8 MART DÜNYA EMEKÇİ KADINLAR GÜNÜ, 160 YIL SONRA BİLE UMUT OLMAYA YOL GÖSTERMEYE DEVAM EDİYOR!

8 MART DÜNYA EMEKÇİ KADINLAR GÜNÜ, 160 YIL SONRA BİLE UMUT OLMAYA YOL GÖSTERMEYE DEVAM EDİYOR!

8 MART DÜNYA EMEKÇİ KADINLAR GÜNÜ,

160 YIL SONRA BİLE UMUT OLMAYA YOL GÖSTERMEYE DEVAM EDİYOR!

           

8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü’nün önemi ve anlamı her geçen gün mücadelemizde aydınlatıcı bir rol üstleniyor. Her ne kadar içi boşaltılmaya çalışılsa da 8 Mart bizlere yol göstermeye devam ediyor.

8 Mart 1857 tarihinde ABD’nin New York kentinde 40.000 dokuma işçisi daha iyi koşullarda çalışma istemiyle greve başladı. Bu direniş esnasında çıkan yangında fabrikaya kilitlenen 129 kadın işçi yaşamını yitirdi.

 129 kadın işçi “eşit işe eşit ücret” istedikleri için katledildiler.

 129 kadın işçi “daha iyi koşullarda yaşamak” istedikleri için katledildiler.

  129 kadın işçinin yaşamına mal olan alevler tüm dünyayı sardı ve kadınların önünde ışık olmaya devam ediyor.

Amerikalı Dokuma İşçilerinin bu eyleminde, kadınlar ön saftaydı. Çünkü onlar, insanın insanı sömürdüğü kapitalist sistemde iki kat sömürüye tabidirler, birincisi işçi oldukları için, ikincisi kadın oldukları için.

Kapitalist sistem işçi sınıfına ve emekçilere gözü dönmüş bir şekilde saldırmaktadır. Emperyalistlerin talan ve soyguna dayalı saldırıları, kadınların kölelik zincirine yenilerini eklemektedir. Ekonomik, sosyal, siyasal, kültürel ve psikolojik her alanda emekçi kadınların yaşamını alt-üst etmektedir.

 

Kadınlarımız emperyalist sömürünün pervasızlaşmasıyla birlikte tüm dünya ülkelerinde ciddi bir saldırıyla karşı karşıya kalmıştır. Filistin’de, Balkanlarda, Afganistan’da, Irak’ta, Suriye’de ve ne yazık ki ülkemizde tecavüze uğrayan, diri diri yakılan, vahşice katledilen kadınlar bunun en somut örneğidir.

Kapitalist sömürü düzeninden kaynaklı sonuçlardan farklı olarak, kadınlarımız, bir yanda da aile içi şiddete maruz kalıyor. Şiddete hayır dediğimizde ise karşımıza ailenin kutsallığı çıkartılıyor. Ailenin kutsallığı ailenin erkeği, ya da diğer “erk”ler tarafından gelen tacizi, tecavüzü, dayağı, baskıyı görünmez kılıyor.

Siyasi iktidar bunları önlemek için gerekli yasal değişiklikleri yapmadığı gibi var olan yasaları da uygulamıyor ve haksız tahrik indirimi ile de şiddetin failleri korunuyor.

Siyasal iktidar nihai emeline ulaşmak için şimdi de halkımızın önüne Referandum dayatmasını koymuştur. Biz, aydın, Cumhuriyetçi, laik kadınlar olarak özgürlüğümüzün yolunu tıkayacak, kazanımlarımızı yok sayacak "Anayasa", değişiklikliğine  "Referanduma da" HAYIR, diyeceğiz.

Dişimizle, tırnağımızla, bin bir emek ve mücadeleyle elde ettiğimiz kazanımlarımıza el konmasına, yaşamımızın bir kişinin iki dudağı arasında olacağı yönetim modeline HAYIR, diyeceğiz.

Başkanlık Sistemi kabul edildiği takdirde, irademiz ipotek altına alınacak, bir erkeğin 4 karısından biri olacağız, yanında erkek olmadan dışarıya bile çıkamayacağız. O yüzden de biz kadınlar referandumda, Başkanlığa HAYIR, diyeceğiz.

Siyasal iktidar; 4+4+4 gerici eğitim sistemiyle kız çocuklarını okul dışı bırakıyor, bunun sonucunda çocuk gelin sayısı ve İmam Hatip Okullarının sayısı her geçen gün bilinçli olarak arttırılıyor ve bu okullar burslar verilerek özendirilmeye çalışılıyor işte bu yüzden HAYIR, diyeceğiz.

Yatağımızda bile sözümüz yok. Kadınlara: Üç çocuk doğurun, işinizden çıkın, evinize geri dönün teklifleri yapılmakta. Kadını kırıcı aşağılayıcı her türlü muamele kadına açıkça yapılmaktadır. Kadının müzik dinlemesi, alışveriş yapması, çalışması, erkeklerle tokalaşması ve hatta terlik giymesinin bile yasak olduğunun yazıldığı bildirileri,  Diyanet’in “Babanın öz kızına şehvet duyması haram değil!” fetvasını hala unutmadık, işte bu yüzden HAYIR, diyeceğiz.

Bu karanlık günlerden aydınlığa çıkmak için, OHAL’e,  Anayasaya, Tek Adam Rejimine karşı

hayırlarımızı birlikte çoğaltacağız, Kadın-Erkek hep birlikte omuz omuza barış içinde yaşayacağımız günleri, öreceğimize duyduğumuz inançla HAYIR, diyeceğiz.

Evde, mahallede, okulda işyerinde, mecliste, devlette sözün, kararın eşit paylaşıldığı eşitlikçi, katılımcı bir hayatı örmek için HAYIR, diyeceğiz.

 Bombaların gencecik insanlarımızı yaşamdan kopardığı, işsizliğin, pahalılığın, zammın, zulmün, özelleştirmelerin, tırmandırılan şovenizmin yaşattığı acı ve gözyaşına rağmen acıyı bal eylemek, kadın hak ve özgürlüklerini büyütmek ve sömürünün kaynağı olan emperyalizme karşı hayatın her alanında kadın-erkek omuz omuza örgütlenmek zorundayız. Örgütlenip, örgütlü hareket ettiğimiz takdirde, bu karanlık günleri güneşli günlere çevireceğiz mutlaka!

8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü, Emekçi kadınların mücadele günüdür. Bizde, 8 Mart 1857 yılında hayatını kaybeden kadınlarımızın yolunda yürüyeceğiz, dayanışmayı, mücadeleyi ve umudu büyüteceğiz ve önderimiz Mustafa Kemal Atatürk'ün "Şunu anlamak lazımdır ki dünya yüzünde gördüğümüz her şey kadının eseridir." sözünü mücadelemizde rehber edineceğiz ve nasıl ki  yaşamın yarısı biz kadınlarsa, mücadelenin ön saflarında da yine biz olacağız.        

KADIN ERKEK EL ELE, ÖRGÜTLÜ MÜCADELEYE!

HER GÜN 8 MART, HER GÜN MÜCADELE!

SELAM OLSUN 8 MART'I YARATANLARA VE YAŞATANLARA!

 

BİRLEŞİK KAMU İŞ

MERKEZ YÖNETİM KURULU