VARLIK FONU İLE ÜLKEMİZ YAĞMALANMAKTA VE GELECEĞİMİZ İPOTEK ALTINA ALINMAKTADIR

VARLIK FONU İLE ÜLKEMİZ YAĞMALANMAKTA VE GELECEĞİMİZ  İPOTEK ALTINA ALINMAKTADIR


Türkiye Varlık Fonu’nun AKP iktidarı tarafından kurulmasıyla ülkemizin ve cumhuriyetimizin birikimleri ve kurumları büyük risk altına girdiğini daha önce açıklamıştık. Türkiye Cumhuriyeti’nin; borsası, sanayisi, ticareti, ulaşımı, limanları, petrolleri, kentleri, turizmi, tersaneleri ve bankaları; yani nesi var nesi yoksa hepsi, AKP iktidarı tarafından sermayenin talanına ve yağmasına açık hale getirilmiştir.

AKP iktidarı, salgının ve ekonomik krizin ortaya çıkardığı somut sorunları çözmek yerine Türkiye Varlık Fonu bünyesine aldığı Borsa İstanbul’un yüzde 10’luk hissenini Katar’a satması ve Katar Emiri Şeyh Temim bin Hamad Al Sani ile Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan arasında 10 anlaşma imzalanması ekonomik çürümenin ve mali çöküşün ilanıdır.

AKP iktidarı hem siyasi hem ekonomik olarak çökmekte ve kendisini kurtarmak için de her şeyi yapmaktadır. Türkiye-Katar iş birliği anlaşmaları, Katar’dan Türkiye’ye 300 milyon dolarlık sermaye akışının gerçekleşeceğinin açıklanması ile Varlık Fonu'nun Sayıştay denetimi dışında tutulması ve fon kapsamındaki şirketlerin neredeyse tamamen vergi dışı bırakılmış olması düşünüldüğünde tehlikenin boyutlarını gözler önüne sermektedir.

Borsa İstanbul'un yüzde 10'u Katar'a satılırken nasıl bir yöntem izlendiği ve kaça satıldığı yurttaşlardan saklanmıştır. Bu antlaşmalar yapılırken TBMM yok sayılmakta ve fonun denetlenmesi Sayıştay’dan kaçırılmaktadır. Fonda bulunan varlıkların satılmasına Cumhurbaşkanlığı’na bağlı bir yönetim karar vermektedir.

İstanbul Borsası'nın yüzde 10'u satış şartları ve fiyatı belli olmadan, kamuoyuna açıklanmadan Katar'a satılıyorsa… Digitürk ihalesiz ve uzun süre satış fiyatı açıklanmadan Katarlı Bein Group'a satılıyorsa… Kazancının büyük kısmı Türkiye liglerini seyretmek için abone olanlardan gelen Katarlı Bein parayı ödeyemediği zaman para Devlet'ten ödeniyorsa… BMC'yi almaya-işletmeye parası yetmeyen işadamı için Cumhurbaşkanı Katar Emir'ini arıyorsa… Tank Palet Fabrikası 50 milyon dolar için 25 yıllığına BMC'ye yani Türk-Katar ortaklığına kiralanıyorsa… Katar Emiri'nin annesi Şeyha Moza'nın, önce Kanal İstanbul güzergahında 44 dönüm tarla aldığı, ardından bu tarlanın imar planındaki değişiklikle turizm ve ticaret alanına dönüştüğü ortaya çıkıyorsa… Haliç'te yapılması planlanan Altın boynuz projesi için Katar ortaklardan biri oluyorsa…

Tüm bu yaşananlar göstermektedir ki;

Ülkemizin stratejik öneme sahip kuruluşları ve kurumları Türkiye Varlık Fonu’na devredilerek yabancı-yerli sermayeye ve devletlere peşkeş çekilmektedir. Ülkenin servetini oluşturan kıyılarını, ormanlarını, kentlerini, meralarını, derelerini ve Cumhuriyetin kurumlarını satışa çıkarılmasının önünü açan Türkiye Varlık Fonu derhal ortadan kaldırılmalıdır.

Birleşik Kamu-İş Konfederasyonu olarak; Türkiye Varlık Fonu’nu Cumhuriyetin zenginliğini oluşturan kamu kurum ve kuruluşlarını ranta açılması olarak değerlendiriyor, iktidarı ülkenin geleceğini ve gelecek kuşaklarını, rehin alacak fondan ve uygulamadan acilen vazgeçmeye çağırıyoruz.

BİRLEŞİK KAMU-İŞ 

MERKEZ YÖNETİM KURULU