LOZAN ANTLAŞMASI;  ULUSUMUZUN BAĞIMSIZLIK VE ÖZGÜRLÜK BELGESİDİR !

LOZAN ANTLAŞMASI;  ULUSUMUZUN BAĞIMSIZLIK VE ÖZGÜRLÜK BELGESİDİR !

Ulusumuzun tarihindeki en önemli antlaşma Lozan Barış Antlaşması'dır. 24 Temmuz 1923 tarihinde İsviçre'nin Lozan şehrinde imzalanan antlaşma ile bütün dünya, emperyalizme karşı vermiş olduğumuz Ulusal Bağımsızlık ve özgürlük mücadelesinin zaferle sonuçlandığını kabul etmiştir. Türkiye Cumhuriyeti'nin sınırları belirlenmiş bağımsız ve özgür bir devlet olduğu Lozan Antlaşması ile dosta ve düşmana kabul ettirilmiştir.


Ulusumuzun tarihinde bu kadar önemli ve anlamlı olan Lozan Barış Antlaşması’nın Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan tarafından tartışmaya açılması kabul edilemez. Bu antlaşma ülkemizin varlık gerekçesidir. Tüm dünyanın kabul ettiği ve saygı gösterdiği antlaşmanın aradan geçen 93 yıla rağmen devleti temsil eden Sayın Cumhurbaşkanı tarafından tartışılmaya açılmasını talihsizlik olarak görüyoruz. Talihsiz açıklamanın yanı sıra Sayın Cumhurbaşkanı Lozan Antlaşması’na ilişkin birbiri ile çelişen iki açıklaması bulunmaktadır.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, 27’nci Muhtarlar Toplantısında yaptığı konuşmada "1920'de Sevr'i gösterdiler, 1923'de bizi Lozan'a ikna ettiler. Ege'de bağırsan duyulacak adaları biz Lozan'da Yunan'a verdik. Zefer mi bu?" ifadelerini kullandı.


Ancak yine Sayın Cumhubaşkanı, 24 Temmuz'daki Lozan mesajında ise "Bugün, Cumhuriyetimizin kurucu belgesi olan Lozan Barış Antlaşması’nın imzalanmasının 93. yıldönümüdür. Aziz milletimizin inanç, cesaret ve fedakârlıkla elde ettiği zafer, Lozan Antlaşması ile diplomasi ve uluslararası hukuk alanına taşınarak tescil edilmiştir. Bu anlaşma, yeni kurulan devletimizin tapusu niteliğindedir. Lozan Antlaşması’nın içeriği, bu anlamda başta milli irade ve demokrasi olmak üzere Türkiye Cumhuriyeti’nin sahip olduğu temel ilkelerin değeri, bugünlerde çok daha iyi anlaşılmaktadır." demiştir.

Cumhuriyetimizi ve devletimizi temsil eden Sayın Cumhurbaşkanının birbirinden tamamen farklı açıklamalarını halkımızın dikkatine sunuyoruz.


"15 Temmuz Türkiye'nin ikinci bir Kurtuluş Savaşıdır. 1920'de bize Sevr'i gösterdiler, 1923'te Lozan'ı bize razı ettiler" diyen bir Cumhurbaşkanı, AKP iktidarı ve onun döneminde yaşanan olayları kutsarken ülkemizin kurucu antlaşması ve Cumhuriyetimizin kurucu lideri Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ü her fırsatta tartışmaya açması kabul edilemez.


Cumhurbaşkanı bu ülkenin kurucu ve kurucu değerlerini ve önderlerinin tartışmaya açmaktan ve eleştirmekten vaz geçmelidir!


Birleşik Kamu-İş Konfederasyonu olarak; 15 Temmuz’dan sonraki amaç; bu darbe girişiminde sorumluluğu olanların yargı önünde gereken cezayı almaları ve Laik, Demokratik, Sosyal Hukuk Devletini korumak ise biz bu konuda üzerimize düşen görevi yaptık ve yapmaya devam edeceğiz. Ancak bu ülkenin kurucu değerlerini tartışılmaya açılmasını kabul edemeyiz ve etmeyeceğiz. Türkiye Cumhuriyeti Devletinin; laik, demokratik yapısının OHAL uygulamaları ve KHK ile tartışılmaya açılmakta ve değiştirilmek istendiği kaygısını taşımaktayız.


15 Temmuz Darbesi gerekçe gösterilerek bu düzenlemelerin yapılması kaygılarımızı daha da artırmaktadır.
Mustafa Kemal Atatürk ve arkadaşları Türk Devletini ortadan kaldırmayı amaçlayan Sevr Antlaşmasını tarihin çöplüğüne atarak 23 Temmuz 1923'te Lozan Barış Antlaşmasını imzalamışlardır. Bu antlaşma adını tarihe altın harflerle yazdırmıştır.


Lozan Barış Antlaşması’nın değersizleştirilmek istenmesine izin vermeyeceğiz.


Lozan Barış Antlaşmasına, Ulusal Kurtuluş Savaşımızın önderi Büyük Devrimci Mustafa Kemal Atatürk’e ve arkadaşlarının ilke, devrim ve değerlerine sahip çıkmaya devam edeceğiz. 


BİRLEŞİK KAMU-İŞ

MERKEZ YÖNETİM KURULU