ÜLKEMİZDE HUKUK ADALETTEN UZAKLAŞIRKEN ÖZGÜRLÜKLER YEŞİL PASAPORTA İNDİRGENDİ!

ÜLKEMİZDE HUKUK ADALETTEN UZAKLAŞIRKEN ÖZGÜRLÜKLER YEŞİL PASAPORTA İNDİRGENDİ!

AKP iktidarı, ne zaman iç siyasette ve dış politikada çıkmaza girse taktiksel geri adımlar atmaktadır.

Siyasal iktidar; siyasette, yargıda,  ekonomide, eğitiminde ve toplumsal yaşamda sürekli paket ve reform açıklamakta ve yurttaşları aldatmaktadır. Çılgın projelerden, ekonomik reformlara ekonomik paketlerden yargı reformuna uzanan “reform ve paketler” kronikleşmiş sorunları çözmekten çok uzaktır.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın, “Yargı Reformu Stratejisi” içerinde kısmen olumlu gelişmeler bulunsa da uygulamadaki somut gelişmeler, asıl gerçekliği yansıtmaktadır.

 “Yargı Reformu Stratejisi”nin hazırlanış ve kamuoyunla paylaşılması dahi sorunludur. Ülkemizdeki yargı mensuplarının, baroların, siyasi partilerin ve demokratik kitle örgütlerinin görüşlerini almadan hazırlanan “Yargı Reformu Stratejisi” ben yaptım oldu anlayışıdır.

Gerçek bir adalet reformu hak ve özgürlükleri garanti altına almakla ve Anayasal ve evrensel hukuk ilkelerine uymakla sağlanabilir. Gerçek bir reform, yargı üstündeki yürütme ve iktidar vesayeti ortadan kaldırılarak oluşturulabilir.

Kuvvetler ayrılığı ve ifade özgürlüğü ekmek ve su kadar önemliyken “Yargı Reform Stratejisi’ni” yargı mensuplarına yeşil pasaport verilmesine indirgemek ahlaki ve etik değildir. Yargı Reformu Stratejisi’nin “avukatlara yeşil pasaport hakkı ”maddesine indirgemek yargıdaki sorunları küçümsemektir, kuvvetler ayrılığı ilkesini değersizleştirmektir ve adaletteki sıkıntıları yok saymaktır.

Türkiye Cumhuriyeti’nin işleyişi, gelenekler, kurum ve kurumları, yönetim şekli ve kuvvetler ayrımının tek bir kişide toplanması ile bir siyasi partinin ideolojik anlayışının yargıda yaygınlaşması sorunların ana kaynağıdır.

Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi ile çoğulcu yapı, yasama, yürütme ve yargı gibi kuvvetler ayrımı tek bir kişide toplandı. Demokrasi ve parlamenter sisteme karşı olan bu sistem yargı organlarını denetim altına almış, hatta yargıda görev yapanların bağımsız karar verme mekanizmasını ortadan kaldırmıştır.

Ülkemizde yargının en büyük problemleri; hakim ve savcıların bir çıkar grubunun, ideolojinin, siyasi görüşün etkisinde kalmasıdır.

Ülkemizdeki yurttaşların hukuk devleti, bağımsız, tarafsız yargı ile demokrasi ve adalet arayış ortadadır. Avukatların tutuklanması, duruşma salonlarında atılması, keyfi tutuklanmalar, sendikal özgürlükler, toplantı ve gösteri hakkı gibi konular can yakmaktadır.

Özetle ülkemizde tek adam rejimiyle tüm yetkiler bir kişide toplanmıştır. Anayasanın, temel hak ve özgürlüklerin ortadan kaldırıldığı, yasama, yürütme ve yargı yetkisinin bir kişinin tekelinde toplandığı hukukun üstünlüğü ve hukuk devleti ilkelerinin rafa kaldırıldığı koşullar yaşanmaktadır.

İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı seçim sonucunun iptali, YSK kararı ve YSK’nın gerekçeli kararı ortada dururken kimse yargı reformundan büyük bir beklentiye girmemesi gerekmektedir.

Avukatların kılık kıyafetiyle meşgul olunduğu duruşma salonlarının koşullarını hazırlayanlar ile yargı reformu açıklayanlar aynı ideolojinin mensuplarıdır.

AKP’nin reform paketini, AB’ye ve ABD’ye göz kırpma ve iç kamuoyuna göz boyama olarak değerlendiriyoruz. 

Parlamentonun devre dışı bırakılıp  “Yargı Reformu Stratejisi” açıklayanlardan ne adalet mekanizmasını oluşturacağını düşünüyoruz ne de gerçekçi çözümler sunacağına inanıyoruz.

Birleşik Kamu-İş Konfederasyonu olarak; kanun yapmakla ve kanunları uygulamak arasında büyük farklar olduğunu belirtiyoruz, hukuksuzluğun ve adaletsizliğin “hukuk” kılıfına sokulduğu bir ortamda “Yargı Reformu Stratejisi” hazırlamak çözüm değildir! 

BİRLEŞİK KAMU-İŞ

MERKEZ YÖNETİM KURULU