Madenci dostlarımızın “Dünya Madenciler Günü”nü kutluyoruz…

Madenci dostlarımızın “Dünya Madenciler Günü”nü kutluyoruz…

Dünyanın en ağır işini yapar madenciler. Yerin yüzlerce altında gün ışığından yoksun çalışır, evlerine, çoluk çocuklarının rızkını çıkarırlar. Akciğerlerinde maden tozuyla tertemiz ekmek yerler.

Dünyanın en kutsal işini yaparlar. Maden işçileri ülkemizin onurudur.

Ancak çoğu kez yeraltı onların mezarı olur. Ülkemiz işkazalarında Avrupa’da birincidir.

Özellikle son yıllarda madencilik sektöründe iş kazaları inanılmaz oranda arttı. Ocakların özelleştirilmesi ve önlemler için gerekli masraftan kaçınmak, kar hırsı bu kazaların nedenidir.

2010 yılında AA muhabirinin Maden Mühendisleri Odası ve Türkiye Taşkömürü Kurumu (TTK) verilerinden yaptığı derlemeye göre, 43′üyeraltında, 18′i de yerüstünde olmak üzere Türkiye’deki maden ocaklarında toplam 61 ölümlü kaza yaşanmıştır.

2011 yılında 85 ölümlü kaza yaşanmıştır.

2012 yılında ise 77 ölümlü kaza yaşanmıştır.

*

Bu kadar tehlikeye karşın 4 Aralık “Dünya Madenciler Günü”nü bayram olarak kutluyorlar.

Biz de Birleşik Kamu İş olarak maden emekçilerinin 4 Aralık madencilik gününü kutluyoruz.

 

MADENCİLİĞİMİZ HAKKINDA KISA BİLGİ

Kendi kaynaklarını yok sayan, kaynaklarını kullanmayan bir ülkenin kalkınması mümkün değildir. Madenler kalkınmanın temel unsurlarından en önemlisidir. Ülkelerin kalkınmaları ve yaşam seviyelerinin belirleyicisi olarak kabul edilen sanayi, enerji ve tarım sektörlerinin temellerini de madencilik sektörü oluşturmaktadır.

Ne büyük bir şanstır ki ülkemiz doğal kaynak açısından, bir kıtanın sahip olabileceği kadar bir zenginliğe sahiptir.

Ülkemiz, ellinin üzerindeki ekonomik minerale sahip olup, bu minerallerin birçoğunda da potansiyel açısından, Dünya’da ilk sıralarda yer almaktadır. MÖ 7000-8000 yıllarında Anadolu’da madenciliğe başlanmış ve asırlar boyu birçok maden üretiminde Dünya’nın merkezi olmuştur. Ancak yapılan yanlışlıklar zamanla, madenciliğin önemini kaybettirmiş ve bir daha daha hissettirememiştir.

Türkiye de, Ulusal Kurtuluş Savaşı sonrası ülke kalkınması için oluşturulan sanayi, madenler ve madencilik üzerine oturtulmuş ve bu nedenle Cumhuriyetin ilk yıllarında madenciliğe ayrı bir önem verilmiştir.

İnsan ve toplum hayatında vazgeçilmez bir yer tutan madencilik, gelişmiş ülkelerin bugünkü teknoloji ve refah düzeyine ulaşmalarında etkin bir rol oynamıştır. Gelişmiş ülkelerin var olan ekonomik güçlerine sahip olmalarında, doğal kaynaklarını en etkin şekilde kullanmaları büyük rol oynamaktadır.

Madencilik sektörü sanayileşmenin temel girdilerini üreten bir sektördür. Üretimin ve ihracatın zamanla tarımdan sanayiye kayması, sanayi için gerekli olan hammaddelerin nitelikli ve ekonomik olarak elde edilmesini gerekli kılmıştır.

Madencilik sektörü gelişmiş sanayi ülkelerinin hemen hepsinde ekonomik kalkınmayı başlatan öncü sektör görevini üstlenmiştir.Ülkelerin kalkınma ve ekonomik gelişiminde önemli yeri olan madencilik ve entegre üretim sanayi, en büyük katma değeri yaratmaktadır. Bu nedenle ülkemizde de madencilik sektörünün önemi günden güne artmalıdır.

1980′lerden itibaren dünyada esmeye başlayan küreselleşme rüzgârları ve neo-liberal politikalar, söz konusu uluslararası şirketlerce kurtarıcı olarak karşılanmıştır. Şirket yönetimleri, özellikle gelişmekte olan ülkelerde liberalleşme, deregülasyon ve özelleştirme uygulamalarının kendileri için yeni yaşam alanları sağlayacağını görmüşlerdir. Bu amaçla, çok uluslu şirketler, etkinliklerini artırmak ve çalışmalarını küresel ölçekte yaygınlaştırmak için faaliyet alanlarını daraltarak diğer şirketlerle birleşme yoluna gitmişlerdir.

Bugün ülkemizde madencilik, üretim-maliyet ilişkisini oluşturmadan,Ar-Ge çalışmaları göz ardı edilerek, uç ürünlere gidiş ve ürün çeşitliliği sağlanmadan ve çok yakından ilgili metalürji, kimya ve diğer sektörlerle entegrasyondan yoksun bir şekilde yer altından çıkarıldığı gibi satılması şeklinde uygulanmaktadır.

Sadece tüvenan olarak sattığımız cevherlerle birlikte yıllara göre maden ihracat ve ithalat rakamları incelendiğinde ihracattan elde ettiğimiz dövizin, ülkemizin kömür ithaline ödenen dövizi karşılayamadığını görürüz. Bu durumun en önemli nedenini yanlış enerji politikalarına bağlamak mümkündür.

Dünya maden potansiyeli içinde ülkemizin payına bakıldığında,bor, toryum, linyit, mermer, manyezit, nadir toprak elementleri, zeolit, trona, barit, feldspat ve sodyum sülfat gibi madenlerde önemli miktarda rezerve sahip olduğumuz ve rekabet gücümüzün yüksek olduğu bilinmektedir. Dolayısıyla, bu kaynakların işlenmesi, bunlardan, önce yarı mamul, daha sonra mamul ürünlerin üretilmesi ve bu ürünlerin ilgili sanayi dallarında kullanımının desteklenmesi gibi uluslararası piyasalarda rekabet gücümüzü arttıracak önlemlerin alınması gerekmektedir. Ayrıca bu mamullerin yeni kullanım alanlarının belirlenmesine yönelik bilimsel ve teknolojik araştırmaların yapılmasının teşvik edilmesine ihtiyaç vardır.

Oysa ülkemizin zengin maden kaynaklarının ruhsatının yabancı şirketlere büyük oranda satıldığı basında yer almaktadır.

*

Madenlerimizi maden emekçilerinin yönetmesi en büyük dileğimizdir.
BİRLEŞİK KAMU İŞ

Merkez Yönetim Kurulu