HER KOŞULDA HUKUKUN ÜSTÜNLÜĞÜ, HER KOŞULDA İNSAN HAKLARI

HER KOŞULDA HUKUKUN ÜSTÜNLÜĞÜ, HER KOŞULDA İNSAN HAKLARI

15 Temmuz gerici, faşist darbe girişimini lanetlemiş, Cumhuriyete ve Laikliğe sahip çıkmış, bu içerikteki açıklamamızı yayımlamıştık.

Elbette bu gerici kalkışmaya karşı yargılama faaliyeti ile cezalandırma olacaktır, olmalıdır. Ancak OHAL kararnameleri ile yalnızca bu suça değil, Türk Ceza Kanunu’ndaki birçok suça, “devletin güvenliği” olarak addedilen soyut ve ideolojik bir yorumla doldurulabilecek her eyleme ve en önemlisi “toplu suçlar” olarak addedilen demokratik ve barışçıl sokak gösterileri, miting, yürüyüş vb.  eylemlere de uygulanabilecek tehlikeler barındırmaktadır ve evrensel hukuka aykırı düzenlemeler içermektedir.

Ayrıca, bu Kanun Hükmünde Kararnamelerde avukat hakları, yani toplumsal savunma hakkıda kırpılmıştır. Tutukluya avukat ile görüşme yasağı, avukatla görüşmesini kaydetme, avukatla tutuklunun görüşmesinde görevli bulundurma, avukat ve tutuklunun birbirine verdikleri belgelere, savunmaya ilişkin olup olmadığına bakılmaksızın el koyma, savcının emriyle avukat bürolarında arama, avukatın dosya içeriğini inceleme ve örnek alma yetkisinin savcı kararıyla kısıtlanabilmesi gibi evrensel hukuka, uluslararası sözleşmelere ve mevcut mevzuatımıza aykırı düzenlemeler getirilmiştir.

Tutukluluk incelemesinin şüpheli-sanığın ya da müdafinin varlığında yapılması kuralı da OHAL kararnamesi ile birlikte sayılan suçlar açısından kaldırılmıştır.

Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin 15. Maddesi “yaşam hakkı”, “işkence yasağı”, “kölelik ve angarya yasağı”, “cezaların yasallığı”, “cezaların geriye yürümezliği” kurallarının askıya alınamayacağını kesin olarak kural altına almasına rağmen; Bakanlar Kurulu, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesini tümüyle askıya aldığını duyurmuştur.

Üçüncü OHAL kararnamesi ile cumhuriyet ordusunun değerleri olan askeri liseler ve harp okulları kapatılmış, kuvvet komutanları doğrudan Milli Savunma Bakanına bağlanmış, atama yetkileri Genelkurmaydan alınmış, Cumhurbaşkanı ve Başbakana komuta kademesine doğrudan emir verme yetkisi tanınmıştır.

Diğer yandan, KHK’ların verili haliyle geçici düzenlemeler olması, OHAL süresince ve bu sürece özgü geçici tedbirler içermesi gerektiği açıktır. Kanun Hükmünde Kararnameler, Yasama barındırmayan spesifik araçlardır. KHK ile yasama ve yargı onayından geçmiş kanunların maddeleri kaldırılamaz, değiştirilemez. Hele de Anayasa KHK ile hiç değiştirilemez! Oysa, kuvvet komutanlarını Genelkurmay Başkanından, burada murad edilen ve bütünlüklü bir milli savunma ortaklığından koparan üçüncü KHK, Genelkurmay Başkanını Silahlı Kuvvetlerin komutanı olarak ihdas eden Anayasa’nın 117. Maddesinin fiilen ilga edilmesi demektir.

Ne Cumhurbaşkanı, ne de Bakanlar Kurulu ANAYASAYI İLGA YETKİSİNE SAHİP DEĞİLDİR!

Onca kamu personelinin, hiçbir savunması alınmadan, henüz haklarında somut bir delil yokken, henüz masum ile suçlu ayrışmamışken, henüz masumiyet ilkesini koruyan soruşturma evresinde iken, kümülatif olarak ihraçları, tüm özlük haklarının ve maaşlarının dahi kesilmesi, mal varlıklarına el koyma kararı verilmesi ve benzeri uygulamalar ise hukuki olmaktan uzak, çağdaş ceza hukukunun kabul etmediği bir uygulamadır.

Siyasi iktidarı, İnsan Hakları Avrupa Sözleşmesine uymaya, Evrensel Hukuk kurallarını gözetmeye çağırıyoruz ve diyoruz ki;

Fetöcü darbecilerin ve bu darbe ile doğrudan veya dolaylı ilişkisi olanların yargı önünde hesap vermeleri gerektiğine inanıyoruz. Ancak darbecileri yargılama gerekliliğini toplumsal muhalefet bileşenlerinin hak ve özgürlüklerini kısıtlama bahanesi yapmayın;

Kamu personelinin, bakmakla yükümlü olduğu onca masum çoluk çocuğu cezalandırmaktan başka hiçbir sonucu olmayacak, adalet duygusunu yok edecek bir özlük hakları gaspı yaratmayın!

Masum ile suçluyu ayırt edecek bir adil yargılanmaya engel olacak yargı tahakkümü kurmayın, bunu meşrulaştırmayın!

Adil yargılanmayı yok edecek şekilde savunma hakları tasfiyesinden vazgeçin!

OHAL’i en kısa süre içeresinde kaldırarak ülkemizi olağan hale getiriniz.

KHK’ların üst norm olan yasaları ve anayasayı değiştirmesi mümkün değildir. Yasa değişikliklerini Meclise, anayasa değişikliğini ise gerçek yetki sahibi olan Meclise ve halka devrediniz!

Demokrasiyi, özgürlükleri, yargı bağımsızlığını ve insan haklarını askıya almayınız!

Hukuksuz güç ile hukuka uygun olarak baş edilir. Bu terör örgütü ile hukuk devleti arasındaki farktır.

Modern ve çağdaş Türkiye Cumhuriyeti Devleti ve kurumları ile oynamayınız. 03.08.2016

BİRLEŞİK KAMU-İŞ

MERKEZ YÖNETİM KURULU