ÜLKEMİZ ADINA TEDİRGİNİZ, KAYGILIYIZ, ENDİŞELİYİZ

ÜLKEMİZ ADINA TEDİRGİNİZ, KAYGILIYIZ, ENDİŞELİYİZ

Ülkemizin Doğu ve Güneydoğu illerinde yaşanan sokağa çıkma yasakları, harabeye dönen şehirler ile şehirde yaşanan göç manzaraları,
askeri yığınaklar ve artan terör olayları tedirginlik yaratmaktadır.  

7 Haziran seçimlerinde bu yana sürekli ilan edilen sokağa çıkma yasakları, Diyarbakır’ın Sur, Bismil, Silvan ilçeleri; Şırnak’ın Cizre, Silopi ilçeleri; Mardin’in Nusaybin, Dargeçit ilçeleri başta olmak üzere  toplamda 7 kentte 19 ilçede uygulanmaktadır.

5442 sayılı İl İdaresi Kanunu 11/C ve 32/Ç maddelerine dayandığını söyleyen bölge valilikleri, yasal düzenlemede yar almayan “sokağa çıkma” yasağını yorum yoluyla uygulamaktadırlar. Anılan 11/C hükmü uyarınca “İl sınırları içinde huzur ve güvenliğin, kişi dokunulmazlığının, tasarrufa müteallik emniyetin, kamu esenliğinin sağlanması ve önleyici kolluk yetkisi valinin ödev ve görevlerindendir. Bunları sağlamak için vali gereken karar ve tedbirleri alır. Bu hususta alınan ve ilan olunan karar ve tedbirlere uymayanlar hakkında 66'ncı madde hükmü uygulanır.” şeklindedir. Bu düzenlemede Sokağa Çıkma Yasağı İlan Etme Yetkisi Hiçbir Şekilde Yoktur! Özgürlüğün kısıtlanmasına dair bir tedbir yasayla açıkça düzenlenmedikçe alınamaz!  Sokağa çıkma yasağı 1402 sayılı Sıkıyönetim Kanunu ve 2935 sayılı Olağanüstü Hal Kanunu’nda düzenlenmişse de, bu da ancak Cumhurbaşkanı Başkanlığı’nda toplanan Bakanlar Kurulu’nun olağanüstü hal veya sıkıyönetim ilan etmesi ile mümkün olabilir. Bu da olmadığında göre bölgede ilan edilen
sokağa çıkma yasakları açıkça Anayasaya Aykırıdır! Dolayısıyla memlekette Anayasayı İlga Etmiş Fiili Bir AKP Olağanüstü Hali vardır.

Bizim bilmediğimiz ya da Devleti ele geçiren AKP iktidarının bildiği neler oluyor, anlamakta zorlanmaktayız. OHAL ve Sıkıyönetim
dönemlerini de aşan manzaralar yaşanmaktadır. 1990’lı dönemleri aratan manzaralar yaşanmaktır.  Diyarbakır Baro Başkanı Tahir Elçi’nin katledilmesi, her geçen gün artan sivil ölümler, sokağa çıkma yasakları sonrası ve operasyon sonrası üç hilal simgesi ile “Allah CC,” “Kanımız Aksa da Zafer İslam’ındır” gibi ırkçı ve ayrımcı sloganlar altında  “Esedullah Timi”nin imzası çıkması bölgede
JİTEM örgütü ya da benzer paramiliter yapıların oluştuğuna dair kaygı yaratmaktadır.

Yaşanan manzaralar ülkemizi hızla bir kaosa ve savaşa sürüklemektedir. Emperyalizmin ve taşeron örgütü PKK tarafından bölgede kazılan hendekler ile terör artırılmaktadır.  

Devleti yöneten siyasal iktidar, “Terörle mücadele” adı altında bölgede yaşanan kitlesel göçün sorumlusudur.  Hukuk
Devleti, “terörle mücadele”yi hukuksal sınırların dışında çıkarak yürütemez.

Devleti yöneten siyasal iktidar, Milli Eğitim Bakanlığı’na emir vererek, Şırnak’ın Cizre ve Silopi ilçelerindeki öğretmenlere SMS yoluyla “hizmet içi eğitim seminerine alındıklarını” bildirmiş ve bunun üzerine öğretmenlerin bu iki ilçeyi terk ettirmiştir.   Öğretmenlerin hizmet içi eğitim seminerleri Bakanlık tarafından yıllık olarak planlanmakta ve genellikle okulların tatil olduğu yaz döneminde yapılmaktadır.  2015 Yılı Öğretmenlerin Hizmet içi Eğitim Planı içinde yer almayan, bölgede eğitim ve öğretimi aksatacak ve bölge halkında endişeye neden olacak söz konusu seminerin ne amaçla yapıldığı Bakanlık tarafından açıklanmalıdır. Eğer bu çağrı iddia edildiği gibi öğretmenlerin can güvenliğini sağlamak için yapıldıysa, ülkede ciddi bir yönetim zafiyeti bulunduğu ve siyasi iktidarın acizliği anlamına gelir. Yine siyasal iktidar bu uygulamasıyla, ülkenin genç ve gelecek nesillerinin eğitim hakkının “terörle mücadele” gerekçesiyle ihlal etmektedir.

Bu durum akıllara çeşitli soruları getirmektedir.  Devlet; bölgeden öğretmeniyle, sağlıkçısıyla,memuruyla çekilmiş midir?  Bölgede
yaşayan vatandaşlarını PKK terör örgütünün denetimine mi bırakmıştır. Siyasal iktidarın;  hırsları ve Başkanlık hayalleri ateş çemberiyle çevrili olan coğrafyamızı tehdit etmektedir. İktidarın mezhep siyaseti, Suriye, Rusya, Irak, İran gibi komşu ve yakın ülkelerle ilişkilerimizi çıkmaza soktuğu gibi, Ortadoğu bataklığının çamuru ülkemize sıçradı.  Başta Ankara Katliamı olmak üzere Suruç ve Diyarbakır patlamalarını yaşadık. Bu ateş çemberi Suriye sınırımızı delik deşik olmasına neden oldu. İŞİD terör örgütü sınırlarımız içerisinde gerçekleştirdiği bombalı saldırıları Suriye’den gelerek yaptı.

Rusya’yla yaşananlar, Suriye mezhep politikası, Musul’a asker gönderilmesi ile AKP, ülkemizi sonu belli olmayan bir savaşa
sürüklemektedir. Bütün bunlar AB-D emperyalistlerinin ülkemizi üçe bölme planının yani Büyük Ortadoğu Projesi'nin (BOP) bir parçasıdır.

Doğu ve Güneydoğu’da terör örgütünün yarattığı olaylar nedeniyle şehit düşen askerlerimiz, polislerimiz ve onlarca insanımız hayatını
kaybetti.  AKP hükümetinin oluşturduğu bu tabloda ülkemizde Suriye’de yaşanan benzer göç manzaraları yaşanmaktadır.  Sokağa çıkma yasakları nedeniyle milyonlarca vatandaşımızı kamu hizmetlerinden yararlanamamakta ve çocuklarımız okullarına gidememektedir.

Birleşik Kamu-İş olarak biliyoruz ki; ülkemiz tehlikeli bir gidişata sürüklenmektedir. Doğu'da ve Güneydoğu'da işi biten faşist, ırkçı ve şeriatçı taşeron tetikçiler yarın yönünü tüm Anadolu'ya çevirecekler. O yüzden de Türk ulusu bu oyunun bozulması için hep birlikte mücadele yürütmeye devam edecek. Ayrıca buradan AKP iktidarını, sivillerin can güvenliğini sağlamaya, tehlikeli savaş politikasından vazgeçmeye çağırıyoruz.

BİRLEŞİK KAMU-İŞ

MERKEZ YÖNETİM KURULU

Basın Açıklamasını İndirmek İçin Tıklayın