Siz bu bölümdesiniz:   Ana Sayfa HABERLER Hukuk EĞİTİM-İŞ 'TEK KATSAYI' KARARINA İPTAL DAVASI AÇTI

EĞİTİM-İŞ 'TEK KATSAYI' KARARINA İPTAL DAVASI AÇTI

e-Posta Yazdır PDF
14 Ağustos Cuma günü saat 10:30'da düzenlediği basın toplantısı ile Eğitim-İş Genel Başkanı Yüksel Adıbelli, YÖK'ün gelecek sene üniversiteye girişte ''tek katsayı'' uygulamasına geçilmesine ilişkin kararının yürütmesinin durdurulması ve iptali istemiyle Danıştay'da dava açtığını basın ve kamuoyu ile paylaşmıştır. Haberin devamında ilgili açıklama metni bulunmaktadır.

BASIN VE KAMUOYUNA

 

Eğitim-İş Genel Başkanı Yüksel Adıbelli’nin, Yükseköğretim Genel Kurulu’nca üniversiteye giriş sınavında katsayı uygulamasını kaldıran kararına ilişkin 14 Ağustos 2009 tarihinde düzenlediği toplantının basın metnidir.

                             

Değerli basın emekçileri, 2002 yılında işbaşına gelen AKP iktidarının eğitim alanında özelleştirme, eğitim programlarına dini öğelerin yerleştirilmesi, siyasi kadrolaşma ve sık sık gündeme gelen yolsuzluklarla oluşturduğu tahribat, Yüksek Öğretim Genel Kurulu’nun 21 Temmuz 2009 tarihinde gerçekleştirdiği “yeni düzenleme” ile doruk noktasına varmıştır. Aklı başında hiçbir kişi ya da kuruluş eski sistemin adil ve fırsat eşitliği sağlayan bir sistem olduğu iddiasında değildir, olamaz. Ancak mevcut sistemin yarattığı aksaklığın siyasi amaçlarla istismar edilmesine de göz yumulamaz. Geleceklerini kurtarma telaşı içerisindeki nesiller, ticari ya da dini amaç peşinde koşan özel eğitim kurumlarına umut bağlamak suretiyle sınav odaklı bir sistemde heba olmaktalar.

MEB VE YÖK’ÜN UYGULAMALARI TABAN TABANA ZIT

YÖK’ün  “yeni sistem “ adı altında yaptığı katsayı düzenlemesi, ilköğretim ve ortaöğretim kademeleri öğretim programlarının fikri ve felsefi arka planını oluşturan öğrenci, öğrenim, yeterlik ve süreç merkezli anlayışıyla çelişmektedir. “Yeni sistem” orta öğretim kurumlarının yönlendirme hedefine odaklı “alan/dal” uygulamalarını etkisizleştirmekte, hatta bu uygulamaları lağvetmektedir. Düzenleme, 2547 ve 1739 sayılı kanunlara aykırı olduğu gibi bu kanunların düzenlediği yönetmelik ve yönergelere de aykırıdır. Örneğin; 1739 sayılı Milli Eğitim Bakanlığı Temel Kanunu’nun “Orta Öğretimde Yöneltme” başlıklı 30. Maddesinin birinci fıkrası “Yöneltme ilköğretimde başlar; yanılmaları önlemek ve muhtemel gelişmelere göre yeniden yöneltmeyi sağlamak için orta öğretimde de devam eder” şeklindedir.

Milli Eğitim Bakanlığı Ortaöğretim Kurumları Sınıf Geçme ve Sınav Yönetmeliği’nin “Alan/Dal Dersleri” başlıklı 8. Maddesi ise “Alan- dal dersleri, öğrenciyi hedeflediği yüksek öğrenim programlarına veya mesleğe, iş alanlarına yönelten ve ona bu yönde gelişme imkanı sağlayan derslerdir” demektedir. Aynı yönetmeliğin “Alanların Belirlenmesi ve Seçimi” başlıklı 10. Maddesinde de konuya ilişkin düzenlemeler geniş olarak yer almaktadır.

Söz konusu yasa, yönetmelik ve diğer düzenlemeler kapsamında alan/dal derslerinin öğrenciyi hedeflediği yükseköğrenim programlarına ve iş alanına yöneltmeyi ve bu alanda kendisini geliştirmesine olanak sunmayı amaçladığı açıkça görülmektedir.

Var olan yasal düzenlemelere karşın eğitim sistemini dizayn etmekle yükümlü Milli Eğitim Bakanlığı ve Yükseköğretim Kurulu’nun düştüğü çelişki, bu uygulamanın öğrencilerin faydasını gözetmek dışında siyasi bir amaca hizmet ettiğinin kanıtıdır.

MESLEK LİSELERİ DE HAYAL SİYASETİNE KURBAN EDİLİYOR

Değerli basın mensubu arkadaşlar, “Yüksek öğretimde mesleki ve teknik eğitim öğrencilerinin mağduriyetini giderme” söylemiyle kamuoyunu yıllarca yanıltan AKP, yeni düzenleme ile mesleki eğitimi de ustası olduğu hayal siyasetine kurban etmektedir. İktidar ve YÖK, ders programları ve ders saatlerinin yeterliği açısından Anadolu, fen ve genel liselerin çok gerisinde olan meslek lisesi öğrencilerine yeni uygulamayla sanki bir engellemeyi kaldırmış görüntüsü çizmektedir. Ortaöğretim kurumları öğretim programları ve ders dağıtım çizelgelerine bakıldığında ne görülmektedir? Resmin büyütülmesi ve gölgelendirmelerin kaldırılması ile gerçek tüm çıplaklığı ile ortaya çıkmaktadır. MF puan türünde bir fakülteye yerleşmek isteyen öğrenci matematik, geometri, fizik, kimya ve biyoloji derslerine ait soruları ağırlıklı olarak çözmek zorundadır. Bu bağlamda ders programları incelendiğinde genel lise ya da Anadolu lisesinde okuyan bir öğrenci bu dersleri 4 yıllık eğitimi boyunca toplam 1872 ders saati görürken, meslek lisesinde okuyan bir öğrenci sadece 468 ders saati görmektedir. “Yeni düzenleme” genel lise öğrencisiyle aynı hedefe koşturulan meslek lisesi öğrencisinin 1404 ders saatlik farkı kapatmasının yarışı olacaktır.

Öğrencinin iyiliğini gözetmek, gördüğü öğrenimin niteliğini artırmaktan geçmektedir. Öğrencinin haftalık ders dağıtım çizelgesinde yer almayan; yer almakla birlikte okul ve alan türüne uygun olarak diğer programlara göre daha az ders saatinde düzenlenen derslerden başarılı olmasını beklemek; en azından amaç ve araç uyumsuzluğunu nitelemektedir. Amaca uygun araç belirlemeden oluşturulan yapılanmalara ise sistem denilebilmesi olanaklı bulunmamaktadır.

Eğitim sisteminin kamusal hedeflerinde bütünsel anlamda esaslı yapısal değişiklikler yapılmaksızın, son derece komplike bir yapıya sahip olan mevcut sistemin bütünleyici parçalarından bir tanesinde “eşitlik”, “adalet”, “hakkaniyet” çığlıkları eşliğinde siyasi amaçlar için yapılan değişiklik maalesef kara mizah örneğidir.

 

 

 

 

DEĞİŞİKLİK İMAM HATİP LİSESİ ÖĞRENCİLERİ İÇİN Mİ?

 

Değerli arkadaşlar, tartışmanın odağına İmam Hatip Liseleri yerleştirilmiş durumda.  İmam Hatip Liseleri “topluma dini hizmet sunacak görevliler yetiştirmek amacıyla” kurulmuş, yapılandırılmış eğitim kurumlarıdır. Bu amaç doğrultusunda, bu okulların eğitim müfredatının merkezinde, eğitim alan öğrencinin toplumu dini konularda aydınlatıp yönlendirebileceği yoğunlukta dini eğitim almasını sağlamak hedefi vardır. Ancak maalesef son derece meşru ve gerekli bir gereksinimden doğan bu okullar, laik demokratik cumhuriyete düşmanlık besleyen akımların istismar alanlarından biri haline getirilmiştir. Laik demokratik cumhuriyeti içlerine sindirememiş olan yapılar, laik devlet bütçesiyle finanse edilen İmam-Hatip Liselerini, laik devleti örseleyip yıkmaya koşullanmış devlet kadrolarının yetiştirildiği kurtarılmış alanlar haline getirme hevesine kapılarak, bu okulda eğitim alan kitleleri “öteki”leştirmeye soyunmuşlardır. İşte bu nedenle ülkemiz onlarca yıldır, toplumun gereksinimi olan dini hizmetleri sunmak amacıyla “din görevlisi” yetiştirmek üzere kurulan ve öğrencilerinin hemen hepsi yoksul çocuklardan oluşan bu eğitim kurumlarını tartışmaktadır. Toplumun kaderinde söz sahibi olabilmek için yapılan bu tartışma ve çatışmanın kaybedeni ise her zaman toplumun kendisi olmaktadır.

 

Yükseköğretim Kurulu’nun değerlendirilen kararı, İHL öğrencilerinin her yükseköğretim kurumuna girmelerinin yolunu açmak için mi alınmıştır? İktidar amacını bu varsayım için belirlemiş olsa dahi… Bu sorunun yanıtı sistem anlayışı gereği mevzuata uygun kullanılabilir, geçerli, güvenilir ve gerçek veri ve bilgiye dayalı olarak verildiğinde kocaman bir hayırdır.

 

Biz soruna olabildiğince objektif yaklaşıyoruz. Düzenleme kesinlikle hukuka aykırıdır. Düzenlemenin elbette yarar sağlayacağı çocuklar olacaktır, ancak mevcut yapıda koşullandıkları alanlara girmeye çalışan öğrencilerin tamamı, ama tamamı sistemin mağduru olacaklardır. Yeni kontenjanlar açılmadığına göre, alanlar arası çapraz geçişler birçok öğrencinin kendi alanlarına girme hakkını ellerinden alacaktır. Ancak bugün ülkemizde maalesef tartışma, siyasi hesaplaşma amacıyla farklı zeminlere çekilmekte. Oldu-bittileriyle yaşama geçirilmek istenilen hukuksuzluklara karşı düşünce ortaya koyanlar dahi, basın özgürlüğünün arkasına sığınan iktidar yandaşı çevrelerin sindirme amaçlı, sistemli saldırılarına maruz kalmaktalar. Bu çevreler, bu uğurda türlü masumiyetleri de gözlerini kırpmadan kirletmekteler. Gerçek demokrasi ve toplumun tamamını kapsayan temel hak özgürlüklerin can düşmanı olmalarına rağmen, bu kavramları, onları yeşertip geliştirerek kurumsallaştırmaya çalışan laik demokrasiyi aşındırmak için araç olarak kullanmaktalar. Artık şu gerçeği hepimiz öğrendik : Kutsal din öğretisinin temel referansı olan ahlâk anlayışını dahi umursamayan ; yalancılığı, iftiracılığı, karalamacılığı, yaftacılığı, hedef göstericiliği ve küfürbazlığı yaşam felsefesi haline getiren bu ilkel anlayış sahipleri, bir alanda “koro halinde” bir yaygara ve dayatma içerisinde iseler, -şurası kesindir ki- o alanda korunması geren çağdaş bir kazanım vardır.

Sendikamız, dava konusu düzenlemeyi çekilmek istendiği alanda değil, olması gerektiği gibi hukuki zeminde tartışmaya açmaktadır.

Zira, dava konusu düzenleme, mesleki ve teknik ortaöğretim kurumlarının işlevlerini tahrip edecek, bu eğitim kurumlarında eğitim gören öğrenciler, “alanları dışındaki yükseköğretim kurumlarına yönelmeye” teşvik edilecektir. Öğrenciler zaman ve enerjilerini, temel eğitimini aldıkları mesleki ve teknik bölümlerin dışındaki eğitim alanlarına aktarma çabasına girişecekler, veliler ise çocuklarının bu çabalarına destek olabilmek için bütçelerini zorlayarak özel dershanelere ciddi miktarlarda para yatıracaklardır. Adeta YÖK Genel Kurulu’nca “Mesleki ve teknik öğretim hastalandı, kurtar onu dershane” çağrısı yapılmaktadır. Bu çağrının muhatabını, bu okullarda okuyan öğrenciler ve velileri oluştururken, Milli Eğitim Bakanlığı da sessizliğiyle bu çağrıyı desteklemektedir.

Sayın basın mensupları,

Eğitim-İş olarak açıklamamızın başında da belirttiğimiz gibi mevcut sistemin yarattığı aksaklığın siyasi amaçlarla istismar edilmesine göz yumamayız. Bu çerçevede, YÖK Genel Kurulu’nun 21 Temmuz 2009 tarihinde aldığı karar, Sendikamızca yürütmesinin durdurulması ve iptali istemiyle 14 Ağustos 2009 tarihi itibariyle Danıştay’a taşınmıştır.

 

Kamuoyuna saygıyla duyurulur….

                                                                                             

 Yüksel ADIBELLİ

                                                                                           Eğitim-İş Genel Başkanı

 

EĞİTİM-İŞ'DEN 'TEK KATSAYI' KARARINA İPTAL DAVASI

Written by: BirleşikKamu-İş Cuma, 14 Ağustos 2009 10:09
 

Üye Sendikalardan

Konfederasyondan

Birleşik Kamu-İş Genel Başkanı Sayın Hasan Kütük'ün 25 Kasım İş Bır...