DAYANIŞMA DAYATMASI KABUL EDİLEMEZ ACİLEN SOSYAL DEVLET HAYATA GEÇMELİDİR

DAYANIŞMA DAYATMASI KABUL EDİLEMEZ ACİLEN SOSYAL DEVLET HAYATA GEÇMELİDİR


Koronavirüsü salgını dünya ve ülkemizde hızla yayılmakta ve can almaya devam etmektedir. Dünyanın her yerinde devletler, bu zor günleri atlatabilmek için kamu kaynaklarını yurttaşlarına vermek için planlar açıklarken Cumhurbaşkanın başlattığı “Milli Dayanışma Kampanyası” sosyal devlet ilkesiyle bağdaşmaz.

AKP iktidarı devletin varlığını yurttaşların zor olduğu bir dönemde göstermesi gerekirdi. Dayanışma sosyal devletin temel kuralıdır.

Bugün Türkiye Cumhuriyeti’nin evde kalan yurttaşlarının her türlü temel ihtiyacının devlet tarafından giderileceğini, çalışamayan ya da işten çıkarılan vatandaşlarının güvencede olduğunu göstermesi gerekmektedir.

Devletin tüm kaynaklarının bu olağanüstü dönemde özellikle emekçi, dar gelirli ve işsizlerin ihtiyaçlarını ayırması gereklidir.

Sosyal devlet olma sorumluluğunda olan ülkeler olağanüstü haller için ayırdıkları kaynakları yurttaşlarına karşılıksız sunmaktadır. Türkiye Cumhuriyeti’ni yönetenler yurttaşlarına kamu bankalarından kredi alma yolunu göstererek ve dayanışma kampanyası başlatarak sosyal devleti yok saymaktadır. Sosyal devlet her şeyden önce Anayasal yükümlülüktür.

Türkiye Cumhuriyeti; demokratik, laik ve sosyal bir hukuk devletidir. Sosyal devlet anlayışı; eğitim, sağlık, sosyal yardım, sosyal hizmetler gibi politikaların doğru şekilde yönetilmesini gerektirmektedir.

AKP iktidarı sosyal devleti uzun süredir propaganda yöntemi olarak kullanmıştır. Bu nedenle AKP iktidarı devletin tüm sosyal işlevini aşındırmıştır. Sosyal yardımların eşit biçimde dağıtılması ilkesinin ihlal edildiği gibi yardım almanın ilk koşulunun “AKP’li olmak” olması bugün gelinen durumu özetlemektedir.

AKP’nin ayrımcı politikaları nedeniyle uzun süredir yurttaşlar bulundukları belediyelerde, mahallelerde, sokaklarda, köylerde dayanışmayı kendi aralarında sergilemektedirler. Buna rağmen AKP iktidarı; sosyal devleti, kamucu politikaları, tasfiye ederek milyonlarca emekçiyi yardıma muhtaç hale getirmiştir. Yurttaşlar gündelik ihtiyaçlarını karşılamakta zorluk çekmekte,  insan onuruna yakışır bir yaşam sürdürmek ülkede imkansız hale gelmiştir.

Virüs; yurttaşların düşürüldüğü durumu anlatmaktadır. Bu olağanüstü dönem AKP hükümetinin yoksulluğu yaygınlaştırdığını, kurumsallaştırdığını ve sosyal devleti ortadan kaldırdığını göstermiştir.

Salgın nedeniyle yaşlıya kolonya, işçiye kölelik, evde çıkamayan ihtiyaç sahiplerine alay eder gibi düşük kredi ile konut ve THY ile ucuza seyahat vaatleri ve yardım kampanyaları beklenmesi AKP iktidarının kurduğu çarpık sistemi gözler önüne sermiştir.

Sağlık, eğitim, çalışma koşulları, işsizlik, alım gücü… Bugün Türkiye’de aklı başında hiçbir kişi bizim bu alanlarda iyi durumda olduğumuzu iddia edemez.

AKP iktidarı sermaye, patronlara, ihalelere kaynak ayırmaktan vazgeçmelidir. Buraya aktarılacak kaynaklar acilen çalışma yaşamına, asgari ücretlilere ayrılmalıdır. Yurttaşların mutfaklarına girecek temel gıda ürünleri ile doğalgaz, su ve elektrik gibi hizmetleri ücretsiz sağlanmalıdır.

Birleşik Kamu-İş Konfederasyonu olarak; AKP iktidarının gönüllü ve zoraki yöntemlerle virüsle mücadele edemeyeceğini belirtiyoruz ve acilen güçlü bir sosyal devlet için kamucu politikalar hayata geçirilmesini istiyoruz.  

BİRLEŞİK KAMU-İŞ

MERKEZ YÖNETİM KURULU