EMEK, CUMHURİYET VE LAİKLİK MÜCADELESİNDE TÜM EMEKÇİLERİ SORUMLULUK ALMAYA DAVET EDİYORUZ !

EMEK, CUMHURİYET VE LAİKLİK MÜCADELESİNDE  TÜM EMEKÇİLERİ SORUMLULUK ALMAYA DAVET EDİYORUZ !


Ülkemiz, tarihinin en büyük ekonomik krizi ile karşı karşıyadır. Özellikle son 2 yıldır ekonomide yaşanan daralma ve istikrarsızlık pandemi süreci ile iyice belirgin hale gelmiştir. Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi ile birlikte Türkiye’nin mevcut yapısal sorunlarına hiçbir çözüm bulunamadığı gibi aksine sorunlar devasa bir boyuta ulaşmış durumdadır.

Türkiye yeni sistem ile parlamenter demokratik sistemden uzaklaşmış, kuvvetler ayrılığı rafa kaldırılmıştır. Devlet bürokrasisi başta olmak üzere ülkede tüm kamu kurumu ve kuruluşlarında liyakat sistemi ortadan kaldırılmış, ülke yönetimi deneyim ve bilgi sahibi olmayan belirli grup ve çıkar örgütlerinin insafına terk edilmiştir. Türkiye’de başta ekonomi olmak üzere yaşanan tüm sorunlar yeni hükümet sisteminden kaynaklanmaktadır.

Türkiye ülke tarihinin en büyük yoksulluk krizi ile karşı karşıyadır. Pandemi süreci ile birlikte içerisine girilen ekonomik türbülansa karşı herhangi bir önlem alınmadığı gibi ekonomi ile ilgili çizilen pembe tabloların hiçbiri gerçeklikle alakası yoktur.

Döviz kuru TL karşısında tarihi rekoruna ulaşırken, işsizlik ve hayat pahalılığı TÜİK’in yanıltmalarına rağmen her hanede telafisi zor yaralar açmışken, geçim sıkıntısı insanları hayatından koparırken iktidar hiçbir şey olmamış gibi davranarak ortaya çıkan acı tablonun sorumluluğunu üstlenmemektedir.

Ülke ne yazık ki otoriter bir anlayışla bir tek kişinin verdiği kararlar neticesinde kimilerinin iddia ettiği gibi yükselişte değil aksine uçurumdan aşağı hızlıca yuvarlanmaktadır. Bu yıkımın bedelini ise iktidar emekçilere ve dar gelirli yoksul yurttaşlara ödetmektedir.

İktidar bu süreçte dahi pandemi ile mücadeleyi emekçiler ile mücadeleye dönüştürmüş, emek düşmanı politikalar bu süreçte sözde ekonomik istikrar kalkanı paketi adı altında yasal hale getirilmiştir. Milyonlarca işçi alınan kararlar neticesinde günlük 39 TL sefalet ücretine mahkûm edilmiştir.

Korona günlerinde 6 milyondan fazla işçi ve emekçi gelir kaybına uğrarken, hesabında 1 milyon TL ve üzeri mevduat olan milyonerler ise son bir yılda servetlerini 453 milyar 17 milyon TL yükselterek, 1 trilyon 667 milyar liraya çıkardı. Milyoner sayısı son bir yılda yüzde 33 artışla 268 bin 602 kişiye çıkması bile ülkede milyonlarca kişinin emeği üzerinden kimlerin nasıl devasa servetlere ulaştığının açık bir kanıtıdır.

Kısacası iktidar tarafından önü açılan rantın ve şatafatın bedeli yoksul emekçi hanelerinde ekmeğin her öğün bir dilim daha azalmasına yol açmaktadır. Çalışanlar hem sefaletin hem de güvencesizliğin pençesin adeta ölüm ve kalım mücadelesi vermektedir.

Mevcut sistemin yarattığı kaos düzenine karşı mücadele etmek, çocuklarımızın sofrasındaki ekmeği savunmak biz emekçiler için önümüzde duran zaruri bir görevdir. Ülkemizin içerisinde bulunduğu durum başta biz emekçiler olmak üzere tüm yurttaşlarımızın geleceğini ve yaşamını tehdit etmektedir.

Emeğe, Cumhuriyete ve Laikliğe karşı dört bir koldan yürütülen saldırılara karşı sorumluluk alma görevini artık geciktirmeden yerine getirmek öncelikli mücadele gündemimiz olmalıdır.

 

BİRLEŞİK KAMU-İŞ

MERKEZ YÖNETİM KURULU