“30 Ağustos” zaferlerini ancak ulusal ordular kazanabilir!

“30 Ağustos” zaferlerini ancak ulusal ordular kazanabilir!

Birinci Dünya Savaşı sonunda 30 Ekim 1918 tarihinde imzalanan Mondros Ateşkes Antlaşması ve 10 Ağustos 1920′de Fransa’da imzalanan Sevr Antlaşmasıyla ülke topraklarımız neredeyse tamamen işgal edilmişti.

Oysa bu topraklarda yüz yıllardır bağımsız olarak yaşamıştık. Bunu kabul etmek elbette olanaksızdı. Kabul edenler vardı elbet; tarihin her döneminde olduğu gibi. Ancak Mustafa Kemal adında bir komutan Samsun’a çıkarak bağımsızlık ateşini çoktan ateşlemişti bile. Amasya Genelgesi, Erzurum, Sivas Kongreleri, 23 Nisan 1920′de TBMM’nin kurulması bu çabanın çok önemli ve meşru çalışmalarıydı.

23 Ağustos – 12 Eylül 1921 tarihlerinde Sakarya savaşında alınan -1699 Karlofça Antlaşmasından sonra kazandığımız ilk!- başarıdan sonra Yunan ordularının yenilebileceği ve mutlaka ülkeden atılması düşüncesi de Türk kurmayları arasında olgunlaştı ve kararlaştırıldı.

Bu nedenle büyük bir saldırı planı gizlilik içinde hazırlandı. İstanbul’daki depolardan silah ve cephane başarılabildiği oranda Anadolu’ya kaçırıldı.Orduya sürekli taarruz eğitimi verildi. İşgalci emperyalist ülkeler tarafından tahrip edilmiş ve kullanılamaz duruma getirilmiş toplar onarıldı. Yeni silahlar satın alındı.

Geceleri hareket edilerek Tüm Türk cephe birlikleri gizlilik içinde Kocatepe bölgesine başarıyla kaydırıldı.

26 Ağustos 1922′de Gazi Mustafa Kemal Atatürk komutasındaki Türk orduları 26 Ağustos 1922′de Yunan ordularına saldırdı. Saldırı o kadar ani ve başarılı biçimde yapıldı ki daha bir kaç hafta önce mevzileri ziyaret eden İngiliz komutanların dediği, “Bu mevzileri dünyada hiç bir ordu aşamaz!” değerlendirmesinin aksine mevziler bir kaç saat içinde ele geçirildi.

30 Ağustos 1922 sabahı Dumlupınar’da Yunan ordusu teslim alındı. Yunan orduları başkomutanı Trikopis esir alındı. 9 Eylül günü ise İzmir’e geri alındı.

Gazi Mustafa Kemal’in bizzat yönettiği bu savaş Başkomutanlık Meydan Muharebesi adını almıştı. Tüm dünya bu zaferi şaşkınlıkla karşılamıştı.

30 AĞUSTOS 1922′NİN ÖNEMİ

İşgalci askerlerin tümü daha sonraki tarihlerde ülkeden ayrılsa da “30 Ağustos Zafer Bayramı” 1923 tarihinde ilk kez kendiliğinden Afyonkarahisar, Denizli, Kahramanmaraş, İzmir ve Ankara’da şenliklerle kutlandı. Resmi bayram olarak kutlanması ise Mayıs 1935 tarihinde yasalaşmıştır.

“30 Ağustos Zafer Bayramı”,  bu tarihten sonra, Türkiye ve Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyetinde “devlet erkanı”nın ve vatandaşların Ankara’da Anıtkabir’i, diğer illerde de şehitlikler ve anıtları ziyaret ederek Mustafa Kemal Atatürk ve silah arkadaşlarına, savaşmış askerlere şükranları sunmak biçiminde kutlanır. Askeri birlikler geçit töreni yapar. Dış temsilciliklerde çeşitli kutlamalar yapılır. Resmi tatil günüdür.

Her yıl, Harp Okulları ve Astsubay Meslek Yüksek okulları bu tarihte mezun verir. Tüm subay ve astsubay rütbe değişiklikleri bu tarihte geçerli olur.

 

ZAFER BAYRAMININ VERDİĞİ DERS

Bu savaş göstermiştir ki büyük zaferler ancak bağımsız karar verebilen, başka ülkelerin komutanlarına ve askerlerine bel bağlamayan, kendi halkına ve kendi gücüne güvenen güçlerle olanaklıdır.

Osmanlı’nın dış güçlere bel bağlayan onlar arasında adeta dans eden işbirlikçi politikaları salam dilimi biçiminde yok olmayı ve sonuçta tümden işgal edilmeyi getirmiş, yalnızca günü kurtarmaya yaramıştır.

Orduları bağımsız olmayan, ulusal güçleri harekete geçirme kabiliyeti olmayan, kendi ulusuna güvenmeyen hiç bir komuta heyeti başarılı olamaz.

Atatürk, “Ordular ilk hedefiniz Akdenizdir!”diyerek ordularını BATI’ya sürmüştü. Bugün orta doğuda her türlü maceraya açık olarak ordularını DOĞU’ya sürmeye çalışanların, en hassas sınırlarının bin kilometrelik bölümünün kevgire döndüğü bir ülkenin siyasileri ve komutanlarının 30 Ağustos Zaferinin öncesinden ve uygulamasından almaları gereken çok büyük dersler vardır.

Şunu unutmamalıdırlar ki Mustafa Kemal Sakarya Savaşını, “Hattı müdafaa yoktur, sathı müdafaa vardır; bu satıh bütün vatandır.Vatanın her karış toprağı vatandaşın kanıyla ıslanmadıkça terk olunamaz!” şiarıyla kazanmıştı.

Birleşik Kamu İş Konfederasyonu ve bağlı sendikalar olarak işte bu anlayış ve bilinçte tüm halkımızın zafer bayramını kutluyor, başta Mustafa Kemal ve askerleri olmak üzere tüm askerlerimizi rahmetle anıyoruz.

 
BİRLEŞİK KAMU İŞ