Gericilik Din Savaşlarını Körüklüyor… Ortaçağ Geri Geliyor…

Gericilik Din Savaşlarını Körüklüyor… Ortaçağ Geri Geliyor…

Fransa’nın başkenti Paris’te ünlü Charlie Hebdo mizah dergisine yönelik saldırıda 12 kişi öldü, 11 kişi yaralandı. Dergi yayın yönetimi toplantı halindeyken öldürüldüler.

Saldırı 4 milyonun üstünde Müslüman vatandaşımızın yaşadığı tüm Avrupa kıtasında şok etkisi yarattı. AB çevrelerinden “Saldırı Avrupa’ya yöneliktir” şeklinde “Batı merkezli” demeçler verildi.

“Cihat”ın Avrupa’ya taşınması, Avrupa ülkelerinde yaşayan Müslüman toplumlara yönelik ötekileştirmeye, düşman yaratmaya yol açacağı açıktır. Avrupalıların yabancı-İslam düşmanlığını körükleyecek, ülke içinde ırkçı-faşist hareketlere güç verecektir.

Bilindiği gibi Fransa ve Almanya’da aylardır İslam aleyhtarı kampanyanın devam ettiği, keza Almanya’da ırkçı grupların çığ gibi büyüdüğü, belki basınımıza yeteri kadar yansımıyor, ancak büyük bir tehlike zihinlerde gelişiyor ve olgunlaşıyor.

Bu saldırılar, ABD-AB’nin Ortadoğu politikalarına meşruiyet sağlarken, emperyalist-sömürgeci yüzünü de gizliyor ve hatta Ortadoğu’ya yönelik askeri müdahaleleri meşru kılan görüntüler de yaratıyor.

 AVRUPA’DA YAŞAYAN TÜRKLER

Belirttiğimiz gibi, Paris’deki saldırı bütün Avrupa’da Müslümanlara, dolaysıyla Türk emekçi kardeşlerimize yönelik olumsuz kampanyayı körükleyecek, yeni üzücü olaylara yol açabilecektir.

Bilindiği gibi ülkemiz bu tür terör eylemlerine sahne olan ülkelerden biridir. Ülke olarak bu tür haince saldırıların insanlık onuruna, demokrasiye, basın özgürlüğüne, bireyin yaşama hakkına saldırı olduğunu çok iyi biliyoruz.

Paris’teki saldırıdan bir gün önce de İstanbul Sultanahmet’te bir polisin şehit olduğu “canlı bomba” eylemine tanık olduk. Polis yetkililerinden kadın canlı bombanın ’El Kaide’ ve ’IŞİD’ ile bağlantısının araştırıldığı bildirildi.

LİBYA, IRAK ve SURİYE’DE BATI’NIN YAPTIKLARI

Libya’da Kaddafi, Irak’da Saddam laikliğe yönelik olumlu politikalar izliyor, şeddit yanlısı Müslüman Kardeşler, El Kaide gibi örgütlere aman vermiyor, büyük bir Müslüman ülkeler topluluğunu bir nebze de olsa barış içinde yaşatabiliyorlardı. Keza Suriye’de de Esat yönetimi, Arap aleminin en laik ülkesini yaratmıştı.

Afganistan ve Irak’ta taş taş üstünde bırakmayan, Arap Baharı adı altında Tunus, Libya ve Mısır’dan sonra Suriye’ye kendi adamlarını yerleştirmek isteyen Batı dünyası, her türlü “İslamcı” terörü besledi, büyüttü, palazlandırdı.

Artık ne yazık ki ABD’nin, içine -Fransa dahil- “Koalisyon” devletlerini ekleyerek Ortadoğu’da mezhep savaşını körükleme zemininde GBOP çerçevesinde politikaları, Ortadoğu’nun sınırlarının dışına taşarak Avrupa’yı daha fazla içerecek şekilde sürme olasılığı belirmiştir. Macun tüpten çıkmış, bu dinci savaş giderek daha fazla emperyalizmin kontrolü dışında ve beklenenin ötesinde şiddete yönelebilir duruma evrilmiştir.

Ortadoğu’ya yönelik emperyalist Batı saldırısı sonucu (Libya-Irak-Suriye’de yaşanan dinci terör eylemleri, her gün patlayan bombalar, yıkılan şehirler, sönen ocaklar) acımasız bir ortamda yaşamak zorunda bırakılan bu insanların şiddete yatkınlıklarının, rahat bir hayat sürdüren toplumlara göre daha yüksek olacağını görmemek için siyasal kör olmak gerekirdi!

TÜRKİYE’DE DURUM

Şu veya bu, yalnızca Ortadoğu’da ve Asya’da, Afrika’da kalacağını düşündükleri radikal İslamcı terör ortamının kendilerine bulaşmayacağını düşünenler ektiklerini biçiyorlar. Avrupa’nın merkezine ulaşmış terör, bütün dünyayı yalnızca dini referans alan Ortaçağ’a benzetiyor.

Ancak hukuk sistemini, lakliği yüz yıl önce yerleştirmiş emperyalist Batı ülkeleri bu işten sıyırabilirler. Ancak Birleşik Kamu İş Konfederasyonu olarak yük yine bizim omuzlarımıza kalacak, zararlı çıkan Müslümanlar olacaktır endişesi içindeyiz.

Çünkü ülkemizde laik sistem ve hukuk ilkesi tam yerleşemeden AKP iktidarı eliyle tümüyle bozulup dumura uğratılmıştır. Daha dün Başbakan Davutoğlu, eğitim sisteminin bütün kademelerinde kılık kıyafet serbestisi getirdikleriyle övünebilmektedir.

Laik, çağdaş, özgür düşünebilen birey yetiştirecek eğitim sistemini bu anlayışlar yıllarca kemirmiş şimdi yutmaktadırlar! Ülkemizin on yıl sonrasını düşünmek bile istemliyoruz.

Bu tabloya, ülke yönetiminde her geçen gün Vatikan etkinliğine yükselen Diyanet İşleri Başkanlığı’nın, bütçeden en büyük payı alarak dinsel öğretinin tüm yurt çapında yaygınlaşmasına yardımcı olmasını eklersek, ülkemizin nereye gittiğini, bu işten pek de kolay sıyrılamayacağını görürüz.

Ayrıca, çağdaş vatandaşlıktan kul olmaya doğru hızla evrildiğimiz için bu ülkede yolsuzluk, rüşvet, ihaleye fesat, haksız kazanç gibi bu dünyaya ait “maddi” çıkarlar bir türlü sorgulanamıyor, aksine görmezden gelinebiliyor (Çünkü Ortaçağ’da da sorgulanamıyordu!)

Birleşik Kamu İş Konfederasyonu olarak Paris’de ve en son İstanbul Sultanahmet’de bir kamu çalışanı polisimizin hayatını kaybetmesine neden olan saldırı dahil tüm terör saldırılarını kınıyoruz!

Karikatüristler nasıl kamu görevlerini yapıyorlarsa polsimiz de karakolda kamu görevi yapıyordu.

Birleşik Kamu İş Konfederasyonu olarak bunun için laikliğin bekçisiyiz, bunun için Cumhuriyet değerlerinin önemini her gün vurguluyoruz!

Bu olaylar üzüntümüzü artırırken, Konfederasyon ve bağlı sendikalar olarak doğru yolda olduğumuzu bize bir kez kanıtlamaktadır.

BİRLEŞİK KAMU İŞ