ATİLLA ÖZSEVER yazısı


Yayın Adı: CUMHURİYET
Yayın Tarihi: 21.01.2010
Yayın Türü: GAZETE
Sayfa: 7
Merkez: İSTANBUL
Tiraj: 53130
Yayın İçeriği: SİYASİ
 
ATİLLA ÖZSEVER

GÖRÜŞ
TEKEL Direnişi Kritik Dönemeçte TEKEL işçilerinin Ankara'daki eylemi, 40. gününe yaklaştı. 17 Ocak'taki mitingden sonra işçiler açlık grevine başladı. Eylemlilik süreci devam ederken 33 kişilik Türk-lş Başkanlar Kurulu'nda tam bir bütünlük yok. AKP yanlısı sendikalar, eylemin bitirilip işçilerin evlerine dönmesinden yana. Sol, sosyal demokrat eğilimli sendikalar ise eyleme önderlik sürecinde ciddi bir zafiyet olduğu kanısında. Bu kesim, Türk-lş içinde bir komitenin oluşturularak eylem stratejisini belirlemesi gerektiğini savunuyor. Ancak tüm bu görüşler Başkanlar Kurulu'nda sağlıklı bir kararın çıkmasına olanak vermiyor. Öte yandan 5 kişilik Türk-lş Yönetim Kurulu'nda da tam bir uyum yok. Türk-lş Genel Başkanı Mustafa Kumlu'nun mitingde yaptığı konuşma TEKEL işçilerini tatmin etmedi, protestoya neden oldu. Tek Gıda-lş Sendikası Genel Başkanı ve Türk-lş Genel Sekreteri Mustafa Türkel ise eylemin genişletilmesinden yana. Türkel, ATILLA OZSEVER "Önce işçi ve memur konfederasyonlarından bir çekirdek platform oluşturmalıyız. Bu platformda Türk-lş, DİSK, Türkiye Kamu-Sen, KESK ve Birleşik Kamu-İş olmalı.


İkinci halkada Türk Tabipleri Birliği, TMMOB, Türk Eczacılar Birliği gibi meslek örgütleri yer almalı. Hak-lş ve Memur-Sen'in hükümet yanlısı tutumu belli olduğu için bu kuruluşlar dışarıda kalmalı" diyor.

Mustafa Türkel, işçi ve memurların ortak sorunlarını saptayarak emek kesiminin taleplerinin ortaya konmasını, hükümete belli bir süre tanınmasını, bu taleplerin yerine getirilmemesi halinde genel greve kadar gidecek eylemlilik sürecine başlanması görüşünü savunuyor. Kuşkusuz genel grev ciddi bir eylem. Batı ülkelerinde yapılan genel grevlerde hayat büyük ölçüde duruyor. Bir genel grev eyleminin etkili olabilmesi için özellikle enerji, telekomünikasyon, finans ve ulaşım sektörlerinde yaşamın durması gerekir. Türkiye'de böyle bir eylemin örgütlenmesi, emek kesiminin hazırlanması ve kamuoyu desteğinin sağlanması o kadar kolay gözükmüyor. Bir de ortada yasallık sorunu var. O halde bu verili koşullarda ne yapmalı? Öncelikle TEKEL eyleminin toplumda meşru ve haklı bir zemin kazanması, durgunluk içersindeki emek hareketi açısından bir umut olması, mücadeleci sendikacılık anlayışını harekete geçirmesi son derece önemli. Böyle bir hareketin zaafa ve başarısızlığa uğraması, hükümetin elini çok güçlendirecek ve emeğe yönelik saldırı daha da artacaktır. Bu aşamada, 25 Kasım'daki memur grevini aşan bir genel eylem gündeme gelebilir. 87 sayılı ILO (Uluslararası Çalışma Örgütü) sözleşmesi ve buna ilişkin ILO Sendika Özgürlüğü Komitesi'nin kararlarına dayanarak barışçıl, siyasal amaçlı olmayan ve temel hizmetler dışında geniş bir eylem ve grev hakkı söz konusudur. TC anayasasının 90. maddesinin de verdiği yetkiyle başta TEKEL işçilerinin sorunları olmak üzere somut birkaç talep etrafında başvurulacak böyle bir genel eylem önemli bir etki yapabilir.

Yazarın elektronik posta adresi: Bu e-Posta adresi istek dışı postalardan korunmaktadır, görüntülüyebilmek için JavaScript etkinleştirilmelidir
Perşembe, 21 Ocak 2010 03:22
 

Üye Sendikalardan

Konfederasyondan

Birleşik Kamu-İş Genel Başkanı Sayın Hasan Kütük'ün 25 Kasım İş Bır...