KAMU EMEKÇİLERİNİN ÖRGÜTLENME HAKKINA DARBE VURAN BAŞBAKANLIK GENELGESİNE DAVA AÇTIK

KAMU EMEKÇİLERİNİN ÖRGÜTLENME HAKKINA DARBE VURAN BAŞBAKANLIK GENELGESİNE DAVA AÇTIK

Başbakanlığın, 17.02.2016 tarih ve 29627 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren “Milli Güvenliği Tehdit Eden Örgüt ve Yapılarla İrtibatlı Kamu Çalışanları Hakkında” 2016/4 sayılı Genelgesi ile“…legal görünüm” içinde bile olsa “kamu çalışanları, kanunların suç saydığı eylemleri işlemek amacıyla kurulan örgüt veya yapılarla hiçbir şekilde ilişki içine giremez; bu yönde faaliyet gösteren herhangi bir harekete, gruplaşmaya, teşekküle veya derneğe katılamaz” denmek suretiyle;

Anayasal dernek kurma ve derneğe üye olma hakkını ( ki dahi başkaca teşekküller ve gruplaşmalar şeklinde bir genelleştirmeyle);           

1-) Anayasal bir hakkı idari işlemle ortadan kaldırmakta,

2-) Anayasanın hakkın sınırlanması için şart koştuğu “kanun ile sınırlama” koşulunu ihlal etmekte,

3-) Anayasanın bir derneği ya da derneğin faaliyetlerini yasaklama konusunda aradığı “hakim kararı” koşulunu yok saymaktadır.

           

Dolayısıyla dava konusu genelge ile idare hem yasama yetkisini, hem de yargı yetkisini, anayasaya aykırı biçimde gasp ederek fonksiyon gaspı içine girmiştir.

Oysa Anayasanın 13. Maddesine göre, “Temel hak ve hürriyetler, özlerine dokunulmaksızın yalnızca Anayasanın ilgili maddelerinde belirtilen sebeplere bağlı olarak ve ancak kanunla sınırlanabilir”

Yine Anayasanın 33. Maddesinde düzenlenen“dernek kurma hürriyeti”dir. Buna göre “Herkes, önceden izin almaksızın dernek kurma ve bunlara üye olma ya da üyelikten çıkma hürriyetine sahiptir.”

Genelge ile “legal görünüm altındaki illegal faaliyet” deyiminden neyin murat edildiği nesnel olarak da somut olarak da belirsizdir. Bu belirsizliğin siyasal iktidarın ideolojik yorumlarıyla doldurulmasına cevaz verilmesi, zaten aşınmış olan hukuk devletinin tümüyle yok edilmesi anlamına gelir. Zira burada idare, bir “illegalite” tanımlaması yapmamakta ve bunu yapmadan Legal alanı illegaliyete bağlamaktadır. “Hangi legal alan?”, “hangi illegal alan?”, “Kamu görevlisi legal olmasına rağmen hangi legal alanlardan uzak durmalıdır?”, “Kamu görevlisi legal alanın arkasında bir illegal güç olduğunu nasıl bilebilir?” gibi soruların düzenleyici işlemde hiçbir karşılığı olmadığı gibi; idare yasaklama koyduğu alanın legal olduğunu bilmekte ve kabul etmekte, ancak bunun aslında “illegal faaliyet” olduğunu hükme bağlamaktadır!

Kanuni tipten uzaklaşmanın bir sonucu olan bu keyfi siyasal öznellikle, yasallığı yasa dışı alana bağlamak bir idareyi hukuk devleti olmaktan çıkarır ve bir polis devleti anlayışına götürür.

Genelge, kamu çalışanlarının “dernek, teşekkül, gruplaşma”sına sınırlama getiren ve dahi bu hakkı gasp eden bir genelgedir. Konfederasyonumuz kamu çalışanlarını temsil eden bir sendikal konfederasyondur. AİHS hükümleri ve yerleşik AİHM kararları uyarınca “sendikal haklar”, “dernekleşme hakkı” kapsamındadır. Ve dahi genelgeden kastedilen “teşekkül” ya da “gruplaşma” deyimlerinin sendikayı da içine alacak biçimde yorumlanması açık riski mevcuttur.  Dolayısıyla siyasal iktidarların bu genelge ile sendikaları da “terörist” ilan etmesi işten bile değildir.

Bu hukuksuzluğa karşı Birleşik Kamu-İş Konfederasyonu olarak, genelgenin iptali ve yürütmesinin durdurulması amacıyla Danıştay’a dava açtık.

Dava Dilekçesini İndirmek İçin Tıklayın.

Basın Açıklamasını İndirmek İçin Tıklayın.

 

 

BİRLEŞİK KAMU-İŞ

MERKEZ YÖNETİM KURULU