SOMA KATLİAMI KAZA DEĞİL CİNAYETTİR

SOMA KATLİAMI KAZA DEĞİL CİNAYETTİR


Manisa'nın Soma ilçesinde 301 maden işçisinin katledildiği facianın üzerinden 6 yıl geçti. Katliamda sevdiklerini kaybedenlerin acısı ilk günkü gibi tazeliğini korumaktadır.

13 Mayıs 2014 tarihinde Soma’da tüm insanlığın yüreğine bir ateş düştü. Çoğu hayatının baharında olan bu işçiler göz göre göre ölüme gönderildiler, ama AKP iktidarı “kaza” diyerek katliamı normalleştirmeye çalışmıştır.

Ülkemizin birçok yerinde maden kazaları zaman zaman yaşanmaktadır. Ancak özellikle özelleştirmelerle birlikte insanlık dışı, çağdışı ilkel koşullar artmaya başlamıştır.  

Tarihimizin en kitlesel işçi katliamının dava sürecinde patronların ihmalleri mahkeme tutanaklarına, bilirkişi raporlarına yansımasına rağmen, patrona ve diğer sorumlulara ödül gibi cezalar verildi.  Sorumluların bir kısmı doğru dürüst yargılanmadı, bazıları adalet önünde hesap vermedi. AKP iktidarının baskıları nedeniyle mahkeme sürerken hakimler ve savcılar değiştirildi.  Katliamda ve maden ocağında sorumluluğu olan patron Can Gürkan serbest bırakıldı.  Madenci ailelerinin avukatları tutuklandı.  

 AKP iktidarı katliamın hesabını sormak isteyen madenci aileleri üzerinden baskı kurarak sindirmeye çalışmıştır. Bütün bu yaşananlardan sonra AKP iktidarı, “Her şey denetlenmiştir, kusur yoktur.” diyerek Soma Holding’in avukatlığını yapmıştır. Dönemin Başbakanı Tayyip Erdoğan’ın maden kazaları ile ilgili “ÖLÜM MADENCİNİN FITRATINDA VAR” şeklindeki açıklaması emekçi yaşamına bakışını göstermiştir.

Bugün katliamın üzerinde yıllar geçse de salgın koşullarına rağmen yine önlemler alınmamakta, iş cinayetleri devam etmektedir.  Ülkemizde iş cinayetleri hız kesmeden devam etmektedir. Ülkemizde her ay farklı iş koşullarında iş cinayetleri yaşanmaktadır.

İşçi sağlığı ve iş güvenliği önlemlerini bilerek ve isteyerek almamak kaza değil, cinayettir. Bu işçi katliamlarının en büyük nedeni özelleştirmelerdir. Maden sahaları taşeronlaştırma sistemiyle yandaşlar için rant alanlarına dönüşmüştür. Maden alanları adeta köle mantığıyla işletilen, iş güvencesiz çalıştırılan emekçilerin toplandığı alanlar haline getirilmiştir.

Çağın gerisinde yöntemler ile yapılan madencilik anlayışı emekçi hayatlarını karartmaktadır. Bu katliamların ve cinayetlerin sorumluları maden ocaklarını, fabrikaları özelleştiren ve denetimsiz bırakan AKP İktidarıdır.

AKP iktidarı döneminde ülkemizde iş kazalarına bağlı işçi ölümlerinin artması, Soma ve Ermenek’te yaşananlar bu nedenle tesadüf değildir. Kapitalizmin yeşerdiği yerde emekçilerin hayatları kararmaktadır.

Tüm yaşananlar ve gelişmeler, sermayenin kar ve rant uğruna emekçilere karşı ne kadar acımaz olduklarını göstermiştir.

Soma katliamından sonra dersler çıkarılmadı. Aksine, ülkemizde emekçilerin çalışma koşulları daha da ağırlaştırıldı. Emekçiler ağır koşullarda çok düşük ücretlerle, örgütsüz bir şekilde çalışmaya mahkûm edildi. AKP iktidarı, emekçilerin kazanılmış haklarını yasal düzenlemelerle geriletmiştir.

Maden katliamlarının ve işçi ölümlerinin önüne geçilmesi için iş güvencesi ve sağlığını koruyacak düzenlemeler ile sendikalaşma engelleri kaldırılmalıdır. İşçi güvenliğinin en üst düzeyde sağlanması için gerekli yasalar çıkarılmalı ve maden ocakları yeniden kamulaştırılmalıdır.

Tüm iş kollarında işçilerin taşeronlaştırılmasına, kiralanmasına, güvencesiz çalıştırılmasına son verilmelidir ve emekçilerin kıdem tazminatına dokunulmamalıdır.

Birleşik Kamu-İş Konfederasyonu olarak; 6 yıl önce Soma’da  cinayete kurban  giden 301 emekçimizi, ailelerini, çocuklarını ve hayatını kaybeden işçilerimizi unutmuyoruz. Acıları önünde saygıyla eğiliyoruz

BİRLEŞİK KAMU-İŞ

MERKEZ YÖNETİM KURULU