6 Mayıs 1972… Emek Mücadelesi Gençlik Mücadelesinden Ayrılamaz…

6 Mayıs 1972… Emek Mücadelesi Gençlik Mücadelesinden Ayrılamaz…

Talihsiz olayların yaşandığı Türkiye siyasi tarihinin en üzücü günlerinden biri de 6 Mayıs’dır.

Deniz Gezmiş, Hüseyin İnan, Yusuf Aslan adlı gençlerimiz 6 Mayıs 1972 tarihinde daha şafağı göremeden saat 04′de bugün artık müze olan Ulucanlar Cezaevi’nin avlusunda kurulan darağacında idam edildiler.

Ankara Ayaş’da öğretmen anne babanın çocuğu olarak dünyaya gelmiş Deniz Gezmiş ve Yozgat doğumlu Yusuf Aslan (1947–1972) 25 yaşında, Sivas doğumlu Hüseyin İnan 23 yaşında (1949–1972) tek bir insana kıymadıkları halde, daha yaşamlarının şafağında, çocuk denecek yaşta darağacında öldürüldüler.

Suçları büyüktü: Ülkelerini seviyorlardı; Türkiye’nin tam bağımsız bir ülke olmaktan giderek uzaklaşmasına herkesten daha duyarlı davranıyor, gençlik ateşiyle var güçleriyle “antiemperyalist” tavır koyuyorlardı.

İstanbul’a gelen 6. Filo’yu protesto eylemlerinde yer alarak (30 Mayıs 1968) ülke topraklarının emperyalizme peşkeş çekilmesine karşı çıkıyor, öğrenci örgütlerinin düzenlediği “Kıbrıs Mitingi” sırasında (22 Kasım 1967) ABD bayrağını yaktıkları için tutuklanıp fişleniyor, Samsun’dan Ankara’ya Mustafa Kemal Yürüyüşü’nü (1 Kasım 1968) düzenliyor, ABD büyükelçisi Kommer’in gelişi sırasında Yeşilköy Havaalanı’nda düzenlenen protesto gösterileri (28 Kasım 1968) nedeniyle tutuklanıyor, buna benzer eylemleri nedeniyle gençliğin önderi haline geliyorlardı.

Ankara 1nolu Askeri Mahkemesinin 8.10.1971 tarih ve 971-13 esas 971-23 karar sayılı hükmü ile TCK 146-1 maddesi uyarınca ölüm cezasına mahkum edildiler.

Mahkeme, daha sonraki yıllarda “Anayasayı bir kere delmekle bir şey olmaz” anlayışlarının ülkeyi yöneteceğini düşünmeden, “Deniz Gezmiş, Yusuf Aslan, Hüseyin İnan; Mahkememiz Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın tamamını bir kısmını tağyir, tebdil veya ilgaya cebren teşebbüs suçunu işlediğinizi sabit gördü. Türk Ceza Kununun 146/1 maddesi uyarınca ölüm cezası ile tecziyenize karar verdi.” hükmünü yazmaktan çekinmedi.

*

Çevremiz ateş çemberine alınmış durumda. Ülkemiz ise Atatürk devrimini tamamlamaya yola çıkmış gençlerimizi dikkate almayarak bugünlere geldi.

Ancak günümüz gençleri de Denizlerin yolunda olduğunu, ülkesinin tek bir ağacı için bile ne kadar duyarlı olduğunu daha dün Gezi direnişinde gösterdi. Gezi Parkı’nda kesilecek tek bir ağaç için canlarını feda ettiler.

*

Ülkemiz dünyanın en stratejik bölgesinde ve bölgenin en güzel, en büyük ülkesi.

Deniz Gezmiş ve arkadaşlarının 1969′da öldürülen Taylan Özgür’ün yanına gömülme isteği bile çok görülmüş yerine getirilmemişti.

Bugün, Denizleri asan zihniyetin uzantısı siyasal iktidarların yönetiminde olan ülkemiz, hırsızın, arsızın, yerli yabancı çıkar çevrelerinin baş tacı edildiği, karanlık bir tünelde son hızla yuvarlanan geleceği belirsiz bir ülke haline geldi.

6 Mayıs’da idama gözlerini kırpmadan giden ve son nefeslerinde “Yaşasın Tam Bağımsız Türkiye” diye bağıran güzel fidanlarımız, gelecekle ilgili kaygılarında, duyarlılıklarında ne yazık ki haklı çıktılar.

Birleşik Kamu İş olarak biliyoruz ki emek mücadelesi gençlik mücadelesiyle birleşmeden başarılı olamaz.

Yaşasın Tam Bağımsız Türkiye!

Kahrolsun faşizm!

BİRLEŞİK KAMU İŞ