ULU ÖNDER MUSTAFA KEMAL ATATÜRK TARAFINDAN TÜRK KADININA SEÇME SEÇİLME HAKKININ VERİLİŞİNİN 81. YILI KUTLU OLSUN

ULU ÖNDER MUSTAFA KEMAL ATATÜRK TARAFINDAN TÜRK KADININA SEÇME SEÇİLME HAKKININ VERİLİŞİNİN 81. YILI KUTLU OLSUN

TÜRK KADINININ SEÇME VE SEÇİLME HAKKININ VERİLMESİNİN

81. YIL DÖNÜMÜ KUTLU OLSUN

 

Sadece Türk ulusunun değil tüm dünyanın aydınlanma öncüsü olan Mustafa Kemal Atatürk’ün en büyük eseri; Laik, Demokratik Türkiye Cumhuriyetidir. Amacı, her yönü ile ileriye dönük, kadın erkek bütün dinamikleri devletin temelinde bütünleştiren ulusal kültürümüzü, çağdaş uygarlık aşamasının en yüksek düzeyine taşımaktır.

 

Büyük Atatürk 1923’te İzmir deki konuşmasında “Şuna inanmak lazımdır ki, dünya yüzünde gördüğümüz her şey kadının eseridir.”, "Dünyada hiç bir milletin kadını 'Ben Anadolu Kadınından fazla çalıştım. Milletimi kurtuluşa ve zafere götürmekte Anadolu Kadını kadar emek verdim,' diyemez!" Sözleriyle kadının zekasını, yaratıcılığını ve cesaretini, aydın, bilgili ve çağdaş olmasının gerekliliğini vurgulamıştır. 

 

İşte bu denli hayranı olduğu kadınlarımıza, bin yıllık şeriatın ellerinden aldığı tüm haklarını verebilmek, onları erkeklerle eşit düzeye getirmek için önce 1926 yılında medeni kanunu kabul ettirmiştir. Böylece siyasi haklar dışında kadın erkek eşitliğini sağlamış, ardından 1930 yılında belediye seçimlerinde, 1932’de çıkarılan bir yasayla muhtarlık seçimlerinde ve son olarak da 5 Aralık 1934 tarihli yasa ile de kadınlarımızın milletvekili seçme seçilme hakkına kavuşmalarını sağlamıştır. Atatürk hayatta iken yapılan son seçim olan, 1935 yılı seçimlerinde ilk kez seçilme hakkını da kullanan Türk kadını, TBMM' ne on sekiz kadın milletvekili ile girmiştir.

 

Kadınlarımız yüzyıllardır özlemini çektiği haklarına sahip olmada; en azimli, inançlı ve güçlü desteği Atatürk'ten almıştır. Örneğin; Japonya ve Fransa’da kadınlar seçim haklarını ancak 1945 yılında alabilmiştir. İtalya' da ise kadınlar 1948 yılında seçimlere girebilmişler, Yunanistan 1952’de, Medeni Kanunları aldığımız İsviçre'de ise, kadınlar haklarını 1971 yılına kadar alamazken, Türk kadınına 1934 yılında seçme ve seçilme hakkı tanınmıştır.

 

Ne yazık ki bu gün kadınlarımız 1934’lerin de gerisine götürülmeye çalışılmaktadır.

 

Dünya çapında yapılan bir araştırmada, Türkiye kadın hakları ve özgürlükleri bakımından 132 ülke arasında 87. sırada yer almaktadır. Bu durumda Gambia, Madagaskar ve Zimbabve gibi Afrika ülkelerinden de geride kalmıştır. Seçme-seçilme hakkını bizden yıllarca sonra kazanan İsveç kadınları 1. sırada, İsviçre 5. sırada yer almaktadır.

 

Bu bakımdan kadınlarımızın bu gün içinde bulunduğu durum kaygı ve üzüntü vericidir. 

 

Seçilmiş kadınların siyasette yok denecek kadar az olduğu BİR GERÇEKTİR.. Ve kadınlarımızın özgür iradesi ile seçme ve seçilme hakkını kullanamadığı, hak ettiği temsil gücüne ulaşamadığı görülmektedir. Kadınlarımızın yönetimlere katılması, siyasi partilerin, sendikaların ve demokratik kitle örgütlerinin  her kademesinde görev alıp, yetkin olmaları şarttır. Ancak bu şekilde haklarına sahip çıkacak örgütlü bir güce ulaşabilirler.

   

Bir toplumun gelişmişliğinin en önemli ölçütlerinden biri, karar organlarında kadının hangi ölçüde temsil edildiğidir. Ve kadın erkek eşitliği laik devlet düzeni gereğidir. Nüfusumuzun ve seçmenlerin yarısını temsil eden kadının siyasette eksik ve yetersiz temsili sadece eşitlik sorunu değil demokrasi sorunudur da.     

  

Birleşik Kamu İş olarak, dün olduğu gibi bugün de yolumuzu aydınlatan M. Kemal Atatürk'ün yolunda gitmeye ve tam bağımsız, demokratik, laik, Türkiye mücadelemizi sürdürmeye ve kadınlarımızın hak ettikleri yere gelmeleri için kararlıca mücadele etmeye devam edeceğiz.

 

 

 BİRLEŞİK KAMU İŞ

  YÖNETİM KURULU