoğu coğrafyasında kan ve gözyaşını bitmesini istemektedir. Milyonlarca insan açlıkla boğuşurken, ölürken,  kaynakların silahlanmaya ve savaşa ayrılması kabul edilemez. 

Emperyalist savaşlarda; kadınlar, çocuklar, gençler ölmekte ve sakat kalmaktadır.  Savaşın sürdüğü Suriye ve Irak’ta kentler yıkılmakta, salgın hastalıklar yaygınlaşmaktadır.  Savaşı başlatan emperyalist devletler, savaşta kaçmak zorunda kalan göçmenlere ve sığınmacılara kapılarını kapatmaktadır.  Kan ve gözyaşından kurtulmak isteyen Uluslar; yine savaşı başlatanların ülkelerine sığınmak zorunda kalmaktadır. Bu öyle  emperyalist savaş ki;  savaştan kaçanlar, savaşı başlatanların, kucağında ölmektedir. Savaştan kaçan Ulusların yurttaşları; bu savaşı başlatanların  ülkelerine ulaşamadan denizlerin azgın dalgaları arasında boğulmakta ve kıyıya vurmaktadır.  Binlerce aile ve çocuk göç yollarında can vermektedir.

Savaşta kaçamayan Ulusların vatandaşları da anavatanlarında ölmektedir.  Emperyalizm; öldürmek üzerine kurulu bir ekonomik çark inşa etmiştir.

İşte bu nedenle;         

Türk Ulusu, emperyalizme karşı verdiği kurtuluş mücadelesinde savaşın ne kadar korkunç olduğunu yaşamış bir Ulustur. Türk Ulusu da savaşın yıkım, kan ve gözyaşı olduğu gerçeğini de bilmektedir.Bu nedenle emperyalist saldırılara ve sömürülere karşı, antiemperyalist birliktelik bugün daha önemli ve yaşamsal hale gelmiştir. Önderimiz Mustafa Kemal Atatürk, “Bir Ulusun hayatı söz konusu olmadıkça savaş bir cinayettir.” diyerek, savaşın insanlık için yıkım ve felaket olduğunu belirtmiştir. “Yurtta barış, dünyada barış” sözüyle de ülkemizde ve tüm dünyada barışa duyduğu özlemi ve önemi dile getirmiştir. Halkları birbirine düşman eden savaşları engellemek, ancak tam bağımsız bir ülke olmakla mümkündür.Türk milleti olarak, tam bağımsızlığımızı sağlayan  ülkemizin kurucusu Mustafa Kemal Atatürk’e bir kez daha minnettarız. Çünkü dünyada ilk emperyalizme karşı Ulusal Kurtuluş Savaşını başlatarak ve başararak, başta komşu halklarımız olmak üzere tüm mazlum Uluslara bağımsızlık kapılarını açmıştır. Türk Ulusuna, Tam Bağımsız ve özgür yaşamayı armağan etmiştir.

Birleşik Kamu-İş Konfederasyonu olarak; 1 Eylül Dünya Barış Günü’nde, Ortadoğu ve Dünyanın değişik bölgelerinde yaşanmakta olan savaşları, şiddeti ve terör eylemlerini lanetliyoruz. Barışın, kardeşliğin egemen olduğu bir dünyada yaşamak umuduyla  tüm halkımızın ve dünya halklarının “1 Eylül Dünya Barış Günü”nü kutluyoruz.

BİRLEŞİK KAMU-İŞ

MERKEZ YÖNETİM KURULU